NE ARAMISTINIZ ?
SPONSORUMUZ
    Güncel Nohut Alım Fiyatları
  • Güncel Nohut Alım Fiyatları
    Güncel Soğan Alım Fiyatları
  • Güncel Soğan Alım Fiyatları
    Güncel Patates Alım Fiyatları
  • Güncel Patates Alım Fiyatları
    Güncel Mısır Alım Fiyatları
  • Güncel Mısır Alım Fiyatları
    Güncel Kimyon Alım Fiyatları
  • Güncel Kimyon Alım Fiyatları
    Güncel Kanola Alım Fiyatları
  • Güncel Kanola Alım Fiyatları
    Güncel Haşhaş Alım Fiyatları
  • Güncel Haşhaş Alım Fiyatları
    Bitkileride Görülen Tüm Zararlılar
  • Bitkileride Görülen Tüm Zararlılar
    Zirai Terimler Sözlüğü
  • Zirai Terimler Sözlüğü
    Depo Hastalıkları
  • Depo Hastalıkları
    Bayilik Sınavı Için Kitap Özeti
  • Bayilik Sınavı Için Kitap Özeti
    Bayilik Sınavında Çıkmış Sorular Özeti
  • Bayilik Sınavında Çıkmış Sorular Özeti
    Bayilik Sınavı Için Kaynak Bulamayanlar Baksın
  • Bayilik Sınavı Için Kaynak Bulamayanlar Baksın
    Bayilik Özet Çalışma Soruları
  • Bayilik Özet Çalışma Soruları
SOSYAL MEDYA'DA BİZ
SİTE İSTATİSTİKLERİMİZ
  • Kategori Sayısı (26)
  • İçerik Sayısı (1325)
  • Yorum Sayısı (1204)

Yemeklik Tane Baklagillerin Önemi

turler arasi melezleme

Turler Arasi Melezleme

Günümüzde dünya nüfusunun hızlı artışı, sınırlı üretim kaynakları, eğitim yetersizliği, sosyo kültürel ve ekonomik etmenler, besinlerin dağıtım ve teknolojisindeki yetersizlikler ve çevre koşulları açlığın en önemli nedenlerindendir. Dünyadaki açlığın çözümü, dünya besin kaynaklanın ve özellikle de enerji, protein, vitamin ve mineral yönünden zengin olan besinlerin üretim ve tüketiminin yaygınlaştırılması gerektirmektedir. Bu yönden bakıldığında içeriğinde % 18-35 gibi yüksek oranda protein, vitaminlerce ve bazı mineral maddeler bakımından da zengin olan ve uzun süre bozulmadan saklanabilmelerinin ve nakliyelerinin hayvansal kaynaklı proteinlere göre daha ucuz olması nedeniyle yemeklik tane baklagillere daha fazla önem verilmesi yadsınamaz bir gerçektir.

 

Kişi başına günde tüketilen protein miktarı; ortalama olarak dünya da 70.9 g, Türkiye'de 85.0 g ve gelişmiş ülkelerde 104 g ve gelişmekte olan ülkelerde ise 61 g’dır. Ülkemizde günde kişi başına tüketilen protein miktarı, dünya ve gelişmekte olan ülkelerden daha yüksek iken gelişmiş ülkelerden ise daha düşüktür. Kişi başına günlük protein tüketiminin; dünya ortalaması olarak % 65’i bitkisel, %35’i hayvansal kaynaklı iken Türkiye'de % 80’i bitkisel, % 20’si hayvansal kaynaklıdır. Türkiye’de kişi başına günlük protein tüketimi bitkisel kaynaklı olup, bu oran dünya, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin oranlarına göre daha yüksektir. Ülkemizde tüketilen bitkisel kaynaklı proteinlerin büyük bir çoğunluğu yemeklik tane baklagillerden sağlanmaktadır.

 

Ülkemizde tüketilen protein miktarının büyük bir kısmının bitkisel kaynaklı olmasından dolayı, birim alandan baklagil olmayan bitkilere ve hayvansal ürünlere oranla daha fazla temel amino asit ürettikleri bilinen ve bu özelliklerinden dolayı düşük gelirli insanların protein ihtiyaçlarının karşılanmasında yemeklik tane baklagillerin daha etkin ve ekonomik bir bitki grubu olduğunu bilinen bir gerçektir. 

 

Bilindiği gibi yemeklik tane baklagiller sadece insan veya hayvan beslenmesinde değil aynı zamanda havanın serbest azotunu tespit edebilme yeteneklerinin bulunması nedeniyle (6 – 22 kg/da) toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini iyileştirmede de kullanılmaktadırlar.

 

  • Ülkemiz için tüketim Projeksiyonları ve üretim hedeflerimiz

Elde edilen değerlere göre ülkemizin yaklaşık olarak 2010 yılında 250 000 ton ve 2015 yılında ise 265 000 ton tüketim için fasulye üretimi yapması gerekmektedir. Ekim alanlarımızın çok fazla değişmeyeceği varsayılırsa, bu yıllarda yaklaşık 18 000 ton da tohumluk için üretim yapılması gerekeceği düşünüldüğünde 2010 yılında 268 000 ton ve 2015 yılında ise 283 000 tona çıkmak zorundayız. Bu yıla kadar en yüksek fasulye üretimimizin yaklaşık 195 000 ton olduğu düşünülürse; fasulye ekim a1anlanmızı veya ortalama verimimizi artıramazsak, iç tüketimi karşılamak için dışalım yapmak zorunda olduğumuz bir gerçektir.

 

Nohut bakımından ise ülkemizin 2010 yılında 458 000 ton ve 2015 yılında ise 483 000 ton yalnız tüketim için nohut üretimi yapması gerekmektedir. Fasulyede olduğu gibi ekim alanlarımızın sabit kalacağı varsayılırsa bu yıllarda yaklaşık 65 000 ton da tohumluk için nohut üretimine ihtiyacımız olacağı düşünüldüğünde toplam nohut üretimimizin 2010 yılında 523 0005 ton ve 2015 yılında 548 000 ton’a çıkması zorunludur. Üretimimizin yaklaşık nohut üretimimizin 550 000 ton olduğu, nohut ekim alanı ve veriminin değişmeyeceği varsayılırsa, 2015 yılına kadar yurtiçi tüketimimiz açısından bir tehlike söz konusu olmayacağı ancak, nohut dışsatımımız yok denecek kadar azalacağını rahatlıkla söyleyebilir.

 

Ülkemizin 2010 yılında 515 000 ton ve 2015 yılında ise 542 000 ton tüketim için mercimek üretimi yapması gerekecektir. Diğer bitkilerde olduğu gibi ekim alanlarımız artmayacağından ve bu yıllarda yine yaklaşık 48 000 ton da tohumluk mercimek üretimi yapılması gerektiği düşünüldüğünde toplam mercimek üretimimizin 2010 yılında 563 000 ton ve 2015 yılında ise 600 000 ton’a çıkması gereklidir. Mercimek üretimimizin yaklaşık 622 000 ton olduğu, mercimek ekim alanı ve veriminin değişmeyeceği varsayılırsa 2010 yılından itibaren mercimek yurtiçi tüketimimiz açısından bir tehlike söz konusu olmayacağı gibi, dışsatımımızda azalmaların olacağı yadsınamaz bir gerçektir.

 

  • Üretim Politikaları

Son yıllarda yemeklik baklagillerin hızla azalmaya başlamış ve 2006 istatistiklerine göre yemeklik tane baklagillerin ekim alanı 1251400 ha, üretimi ise 1606000 ton’dur. Nohut ekim alanı 524367 ha, üretimi 551 746 ve dekara verimi ise 105 kg, mercimek ekim alanı 424170 ha, üretimi 622634 ton ve dekara verimi ise 147 kg, fasulye ekim alanı 129052 ha, üretimi 195970 ton ve dekara verimi ise 152 kg, bakla ekim alanı 10539 ha, üretimi 21316 ton ve dekara verimi ise 202 kg, börülce ekim alanı 2925 ha, üretimi 2937 ton ve dekara verimi ise 100 kg ve bezelye ekim alanı 1566 ha, üretimi 4373 ton ve dekara verimi ise 279 kg’dır.

Yemeklik baklagil üretiminin yüksek olduğu 1985 - 1993 yılları arasında Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) düşük miktarlarda da olsa (nohutta % 5, fasulyede % 0.13, kırmızı mercimekte % 8 ve yeşil mercimekte % 23) alımlar yapmaktaydı. TMO’nin alım yapması, çiftçilerimiz için bir güvence ve yemeklik baklagil fiyatlarının oluşmasında rol almaktaydı. bir etken olmaktaydı.

1980’li yılların başında NAD (Nadas Alanlarının Azaltılması) Projesi devreye girmesiyle birlikte, nadas alanlarına ekilmeye başlanmış ve buna bağlı olarak ta özellikle nohut, kırmızı mercimek ve yeşil mercimekte ekim alanlarımız ve üretimimiz artmıştır. Ancak 1990’lı yılların başından itibaren bu bitkilerin ekim alanları hızlı bir şekilde azalmıştır. Buna bağlı olarak ta nohut ve mercimekte önemli bir dışsatımcısı olan ülkemiz son yıllarda bu özelliğini yitirmiştir.

Kanada’da 1986 yılında mercimek ekim alanı 131000 ha ve üretimi 171000 ton iken, günümüzde 536000 ha ve üretimi 519 000 ton’dur. Avustralya’da 1987 yıllına kadar mercimek ekim alanı ve üretimi yokken, bugün ekim alanı 130 000 ha ve üretimi ise 207 000 ton’dur. ABD'de 1986 yılında mercimek ekim alanı 65 000 ha, üretimi 81000 ton iken, günümüze kadar çok az dalgalanmalar göstermiş ve bugün 100 000 ha ve üretimi 110 000 ton’dur. Kanada’da 1990 yılların başına kadar nohut ekim alanı ve üretimi yokken, bugün 400 000 ha alana ve üretimi ise 455 000 ton’a çıkmıştır. Avustralya’da 1986 yılında nohut ekim alanı 67 702 ha, üretimi 62 600 ton iken, günümüzde nohut ekim 217 000 ha ve üretimi 199 000 ton’dur. 

 

Ülkemizin 1980’lerde mercimek ve nohut dışsatımında önemli konumdayken, mercimek ve tarımı hiç yapılmayan ya da çok az miktarda yapılan Kanada, Avustralya ve ABD’nin günümüzde mercimek ve nohut dışsatımında önemli ülkeler durumuna gelmesi oldukça düşündürücüdür. Bu ülkelerin ekim alanlarını ve üretimlerini önemli miktarda artığı yıllar, TMO’nin baklagil destekleme alımından vazgeçtiği ve buna bağlı olarak nohut ekim alanlarımızın ve üretimimizin azaldığı yıllardır. Bu ülkeler, Türkiye’den kaynaklanan mercimek ve nohut dış ticaretindeki boşluğu hemen doldurmuşlardır.

 

1980’li yıllarda yüksek olan ihracatımız 1990’lardan sonra hızla azalmış ve 2006 yılında ülkemizin yemeklik baklagil ihracatı 248 milyon $ dolar olarak gerçekleşmiştir. Ülkemizde 1997 yılından itibaren önemli miktarlarda bakliyat ithal edilmeye başlanmıştır. 2000 yılında 78 milyon $ olaşmış ve 2006 yılında ise 66 milyon $ olarak gerçekleşmiştir. 

 

Son yıllarda tarım (özellikle yemeklik tane baklagiller) üveyevlat muamelesi görmeye ve ihmal edilmeye başlamış ve sanayileşmeye daha fazla önem verilmiştir. Sanayileşmenin önemi yadsınamaz bir gerçek olup, her ülke sanayide muhakkak gelişmek zorundadır. Günümüzde yemeklik baklagil üretiminde ve tarımında önemli ülkeler olan Kanada, Avustralya, ABD, Fransa gibi ülkeler sanayide son derce gelişmiş ülkelerdir. Bu ülkeler sanayide son derce gelişmelerine rağmen hiçbir zaman tarımı ihmal etmemişler, aksine daha da geliştirmişlerdir.

Gelecekte yemeklik tane baklagil üretiminde zor duruma düşmemek için bugünden gerekli tedbirler alınmalı ve tarım desteklenmelidir. Dünyada ve özelliklede gelişmiş ülkelerde tarıma önemli destekler verilmektedir. Ülkemizde de tüm dünyada olduğu gibi desteklemelere önem verilmeli ve doğru şekilde destekleme yapılmalıdır.

 

Son yıllarda çiftçilerimize, nakdi olarak ve arazi varlığına göre ''Doğrudan Gelir Desteği" adı altında destek sağlanmaktadır. Oysa tohumluğa, gübreye, kimyasal ilaca vb. girdilere, kalite ve üretilen ürüne destek verilmelidir. Eğer tarımsal üretim için verilen desteğin girdilere, kalite ve üretilen ürüne verildiğinde verimlilik ve kalite artacaktır. 

 

  • YEMEKLİK TANE BAKLAGİLLERİN PROBLEMLERİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

 

  1. Yemeklik Tane Baklagillerde Çeşit Islahı ve Yetiştirme Teknikleri

Diğer ürünlerde de olması gerektiği gibi, yemeklik tane baklagillerde de; biyotik (hastalık ve zararlılara vb.) ve abiyotik (kuraklığa, soğuğa, tuzluluğa vb.) stres şartlarına dayanıklı, makinalı hasada uygun, kalitesi ve verimi yüksek, adaptasyonu iyi, yurtiçi ve yurtdışı tüketicilerinin isteğine uygun çeşitlerin geliştirilmesi gereklidir. Geliştirilen bu çeşitlerin tohumluğunun yeteri kadar üretilmesi, çiftçilerimize tanıtılması ve uygun yetiştirme teknikleri uygulanarak üretiminin sağlanması ile birim alan verimi artacak ve verim artışına bağlı olarak da birim maliyeti düşecektir. Düşük maliyetli ürün elde etmemiz de dünya yemeklik tane baklagil ticaretinde, diğer ülkelerle rekabet şansımızı artıracaktır. Yemeklik tane baklagillerin tarımında tohumluk, gübre, kimyasal ilaç kullanımı ve işgücü son derece önemli girdilerdir.

 

  1. Çeşit Islahı

Ülkemizde yetiştirilen yemeklik baklagil cinslerine ait tescilli yada üretim izinli 22 adet fasulye, 23 adet nohut, 21 adet mercimek, 2 adet börülce ve 4 adet bakla çeşidi vardır. Ancak ülkemizde çeşitli ekolojilerine uyum sağlamış, istenen özellikleri taşıyan yeterli çeşit bulunmadığından, eldeki çeşitlerin tohumluklarının üretilip çiftçiye ulaştırılmasında çeşitli sıkıntılar bulunmaktadır. Dağıtılan sertifikalı tohumluklar ise gerekli olan tohumluk miktarının çok altında kalmaktadır. Ayrıca baklagil üreticilerimizin sertifikalı tohumluğu kullanma alışkanlığının yok denecek kadar azdır. Ancak ekolojik koşullar nedeniyle kendi ürününden tohumluğunu sağlayamayan üreticiler veya bilinçli üreticiler sertifikalı tohumluk kullanmaktadırlar. Kaliteli ve yüksek verimli sertifikalı tohumluk kullanılması, hem yüksek verim hem de kaliteli ürün elde etmek için son derece önemlidir. Sertifikalı tohumluk kullanmak üretimde % 20’nin üzerinde verim artışına neden olmasından dolayı yemeklik baklagil üreticilerinin sertifikalı tohumluk konusunda bilgilendirilmesi gereklidir.

 

  1. Ekim Zamanı

Yemeklik baklagil yetiştiriciliği ile ilgili bir çok araştırma ülkemizde yapılmaktadır. Fakat bu araştırma sonuçları üreticilere aktarılamaması veya bu araştırma sonuçları ile belirlenen ekim zamanları üreticiler tarafından dikkate alınmadığında verimde önemli derecede azalmalar görülmektedir. Ülkemizde yemeklik baklagil yetiştiricileri kışlıkları, kışlık ekmekten kaçınmakta, yazlık ekimleri de hastalıklardan korumak için geç yapmaktadırlar. Kışlıkları çeşitleri kışlık ekmemek ve yazlık ekimlerde ise geç kalmak verimde önemli azalmalara neden olmakta ve buna bağlı olarak üretimde azalmalar olmaktadır. Bundan dolayı yemeklik baklagillerin zamanında ekim yapmak son derce önemlidir.

 

  1. Ekim Yöntemi

Ülkemizde yemeklik baklagillerde genellikle serpme ekim yöntemi uygulanmaktadır. Bu yöntemle yapılan ekimde tohumların homojen derinliğe ekilmeleri mümkün değildir. Ayrıca bu ekim yönteminde birim alana gereğinden daha fazla tohumluk kullanılmaktadır ki, buda maliyeti arttırmakta ve bakım işlerinin etkin yapılamamasından dolayı ürün kaybı daha fazla olmaktadır. Bu yönlerden dolayı sıravari ekim yönteminin yaygınlaştırılması ve birim alana ekilecek tohumluk miktarının iyi ayarlanması gereklidir.

 

  1. Gübreleme

Yemeklik baklagiller Rhizobium bakterileri vasıtasıyla havanın serbest azotunu toprağa fikse etme kabiliyetleri vardır. Fikse edilen bu azotun bir kısmını bitki kendi gereksinimi için kullanırken, diğer kısmını ise hasattan sonra toprakta kalarak kendisinden sonra ekilecek bitkinin kullanması için biriktirmektedir. Bu bakterilerle ortak yaşamın olabilmesi için, toprakta, ekilen baklagil cinsine özgü Rhizobium bakterisinin bulunmasına bağlıdır. Eğer, etkili ve o baklagile özgü Rhizobium bakterisi toprakta yok ise aşılama yapılması gereklidir. Bakteri aşılaması ile kullanılması gereken azotlu gübre miktarı azalacağından dolayı maliyetlerde düşecektir. Yurdumuzda yemeklik baklagil yetiştiriciliğinde gübre kullanımını fazla yaygın olmamakla birlikte son zamanlarda kullanımı artmıştır. Buda verimde olumlu artışlara neden olmaktadır.

 

  1. Sulama

Aynı zamanda sulamanın birim alandan kaldırılan ürün miktarını arttırdığı bilinen bir gerçektir. Sulu tarım alanlarında yemeklik baklagil cinslerinin yer almasıyla birlikte üretimleride artacaktır. GAP’ta sulamanın başlamasıyla birlikte mercimek ve nohut ekim alanı kaybına uğramasına rağmen sulamayla birlikte verimlerinde artışlar olmuştur. Son zamanlarda ülkemizde de görülen kuraklığın artmasıyla birlikte yemeklik baklagillerde de kuraklığa ve soğuğa dayanıklı kışında yetiştirilebilecek yeni çeşitlere ihtiyaç vardır.

 

  1. Hastalık ve Zararlılara Dayanıklılık

Nohut antraknozun da (Ascochyta blight) olduğu gibi, yetiştirici hastalıktan kaçma amacıyla ekimi geciktirmektedirler. Bu da verimin önemli derecede azalmasına sebep olmaktadır. Bu amaçla, hastalıklara dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesi son derece önemlidir. Ayrıca hastalık ve zararlılarla mücadelede uygulanacak yöntem ve ilaçların zamanında ve etkin biçimde yapılması üretimi olumlu yönde etkileyecektir. Sonuç olarak yemeklik baklagillerde biyotik stres şartlarına (hastalık ve zararlılara) dayanıklı ve yüksek verimli çeşitlerin geliştirilmesi kimyasal ilaçların kullanımını azaltacağından maliyette de azalma olacaktır.

 

  1. Çapalama

Yemeklik baklagillerde önemli bir girdi de işçiliktir. Ülkemizde çapalama (yabancı ot için) ve hasat harman işlemleri genellikle elle yapılmaktadır. Yemeklik baklagil yetiştiriciliğinde gelişmenin ilk aşamalarında yabancı ot kontrolü son derce önemlidir. Sıravari ekim yapılmayan alanlarda, makine ile yabancı ot kontrolü yapılamayacağından elle mücadele zorunlu olmaktadır. Bu da yemeklik baklagillerde maliyeti artırmaktadır.

 

  1. Hasat ve Harman

Yemeklik baklagil tarımında diğer önemli bir sorunda hasat ve harmandır. Hasat ve harman işlemleri de büyük bir çoğunlukla makine ile yapılmadığından elle yolma şeklinde hasat yapılmaktadır. Bununda dolayı bazı cinslerin zamanında hasat edilememesi sonucu tane dökülmesi v.b. sebeplerden dolayı ürün kaybı artmaktadır. Bu kayıpları önlemek için mekanizasyonun sağlanması ile daha az dane kaybı ve üstün kalitede tane ürünü elde edilmesini sağlayacağı gibi maliyeti de düşürecektir.

 

  1. Yemeklik Tane Baklagillerde Depolama ve Standardizasyon

Yemeklik tane baklagilleri yurtiçi ve yurtdışı tüketime sunarken standardizasyona (sınıflandırılması, derecelendirme, ambalajlama ve paketlerne vb.) önem verilmelidir. Standart kalitedeki ürünü düzenli olarak pazara sunamaz ve yeterli tanıtımı yapamazsak, yemeklik baklagil dış satışımızı arttıramayız. Standart olmayan, Buruchus’lu ve paketlenmemiş ürünleriz dış satımlarımızı olumsuz etkilemektedir. Yemeklik baklagillerde kaliteyi düşüren etmenleri en aza indirmek amacıyla tüm yetiştirme tekniklerinin en iyi şekilde uygulanmasının yanında depolama ve standardizasyonuna da önem verilmelidir.

 

 

Kaynak; Doç Dr. Ercan Ceyhan

Konu Hakkındaki Yorumunuz

Bu konuyu yararlı buyduysanız, konuya yorum yaparak bize en güzel teşekkürü etmiş olursunuz!

Bu Konu Hakkındaki Görüşler

Sizlere daha kalite hizmet verebilmek için konu hakkındaki yorumlarınız bizim için çok önemlidir.
Lütfen iki satır dahi olsa konu hakkındaki görüşlerinizi yazınız!
Saygılarımla,

[1] - [1 to 1] 1
Kanola Tarımı

Kanola Tarımı

Bir yağ bitkisi olan kanola (Brasicca napus Oleifera sp.), ülkemize Balkanlardan gelen göçmenlerle kolza ve rapiska adı ile 1960 yıllarında getirilmiştir. Kanola ekilişi son yıllarda, başta Trakya ...

Kinoa (quinoa) Yetiştiriciliği

Kinoa (quinoa) Yetiştiriciliği

Kinoa taneleri yüksek oranda demir, kalsiyum, protein, magnezyum, çinko içerir. Kinoanın protein özelliği sadece miktarı ile sınırlı kalmıyor. Bu proteinler, çok yüksek kalitede ve bütün temel amin...

Yonca Yetiştiriciliği

Yonca Yetiştiriciliği

Yem bitkilerinin kraliçesi olarak adlandırılan yonca, tarımı yapılan yem bitkilerinin hemen hepsinden daha yüksek bir yem değerine sahiptir.Son yıllarda kuru ot olarak değerlendirilmesi yanında, si...

Yulaf Yetiştiriciliği

Yulaf Yetiştiriciliği

Yulaf toprak seçiciliği, çavdardan sonra en az olan serin iklim tahıl cinsidir. Yeterli nemi olan fakir topraklarda bile yetiştirilebilmektedir. Yulaf bataklık alanların tarım arazisine çevrilmesin...

Yem Bitkilerinin Ekim Zamanı Ve Metodu

Yem Bitkilerinin Ekim Zamanı Ve Metodu

Ekim;Çevre faktörleri, ekim nöbeti ve ekilen yem bitkilerinin türü gibi çeşitli etkenlere bağlı olarak, yılın değişik zamanlarında yapılabilir. Ekim zamanları şunlardır;İlkbahar Ekimi, Yaz Ekimi, S...

Şeker Pancarı Yetiştiriciliği

Şeker Pancarı Yetiştiriciliği

Şeker pancarı dekar başına yüksek verim ve gelir getirmektedir. Şeker pancarının bir başka yönü de Çok yüksek, önemli bir ön bitki etkisine sahip olmasıdır. Bu yönüyle de toprak verimliliğinin yüks...

Yemeklik Tane Baklagillerin Önemi

Yemeklik Tane Baklagillerin Önemi

Günümüzde dünya nüfusunun hızlı artışı, sınırlı üretim kaynakları, eğitim yetersizliği, sosyo kültürel ve ekonomik etmenler, besinlerin dağıtım ve teknolojisindeki yetersizlikler ve çevre koşulları...

Kinoa (quinoa) Yetiştiriciliği

Kinoa (quinoa) Yetiştiriciliği

Kinoa taneleri yüksek oranda demir, kalsiyum, protein, magnezyum, çinko içerir. Kinoanın protein özelliği sadece miktarı ile sınırlı kalmıyor. Bu proteinler, çok yüksek kalitede ve bütün temel amin...

Tohum Çeşitleri

Tohum Çeşitleri

Ülkemizde rapiska, rapitsa, kolza isimleriyle de bilinen kanola, kışlık ve yazlık olmak üzere iki fizyolojik döneme sahip bir yağ bitkisidir. Kanola tanesinde yüzde 38 ila 50 yağ ve yüzde 16 ila 24...

Yoncanın Toprak İsteği Ve Hazırlığı

Yoncanın Toprak İsteği Ve Hazırlığı

Yonca en fazla tınlı, kumu çok olmayan, yeter derecede kireç içeren toprakları sever. Kökleri derinlere indiğinden toprağın derin olmasını ister. Yonca yetiştirilen topraklarda iyi bir drenaja ihti...

Kanola Tarımı

Kanola Tarımı

Bir yağ bitkisi olan kanola (Brasicca napus Oleifera sp.), ülkemize Balkanlardan gelen göçmenlerle kolza ve rapiska adı ile 1960 yıllarında getirilmiştir. Kanola ekilişi son yıllarda, başta Trakya ...

Korunga Tarımı

Korunga Tarımı

korunga Özellikle Doğu Anadolu’da yetiştirilen bir baklagil yem bitkisidir. Korunganın yeşil otunun şişirme özelliği olmadığından hayvanlara verilebilir. Kuru otu da besleyicidir.Toprak yönünden fa...

Yonca Tarımı

Yonca Tarımı

Yonca Uzun ömürlü çok yıllık bir baklagil yem bitkisidir. Protein oran %10 -19 arasında değişir. A vitamini ve mineral maddelerce zengindir. Bileşiminde bulunan hidrosiyonik asit hayvanlarda şişkin...

Saman Silajı

Saman Silajı

Saman Silajinda Arpa ve buğday samanı Protein ve kalsiyum gibi besin maddeleri bakımından fakirdir ve hayvanlara dolgu maddesi olarak verilmektedir. Hayvan başına 3-5 kg kadar verilebilir.