Tarla Bitkileri » Yemekli Baklagillerin Islahı

Yemekli Baklagillerin Islahı Yemeklik baklagillerin tümü Leguminosae familyasının kapsamı içerisinde bulunan Papilionoidae alt familyasında yer alan yemeklik baklagil genuslarının çiçek yapısı aşağıda anlatıldığı gibidir. ÇIÇEK: Yemekli baklagil genuslarında axillariy çiçek durumu mevcuttur. Yani çiçekler yaprak sapının gövde ile birleştiği noktadan yaprak koltuklarından çıkarlar. Çiçek salkım şeklindedir. Yani bir çiçek ...

Yemekli Baklagillerin Islahı

YEMEKLİK BAKLAGİLLER

Bu bölüm içinde yemeklik baklagillerden; fasulye, bezelye börülce, mercimek, nohut ve baklanın ıslahları incelenmiştir.


Yemeklik Baklagillerin çiçek yapısı

Yemeklik baklagillerin tümü Leguminosae familyasının kapsamı içerisinde bulunan Papilionoidae alt familyasında yer alan yemeklik baklagil genuslarının çiçek yapısı aşağıda anlatıldığı gibidir.

Çiçek: Yemekli baklagil genuslarında axillariy çiçek durumu mevcuttur. Yani çiçekler yaprak sapının gövde ile birleştiği noktadan yaprak koltuklarından çıkarlar. Çiçek salkım şeklindedir. Yani bir çiçek sapı üzerinde, özel sapçıkla esas çiçek sapına bağlanan bir ya da daha fazla sayıda çiçek bulunur.

Baklagil bitkilerinde çiçek, dış görünüşü itibariyle kelebek şeklini andırır. Genel olarak bir baklagil çiçeği beş farklı organdan oluşmaktadır.

a) Çanak yapraklar (Sepaller): Çiçeği en dıştan saran yeşil renkli olan kısımdır. Beş çanak yaprağın alt kısımlarının birleşerek bir boru teşkil etmesiyle meydana gelmişlerdir. Bu boruya (Calyx ismi verilir. Birleşmeyen üst kısımları ise 5 parçalıdır. (diş). Calyx’in ve çanak yaprakların uzunluğu, şekli, büyüklüğü, üzerindeki damarların bariz olup olmayışı, dişlerinin bir kaçını dumara uğrayıp uğramaması bakımından değişiklikler gösterirler. Bu karakterler baklagil türlerinin teşhisinde çoğu kez önemli rol oynarlar. Dştan çanak yaprağa bağlanan kısa veya uzun saplara çiçek sapı “pedicel” isme verilmektedir.

b) Taç yapraklar (Petaller): Çiçeğin renkli kısmını meydana getirirler. Taç yapraklar, çanak yapraklarda olduğu gibi birbirine benzemezler. Petaller beş adet taç yaprağından oluşmuştur. Şekil, büyüklük ve durumları itibariyle farklılıklar gösterirler. Taç yapraklar üç ayrı durum gösterirler.

A) Bayrak (Vexillum): Arka tarafta bir adet büyük ve genellikle çiçeğe rengini veren taç yaprak bayrakçık olarak bilinir. Beyaz mavi, kırmızı, menekşe, pembe renkler gösterir ve damarlıdır. Bayrak yaprağı alt kısımda birleşmiş, bir boru teşkil etmiştir ki bu boruya “Coralla” adı verilir. Üst kısmı geniş, yuvarlak ve hafif geriye doğru bükülmüştür. Bayrak yaprak göz alıcı renklere sahip olduğu için de genellikle böceklerin çiçeğe gelmelerinde rol oynar.

B) Kanatcıklar: Bunlar bir çift olup çiçeğin iki tarafında kanat şeklindedirler. Birbirleriyle birleşmişlerdir. Yalnız taban kısımlarında bulunan tırnak vasıtasıyla çiçek tablasına bağlanırlar. Renk ve büyüklük bakımından bitki türleri arasında farklılık gösterirler. Bunların vazifesi çiçek açmadan önce, kayıkçığın içinde bulunan cinsiyet organlarının korunmasında yardımcı olmaktır.

C) kayıkçık (Carina): Çiçeğin en iç kısmında bulunan iki taç yaprağı birer kenarlarndan birbiri ile birleşerek kayık şeklini almışlardır. Kayıkçık içerisinde çiçeğin üreme organları yer almaktadır. Çiçek genç iken çiçeğin üreme organları kayıkçık içerisinde mahfuz bulunur. Çiçek olgunlaşmaya yani erkek orgnalar çiçek tozu vermeye hazır olduğu zaman kayıkçığın uç burnu, çiçeği ziyarete gelen böcekler vasıtasıyla yırtılır ve kayıkçık içerisinde yay gibi duran erkek organlar dışarı fırlar. Böylece etrafa yayılan çiçek tozları dişicik (stigma) tepesi üzerine konarlar. Yemeklik baklagillerin hemen hepsi kendine döllektir. Yani tozlaşma çiçeklerin açılmalarından önce vuku bulmaktadır.

c) Erkek Organlar (Androecium): Kayıkçık içerisinde yer almışlardır. Baklagil bitkilerinde çiçek on adet erkek organ ihtiva eder. Bunların üstte bulunanı serbesttir. Diğer erkek organlarla birleşmez. Diğer dokuz erkek organın sapçıkları birleşerek bir kın meydana getirirler. Erkek organların çiçek tablası ile bağlantıları vardır. Erkek organların bu durumuna “Diapelphous” ismi verilmektedir. Bazı baklagil bitkilerinde ise erkek organların onu da, alttan uzunluklarının 1/2 - 1/3’ü boyunca ince bir zar halinde birleşmişlerdir ve bu durum da bir kardeşli “Monodelphous” denir. Yemeklik baklagil genuslarında en çok diadelphous durumu görülmektedir.

d) Dişi organ (Gynoecium): Dişi organ, dişicik başı (stigma), dişicik borusu (stayl) ve yumurtalıktan (Ovarium) ibarettir. Yumurtalık tek bir karpelden ibaret olup, içerisinde bir ya da daha çok sayıda yumurta hücresi taşır. Dişicik başı (stigma) iki parçalı ve tüylüdür.

c) Çiçek tablası (recaptabl): Yukarıda belirtilen çiçek organlarının oturduğu kısma verilen addır ve çiçek sapının üzerinde bulunur.

Tozlaşma ve Döllenme

Yemekli baklagillerin hemen hepsi kendi çiçek tozları ile dölenen autogam bitkileridir. Ancak, özellikle çiçekleri büyük ve göz alıcı renkte olan cinslerde epey yüksek oranda yabancı tozlanma ve döllenme yani allogami ortaya çıkmaktadır. Örneğin; baklada tabi olarak % 30-35 yabancı döllenme görülmektedir.

Erkek organların kayıkçık içinden çıkıp serbest hale geçişi, ya tabii açılış şartlarının uygun olduğunda ya da böcekler yardımı ile olur. Böcekler çiçek tozu toplamak için çiçeğe geldiklerinde, kayakçık ve kanatçıklar üzerine konarlar ve ağırlıkları ile de kayıkçıklar açılır, dişçik borusu ve erkek organlar dışarıya fırlarlar. Ancak genellikle yemeklik baklagillerde çiçek, böcekler gibi diğer dış etkenlerle erken açılma durumuna gelmezse, çiçek açılmadan 1-2 gün önce dişicik ve çiçek tozları olgun hale gelir ve tozlama döllenme olur. Yukarıda da görüldüğü gibi olgun çiçek tozları böcekler ve rüzgârlarla taşınarak yabancı tozlama ve dölleme de ortaya çıkarılabilir.


FASULYE

Genetiği

Fasulyede morfolojik karakterlerde görülen farklılıklar çeşitlerin tanımında önemlidir. Bu nedenle pratik ıslah çalışmalarında bu farklılıkların bilinmesi gerekir.

Gövde: Fasulyede bitki yüksekliğine göre iki tip ayırdedilir. Ana sapta 4-8 adet oldukça kısa boğumarası bulunan fasulyeler bodur fasulye olarak bilinir. Ana sapta sayıca daha fazla ve çoğunlukla uzun boğumarası bulunan fasulyeler de sırık fasulye olarak isimlendirilir. Bitkide boğumarası sayısı üzerine üçgen çiftinin etkili olduğu bildirilektedir. Aa gövdenin sarılıcı olmasını, Cc boğumarası sayısını ve Bb geni de boğumarasının uzun ya da kısa olmasını idare etmektedir. abc genotipi 3, AAbc genotipi 13, AABBc genotipi 15 ve AABBCC genotipi ise 17 boğumarasından oluşmaktadır. Melez azmanlığı ve uygun yetiştirme koşulları toplam boğumarası sayısını 20’ye kadar çıkabilir.

Bodur fasulye formlarında ana sap salkım ile sonuçlandığı halde, sarılıcı formlarda yalnızca yaprak koltuklarında çiçek salkımı bulunmaktadır. Gövdenin sarılıcı olması bodur olmaya dominanttır ve Fin-fin gen çifti ile idare edilir. Yapılan son çalışmalarda ise gövdenin bodur veya sarılıcı olması üzerine üç büyük gen ve yardımcı genlerin etkili olduğu belirlenmiştir. Fasulyede gövdenin rengi yeşil, kırmızı ve pembedir. Yeşil dışında rastlanan renkler ya gövdenin dip kısımlarında ya da tüm gövdeyi kaplamış olan bu renklilik çiçek rengi ile ilişkilidir.

Yapılan melezleme çalışmalarında melez azmanlığının (heterosis) belirlenmiştir. Üç büyük faktör ABC ve üç değişken faktör PRS, heterosis üzerine etkilidir. İlk generasyon azmanlık gösterir F2 generasyonunda seçilen F3 bitkileri F2 bitkilerine oranla daha fazla heterosis göstermektedir. Heterosis bitki boyu boğumarası sayısı ve uzunluğu, yaprak büyüklüğü, bakla sayısı ve büyüklüğü ile dane sayısı üzerinde de etkilidir.

Yaprak: Fasulye yaprakları normal olarak üç yaprakçıktan oluşmuştur. Bunların büyüklük ve formları farklıdır. Genellikle görülen üç yaprakcıklı yapraklar yerine resesif uni geninin etkisiyle tek yaprakcıklı büyük yaprakların oluştuğunu belirtmiştir. Tek yaprakcıklı olma üzerinde, dallı çiçek salkımını oluşturan resesif ram geni de etkili olmaktadır.

Fasulyede ana sap üzerinde yapraktan dizilişi yatık ya da diktir. Aynı zamanda yaprak sapının düz ya da eğimli olması yaprak formunu oluşturur. Böylece baklalar yapraklar üzerinden görülebilir. Bu durum Sur geni ile idare edilen dominant bir karakterdir.

Çiçek: Bodur fasulye formlarında terminal ve axial çiçek salkımları bulunur. Genellikle çiçek salkımı ekseni 2-6 boğumdan oluşur ve her boğumda iki çiçek bulunur. Basit çiçek salkımı Ram Iter, iki dallı çiçek salkımı ram Iter, üç dallı çiçek salkımı da ram iter genleriyle idare edilir. Resesif lo geni çiçek salkımının kısa olmasını ilo geni ise 5-7 boğumaralı olmasını sağlar.

Fasulye çiçekleri çoğunlukla beyaz, mor ve açık leylaktır. Renkli çiçekliğin beyaz çiçekliğe dominant olduğunu bilinmektedir. Renkli çiçekler P ve T temel genlerini taşımaktadır. Bunlara ek olarak V ya da vlae genli çiçekler açık leylak renkli olur. V geni aynı zamanda dane rengi üzerinde de etkilidir. Bu durum genellikle beyaz çiçekli çeşitlerde danelerin beyaz renkli olmasının genetik açıklanması olmaktadır. Bazen renkli daneli çeşitlerde de çiçek rengi beyaz olmaktadır. Çünkü dane kabuğu rengini oluşturan belirli renk genleri ve allel v geninin çiçek rengi üzerine etkisi yoktur. Erken ve geç çiçeklenmeyi sağlayan dominant gen üzerinde değişen çevre koşullarının etkisi büyük olmaktadır.

Bakla: Fasulyede büyük baklalık küçük baklalığa, geniş baklalık dar baklalığa dominanttır. Bakla uzunluğu üzerinde 3, bakla genişliği üzerine 2 ve bakla kalınlığı üzerine de 1 genin eklemeli etkisin önemli olduğu belirtilmiştir. Te geninin normal uzunlukta (10-15 cm) bakla oluşturmasını karşın te geninin 5-8 cm uzunluğunda bakla oluşturduğu belirlenmiştir.

Fasulye baklaları, düz, içbükey (konkav) ya da dış bükey (konvex)’dir. Kıvrık olan baklaların çoğunluğu içbükeydir. Düz baklalılık kıvrık baklalığa dominanttır. Da geninin temel geni bu duruma sebep olmaktadır. Baklanın formu enine kesitiyle açıklanır ve bu yönden fasulyelerde eliptik, yuvarlak ve yassı tipler ayırdedilir. Bu durum yeşil baklalarda saptanır. Eliptik form Ea ve Eb genleri ile idare edilir ve eliptik form yuvarlak forma dominanttır. Yassı ve eliptik formla geniş baklalık kombine halindedir. Dar baklalık geniş baklalığa dominanttır. Burada Ta ve Tb genlerinin etkili olduğu saptanmıştır. Bakla uzunluğu büyük değişiklik gösterir. Bundan dolayı kesin bir genetik analiz yapılmamıştır.

Baklalarda parşömenli oluş ya da olmayış ile iplikli ya da ipliksizlik durumu çok önemli iki karakterdir. Baklada pörşümenliği belirleyen genler Fa, Fb, Fc ve Fd genleridir. İpliksizlik ise dominanttır.

Fasulyede bakla rengi çoğu kez yeşil, sarı ve yeşilimsi-gri beyaz arasında değişiklik gösterir. Bakladaki renk genlerini şöyle sıralanır; Y Arg: yeşil, Arg: sarı, Y arg: yeşilimsi gri ve y arg: beyaz. Baklanın mermer desenli olmasını Rst geni sağlar. Bu renklenmede Ro Pur koyu mor, pur pembe rengi oluşturur. Ro Pur ve ro pur genotipi ise normal yeşilidr. Baklanın parlaklığı ise resesif ace geni ile idare edilir.

Dane: Fasulyede dane büyüklüğü, danenin boyutları ve ağırlığı ile açıklanır. Genellikle multiple faktörlerin etkisi burada önemlidir. Bu genler, L1 l1 L2 l2 B1 b1 B2 b2 Th1 th1 Th2 th2’dir.

Danenin formu da fasulyede önemli bir karakterdir. Silindirik dane formu böbrek formuna (Ren geni ile yönetilir), yuvarlak dane formu yassı dane formuna  (Dep geni ile yöneltilir), belirsiz ya da az belirli hilum çok belirli hiluma (Fou geni ile yönetilir) dominanttır.

Fasulye dane kabuğu rengi çok değişiklik gösteren bir karakterdir. Dane kabuğunu renklerini oluşturan genleri aşağıdaki gruplarda toplamıştır:

a) Temel renk genleri (P ve Gri):

P geni dane kabuğunda kahverengi ya da sarı renk pigmentlerini oluşturur. Gri geni prenses ve Apolo çeşitlerinin melezlenmesinde bulunmuştur. Bu iki gen dominant olarak diğer renk genleriyle birlikte bulunur.

b) Tamamlayıcı renk genleri (C, J, Ins, Con, G,B, V ve R):

Bu sekiz gen temel dominant renk genlerinin (P ve Gri) bulunmasıyla değişik renkler oluşturur.

c) Renk değiştirci genler (Flav, Och ve Vir):

Bu genler dominant bazan da resesif olarak bulunurlar. Dane kabuğunun değişik renklerde çizgili ya da lekeli olmalarını sağlarlar.

e) Dane kabuğunun bir kısmının renklenmesini sağlayan genlerin (T ve E) bulunması, danede farklı renk dağılışını sağlar. Bunlar resesif T ve e genleriyle birlikte bulurusa farklı ksıım renklenmelerini sağlarlar. Örneğin dane kavuğunun bir kısmı renksiz olduğu halde diğer kısmı az ya da çok renkli olur.

Bağlı genler (Linkage)

Fasulyede çok sayıda gen bulunmasına karşın çok az sayıda gen arasında bağlılık saptanmıştır. Lampercht’in açıkladığı sekiz bağlı gen grubu şöyledir:

a) Can-20-Ins-28-Cor-15-R-8-C-20-Uc

b) Fb-13-Ea-15-Da

c) B-25-St

d) Rk-38-Br

e) Fin-31-No

f) Arg-27-Sal

g) Sur-28-Y-31-Cav-8Te-13-Miv-18-P. Dane ağırlığını idare eden bir ya da daha fazla multiple faktör P geni ile birlikte hareket eder.

h) V-35 Unc-13-la

Yukarıda gösterilen genler arasında değerler, Crossing-over oranlarını göstermektedir.

2.1.2. Sitolojisi

Birçok fasulye (Phaseolus) türü sitolojik yönden incelendiğinde (Phaseolus vulgaris, Phaseolus coccineus, Phaseolus lunatus, Phaseolus mungo, Phaseolus acutifolius, Phaseolus aureus, Phaseolus angularis) haploid kromozom sayısını n= 11 olarak saptanmıştır. Fasulye türlerinin aynı sayıda kromozomlu olmaları türler arasında kolaylıkla melezleme yapılacağı anlamına gelmez. Genellikle Phaseolus vulgaris ile yapılan başarılı melezlemeler, yalnızca Phaseolus vulgaris’in ana bitki olarak kullanıldığı melezlemelerden sağlanmıştır. Phaseolus vulgaris X Phaseolus mungo, Phaseolus vulgaris X Phaseolus glabellus,  Phaseolus vulgaris X Phaseolus coccineus ve Phaseolus vulgaris X Phaseolus dumosus.

FASULYE ISLAHI

Fasulyenin kökeni olarak bildiğimiz Amerika’da yerliler gelecek yıl ekecek oldukları fasulye tohumlarını ya kendi ürünlerinden ya da komşularından sağlamışlardır. Fasulye çiçekleri kendine döllek olduğu için tek bitki seçme işlemi kolaylıkla yapılır. Kendilenmiş materyalde açılmanın çok az olması nedeniyle, istenmeyen variyantların seçilip atılmasıyla, saf hatların elde edilmesi kolaydır. Bazen büyük böcekler ve arılar, kapalı çiçekleri açarak yabancı döllenmeye sebep olabilir ve böylece yeni genetik kombinasyonlar meydana gelebilir. Ya da koşullara göre çiftçiler yeniden seçmeler yapmıştır. Amerikan yerlileri büyük tohumlu büyük baklalı, çabuk pişme yeteneği, gösterişli tohum rengi ve bodur bitki habitusu gibi açıkça görülen karakterleri dikkate alarak tabii florada geniş ölçüde rastlanan varyetelerde seçmeler yapmışlardır. Bölgesel çevre koşulları da bu seçmeler üzerinde etkili olmuştur. Örneğin, çok kurak bölgeler kısa yağmur mevsimli olduklarından bu gibi yerlerde erken olgunlaşan bodur formlar, ilkbahar ve yazlık olarak yetiştirilmiştir. Kuru fasulye olarak kullanılan ve geç olgunlaşan sarılıcı formlar, halen geniş ölçüde uzun yağmur mevsimli olan nemli bölgelerde yaygınlaşmıştır. Böylece fasulyenin ovolasyonu, insanlığın seçmesi kadar yetişme bölgelerindeki iklim koşullarının da kontrolü altında olmuştur.

Bodur bitki formu, önemli birçok genetik değişiklikler ve birçok genlerin kaybolmasıa sebep olmuştur. Böylece yetiştiricilerin seçenekleri variyantları azalmıştır. Bodur fasulye diğer bölgelere dağıldıktan sonra birçok yaygın çeşit ortdaya çıkmış ve ıslah kaynağı olarak sınırlı seçmeler yapılmıştır. Eski anaçlardaki genetikçe zengin kaynaklar bilinçsiz olarakyok edilmiştir. Zayıf, hastalık ve böceklere dayanıklı olmayan, trokip Amerika’nın birçok bölgelerinde yetiştirilen fakat artan nüfusun besin ihtiyacını sağlaycak çeşitler bunun en açık delilidir. Amerika yerlileri bizim anladığımız anlamda fasulye ıslahı yapmamışlar kendilerine tabiatın verdiğini zekice kullanmışlardır. Hiçbir genetik bilginsine sahip olmadıklarından melezleme de yapmamışlardır. Bitki hastalıkları hakkında da bilgileri olmadığından hastalık ıslahı da yapamazlardır.

Binlerce yıldan beri yabani formlar bitki ıslahında kullanılmıştır. Son yıllarda fasulye kolleksiyonları elde bulunan genetik stokun dünyanın bu önemli besin kaynağının ıslahına başlangıç yapılabileceğini göstermiştir. Dolayısıyla fasulye ıslahında yeni bir çağ başlamaktadır. Bu, diğer bitkilerden elde ettiğimiz deneylere dayanan bir tahmindir. İlkel formlardan elde ettiğimiz çeşitlere genler taransfer edildikten sonra üründe yeni bir dirilme ve kararlılık ortaya çıkmaktadır. Örneğin, sadece fasulyenin bitki habitusu ve yapısı, tarlamızdaki verim artışına, kuraklığa ve diğer iklim koşullarına, hastalık ve böceklere dayanıklılığa, makineli hasada uygunluğa etkili olmuştur.

Fasülyenin Islah Amaçları

Fasulye ıslahında amaç,

1. Üstün verimli çeşit elde etmek (iklim ve toprak koşulları altında üstün verim sağlama).

Fasulye yetiştirildiğinde saptanan sorunlar parasal olanakların yeterliliği oranında kısa ya da uzun sürede çözümlenebilir. Fakat iyileştirilmesi önerilecek koşulların tam karşılığının alınabilmesi, çeşitlerin genetik yapılarının da değişikliğini gerektirmektedir. Bu amaçla yeni çeşitlerin geliştirilip ya da ıslah edilerek çiftçilerimize ulaştırılması zorunludur.

2. Çok çeşitli tüketim olanakları bulunan fasulyede ideal çeşit tanımı yapılamamıştır. Tüketici çevrelerinin isteklerine göre ıslah çalışmalarının yapılması a.) Taze tüketim (yeşil toplanan baklalar), b.) konservelik veya dondurulmuş gıda sanayi için (olgunlaşmamış daneler (shell beans)) c.) kuru dane için (olgun daneleri).

Fasulyenin taze sebze olarak tüketimi ya da konserve endüstrisinde kullanılması farklı yönlü çalışmalar gerektirir. Ayrıca çeşitli tüketici yörelerde bakla ya da danenin büyüklük form ve rengine göre istenen çeşitlerin geliştirilmesi de farklı çalışmaları gerektirir. Kuru dane ürünü için çeşit ıslahında genellikle bodur fasulye formları seçilmektedir. Kuru danede renk, irilik ve şekil kullanma gayesine bağlı olarak değişir (Bizde iri beyaz ve böbrek şeklinde tohumlar tecih edilir). Danenin kalitesi yönünden dane kabuğunun inceliği, iyi pişme kalitesi, lezzetlilik ve besleyicilik istenen özelliklerdir. Ayrıca danelerin tüketici çevrelerce aranan renk ve biçimde olması da önemlidir. Bazı tüketiciler beyaz daneli çeşitleri aradığı halde bazıları mermer desenli (örneğin barbunya) ya da kahverengi daneli çeşitleri aramaktadır. Konservelik çeşitlerde fasülye meyvelerinin uzun yuvarlak ve düzgün olması lazımdır (Yassı fasülyeler asla konservede kullanılmaz).

3. Kalitesi yüksek çeşitler geliştirmek; kuru dane ürününde eş zamanlı pişme, bitkide olgunlaşmanın mümkün olduğunca kısa süreli olması sonucudur. Çiçeklenme ve meyve bağlama süresi uzun olan çeşitler bu gereksinimi güçlükle karşılarlar. Beslenme yönünden de danedeki protein oranı ve protein içindeki kükürt kapsamlı animoasitler (methonine ve cytstine) oranının yüksek olması gerekmektedir.

4. Stres koşullara dayanıklı çeşitler geliştirmek (yörenin yüksek ve düşük sıcaklıklara toleranslı, kurağa dayanıklı ve önemli hastalık ve zararlılarına karşı dayanıklı ya da toleranslı)

5. Makinalı tarıma uygunluk yönünden bitki gövdesinin dikliği, baklaların toprak yüzeyinden yüksekte oluşması, danelerin eş zamanlı olgunlaşması ve baklaların çatlayarak ürün aybına neden olmayan çeşitler geliştirmek.

Islah Yöntemleri

Fasülye kendi çiçek tozları ile tozlaşan bir bitki olduğu için şu ıslah metodları uygulanmaktadır.

İntrodüksiyon

Bu yöndem tür ve form zenginliğine sahip olan köken bölgelerinden fasulye yetiştirilen yörelere çeşitlerin getirilip denenmesi ve uyum gösterenlerinin seçilmesi işlemlerini kapsar getirilen çeşitler iyi uyum gösterdiklerinde doğrudan doğruya üretimi alınırlar. Buna introdüksiyon denir. Bu metottan amaç; çevre şartalıran uyabilen verimi ve kalitesi yüksek olan fasülye çeşitlerini tespit etmek ve bu çeşitlerin tohumlarını üreterek çiftçiye ulaşmasını temin etmektir. İntrodüksiyon yolu ile temin edilen fasülye çeşitleri üç amaç için kullanılmaktadır.

a. Getirilen fasülye çeşitlerinin ülke şartlarında yetişebildiği kontrol edildikten sonra çeşitleri olduğu gibi kullanmak

b. Getirilen fasülye çeşitlerinden ülkemiz şartlarına en uygun karakteri gösteren bitkileri seçerek bunlardan yeni bir varyete meydana getirmek (Seleksiyon).

c. Getirilen fasülye çeşitleri, yerli fasulye çeşitleri ile melezlenmek suretiyle; verimi, kalitesi yüksek, hastalıklara daypanıklı yeni varyeteler elde etmek amacıyla kullanılmaktadır. Bazen gelen materyal karışım halindedir. Bu kez öncelikle gelen materyalin saflaştırılması gerekir. Bazen introdüksiyonla sağlanan materyal melezleme çalışmalarında anaç olarak kullanılacaktır. Bu kez materyal istenen karakterleri etkin biçimde taşımalıdır. Çünkü birçok durumda genlerin genetik çevresi değişince etkileri kaybolmaktadır. (Melezleme)

Seleksiyon: Bütün bitkilerin ıslahında kullanıldığı gibi, fasülye çeşitlerinin ıslahında da başarıyla kullanılan en eski bir metodtur. Seleksiyon, ister tabii olsun, ister insan eli ile yapılmış olsun esası aynıdır. Yani arzu edilen karakteri taşıyan bitki veya bitki grubunu karışık bir populasyondan ayırıp çıkarmaktan ibarettir. Yapılan seleksiyonun tesirliliği ve başarısı populasyondaki genetik variabiliteye (değişkenliğe) bağlıdır.

Fasülye çeşitlerinde kullanılan iki seleksiyon metodu vardır

Saf-Hat seleksiyonu (Teksel seçme): Saf-Hat seleksiyonunda protein, saf-hat adı verilen ve homozigot olan sadece tek bitkiden meydana gelir. Böylece saf-hat varyete bir tek bitkiden çoğaltılan tohumdan meydana gelmiştir. Saf-hat seleksiyonu ile elde edilen varyete, toptan seleksiyonla elde edilen varyeteden daha üsniformdur. Çünkü varyetenin bütün fertleri aynı genotie sahiptirler.

Saf-hat seleksiyonunda projenin kontorlü şarttır. Çünkü, seçilen bitkinin heterozigot olması durumunda açılım yapmar. Bu tip seleksiyonda yeni genotipler meydana getirilemez. Bu seleksiyonun başarısı seleksiyonu yapılan populasyonun genetik variyasyonuna bağlıdır. Populasyonun genetik variyasyonu geniş ise saf-hat seleksiyonu da o orada başarılı olur.

Saf-hat Teorisi: Bu teori 1903 yılında “Johansen” tarafından ortaya atılmıştır. Bu ıslahçı denemesinde “Princes” fasülyesini kullanmıştır. Önce fasülye populasyonundan tesadüfi olarak fasülyeler dane büyüklüklerine göre sıralanmıştır. Farklı büyüklükteki fasülye danelerinden elde edilen fasülye bitkileri de değişik büyüklükte fasülyeler vermiştir. Büyük tohumların, büyüklük yönünden döl ortalamaları, küçük tohumların döl rtalamasından yüksel olmuştur. Bunun anlamı, seçme ile büyük tohumlu olmaya etki eden genlerin seçilebilmesidir. Fasülye bitkisi kendine döllek olduğu için, tohumluk başlangıçta farklı saf-hatların karışımından teksel seçme ile elde edilmiştir. Büyüklük yönünden yapılan seçme, bitkiler homozigot olduğu için başarılı olmuştur.

Tablo 1- Aynı fasülye bitkisinin iri ve ufak tohumlarından elde edilen döllerde ortalama tohum ağırlıkları

Yıllar

Seçilen Tohumların Ortalama Tohum Ağırlığı

Elde Edilen Döllerde Ortalama Tohum Ağırlığı

Ufak Tohumlardan

İri Tohumlardan

Ufak Tohumlardan

İri Tohumlardan

1902

60

70

63

65

1903

55

80

75

71

1904

50

87

55

57

1905

43

73

64

64

1906

46

84

74

73

1907

56

81

69

68

Johansen, bu çalışmaya karışık fasülye tohumlarından seçmiş olduğu 19 saf-hattı ayrı ayrı ekmek suretiyle gelecek generasyonlarda yetiştirmiş. Sonuçta, bu küçük ve büyük fasülyelerin saf-hat dölleri arasında yine değişiklik görmüş, fakat aynı saf-hat içerisindeki büyük tohumlu fasülyelerin müteakip döllerinde, dane büyüklüğü ortalama ağırlık bakımından, küçük tohumlu döllerin fasülyeleriyle aynı olduğunu görmüştür. Bundan da anlaşıldığına göre; karışık genotipi bulunan bir populasyonda, kalıtımları farklı olan hatların elde edilmesinde seçme etkilidir. Fakat bir kez saf-hatlar ayrıldıktan sonra aynı hat içerisinde yapılacak olan seçmeler, ortalama olarak birbirlerinden aynı olması bakımından etkisizdir. Burada orjinal karışık fasülye populasyonundaki variyasyon hem çevre hem de genotipik şartlardan meydana gelmiştir. Fakat saf-hat içerisindeki ise sadece çevre şartlarından ileri gelmiştir. Bunların genotipleri, kendine döllenme devam ettikçe, oldukça sabit kalmaktadır.

Büyük tohumlu fasülyeleri, bitki başına düşen mahsül miktarını artırırlar ve her fasülyenin de ağır olmasını sağlar. Büyük tohumlar, küçük tohumlara göre bitki başına düşen bakla sayısını arttırmaktadır.

Autogam olan fasülye populasyonları az ya da çok sayıda farklı genetipteki bitkilerden oluşmaktadır. Böyle bir populasyondan bitki seçilir ve saf-hat meydana getirilir. Uzun yıllar boyunca köylerde nesilden nesile geçmiş olan “Yerel Çeşitler” seleksiyon için çok değerli kaynaklardır. Çünkü bu yerel çeşitler farklı genetopite olan fasülye safhalarını kapsarlar.

Fasülye ıslah çeşidlerinin bazı stres şartlara (hastalık ve kuraklık) dayanıksız olması, nedeniyle köylümüz, fasülye yetiştiriciliğinde yerel çeşitleri kullanmaktadır. Bu çeşitler asırlar boyunca aynı bölgede yetiştirildiklerinden bölge şartlarına çok iyi adapte olmuşlardır. Teksel seçmede ortaya çıkan çeşit, kendini döllemesi sonucu ortaya çıkan döllerin çoğaltılması ile sağlandığından, toptan seçme ile elde edilen çeşide oranla genetik yönden çok daha uniformdur.

Saf-hat (Teksel Seçme) seleksiyonunun fasülyede uygulanması yıllara göre şöyledir

Autogame bir bitki olan fasulye populasyonları az ya da çok sayıda farklı genotipteki bitkilerden oluşmaktadır. Böyle bir populasyonda belirli kriterlere göre üstünlük gösteren farklı bitkilerden yeteri kadar seçilerek saf hat seleksiyonu uygulanır.

Yurdumuzda yetiştirici tohumluğunu, genelde “yerel çeşitlerden” sağlamaktadır. Köylerimizde nesilden nesile geçmiş olan bu yerel çeşitler seleksiyon için çok değerli kaynaklardır. Uzun yıllar çevre koşullarına uyum göstermiş farklı genotipteki fasulye saf hatlarını kapsarlar. Böyle bir materyalden teksel seçme ile ortaya çıkan çeşit genetik yönden toplu seçme sonucu elde edilen çeşide oranla daha saftır. Ancak daha fazla emek harcama ve zamanı gerektirir.

Yöntemin fasulye ıslahında yıllara göre uygulaması şöyle yürütülmektedir:

Birinci yıl: Karışık olan fasulye populasyonu (yerel çeşit ya da etki bir çeşit) tohum istenilen özelliklere göre tiplere ayrılır ve her tip eldeki tohumluk miktarı dikkate alınarak 2 m’lik bloklara 60 x 20 cm ekim sıklığında en az ikişer sıra halinde ekilir. Her 10 hatta bir kontrol çeşidi ekilmelidir. Subjektif gözlemlere göre her tipte üstünlük gösteren bitkiler seçilerek ayrı ayrı hasat ve harman edilir

İkinci yıl: Seçilen her hattan sağlanan tohumlar ayrı sıralar halinde 2 m’lik bloklara ekilir. Ekim sıklığı bodur formlarda 50 x 15 cm, yarı sarılıcı formlarda 60 x 20 cm, sarılcı formlarda ise 80 x 25 cm olmalıdır. Yetiştirme süresince yapılan gözlemlerde tip dışı bitki bulunduran sıralar atılır. Kalan sıralar ayrı ayrı hasat ve harman edilir.

Üçüncü Yıl: Her hattan elde edilen tohumlu 10 hatta 1 kontrol çeşidi eklenerek 5 m.’lik bloklara ekilir. Ekim sıklığı bodur formlarda 50 x 10 cm, yarı sarılcı formlarda 60 x 15, sarılcı formlarda 80 x 20 cm olmalıdır. Bu dönemde yeterli tohumluk bulunuyorsa ekim, üçer sıralı ve tekrarlamalı önverim dönemleri biçiminde yapılır. Her hasat yılında, yabancı tozlanma ve mekanik karışımlar nedeniyle tohumluğun bozulmaması için parsellerde kenar sıralar tohumluğa katılmalıdır.

Dördüncü Yıl: Üstünlük göstererek seçilen iyi hat sayısı oldukça azalmış, tohumluk miktarı yeterince artmıştır. Bu nedenle dördüncü yıl çeşit verim denemelerine geçilir. Çeşit verim denemelerinde ekim sıklığı önverim denemelerinde olduğu gibidir. Ancak, parsel büyüklüğü en az 20 m2, 6 sıralı ve tekrarlama sayısı 4-6 olmalıdır. Altıncı yılın sonuna dek süren bu dönemde hatların tarımsal, teknolojik ve patolojik karakterlerinin kontrolü tamamlanır.

Yedinci yıldan başlayarak üstün saf hatlar bölge çeşit verim denemelerine alınır. Bu denemelerin değişik çevrelerde olması önerilir. Ekim sıklığı ve parsel boyutları çeşit verim denemelerinde olduğu gibidir. Dokuzuncu yıl sonuna dek süren bu denemelerde üstünlük gösteren saf hat ya da hatlar seçilir ve tescile gönderilir.

Bölge çeşit verim denemelerinin birinci ve ikinci yılında üstünlük gösteren saf hatların tohumları, elde edildikleri kurumlarca küçük çapta üretilir. Böylece saf hat, “çeşit” olarak tescil edildiğinde üretim için yeterli tohumluğun bulunması sağlanmış olur.

Onuncu yıl, tescil edilen çeşidin tohumlukları üreticiye dağıtılır.

Teksel seçme ile elde edilen çeşitler mutasyonlar, arasıra oluşan tabii melezlemeler, tarlada hasat-harman ve ambarlama sırasında meydana gelen mekanik karışmalar nedeniyle, zamanla saflıklarını yitirebilirler. Bu nedenle çeşidin saf tohumluğunu devamlı olarak elde bulundurabilmek için, zaman zaman seçme işlemi uygulanır. Buna “Muhafaza ıslahı” denilir. Bu çeşit ıslahta, çeşidin kendi özelliklerini taşıyan bitkiler dışında tip dışı bitkiler seçilerek atılır. Çeşidin tüm karakterlerini taşıyanlar ise, topluca hasıt ve harman edilirler. Örneğin Tombul, Çalı, Horoz, Dermason, Selanik, Battal, Şeker ve Barbunya uzun bir devre içinde seçilerek ortaya konan çeşitlerdir.

Toptan Seçme (Mass seleksiyonu)

Bu seleksiyonun antacı, üstün genotipleri seçmek ve bunların tohumlarını karıştırmak suretiyle populasyonun genel seviyesini inkişaf ettirmektir. Toptan seçmenin iki zayıf yanı vardır.

a- Seçilen fasülye bitkilerinin genotiplerinin homozigot mu yoksa Fenotipe bakılarak seçilen bitkilerin karakterlerinin ortam şartlarından mı yoksa genetik yapıdan mı ileri geldiğini kestirmek mümkün değildir.

b-Fasülye ıslahında toptan seçme ıslah amacına uygun olan bitkiler fenotiplerine göre toplu olarak seçilir, hasat ve harman edilir. Bu metodun teksel seçmeden olan farkı harmanı yapılıp tohumlarını karıştırılan bilki sayısının birden fazla olmasından ileri gelmektedir.

Bu seleksiyon metodu, fasülye tarımının tüm olarak çok sayıda yerel çeşitlere bağlı bulunduğu yurdumuzda, fasülye ıslahında çok önem taşımaktadır. Bu metodla çok sayıda genotip bulunduran fasülye yerel çeşitlerinin emniyetli ve hızlı biçimde ıslah edilmesi imkanı vardır. bu tip seçme geniş tutulduğunda başarı oranı daha da artar. Bu nedenle bu tip çalışmada çok sayıda bitkinin toptan seçilmesi önerilir. Metodun yılara göre uygulanması şöyledir:

Birinci yıl, fasulye populasyonu istenen özelliklere göre tiplere ayrılır. Her tip 2 m.’lik bloklara tohumluğun yettiği kadar 60 x 20 cm ekim sıklığında ekilir. Aynı tip içinde aynı morfolojik görünümdeki mümkünse 200 - 500 bitki seçilir ve bunlar topluca hasat ve harman edilir. Gerek duyulursa bu işlem birkaç yıl devam eder.

İkinci yıl: Standart çeşitlerle seçilen çeşit verim denemesine alınır. Eğer toptan seçme eski bir çeşidi saflaştırmak için yapılıyorsa, bu kez standart çeşit olarak saflaştırılması istenen çeşit kullanılır. Verim denemeleri 5 m.’lik parsellerde, 6.sıra ve 4-6 tekrarlamalı olarak yapılır. Ekim sıklığı bodur formlarda 50 x 10 cm, sırık formlarda 80 x 20 cm olmalıdır.

Üçüncü ve Altıncı Yıllar: İkinci yıl sonuçlarına göre seçilen çeşit adayları, standart çeşitlere bölge çeşit verim denemelerine alınır. Çeşidin adaptasyon ve uniformitesi saptanır. Denemelerin uygulanması verim denemelerinde olduğu gibidir.

Yedinci Yıl: Standart çeşitlerden üstünlük gösteren çeşitlerin tohumları çiftçiye dağıtılmak üzere üretime geçilir.

Toptan seçmesi daha iyi yapabilmek için birinci yıl yerel çeşitten seçilen çok sayıdaki fasulye bitkisi, ayrı ayrı hasat ve harman edilir. Seçilen bu bitkiler ikinci yıl ayrı ayrı ekilir. Gözlemlere göre üstünlük gösterenler üçüncü yıl birleştirilerek yerel çeşitle karşılaştırılır. Üstün bulunursa yeni çeşit olarak tescil edilir.

Melezleme

Melezleme, seleksiyonla sağlanmayan karakterlerin (hastalıklara dayanıklılık, dane karakterleri, erkencilik, verimlilik vb) çeşitlere aktarılması için uygulanması zorunlu bir ıslah yöntemidir.

Melezleme ve Açılan Generasyonlarda Seleksiyon:

Kendi çiçek tozu ile tozlaşan bitkilerde uygulanan melezleme metodu, iki varyeteyi çaprazlamak ve melez açılımında ortaya çıkan bitilerden ana ve babanın arzu edilen karakterlerini taşıyan bitkileri seçmekten ibarettir. Melezleme ile ana ve baba fasülye varyetelerinin üstün karakterlerini bir tek bitkide toplamak mümkündür. Melezlemede esas olan ana olarak seçilen fasulye bitkisinin erkek organlarının çiçek tozu açmadan önce koparılması, izolasyon torbasına alınması ve bilahare baba bitkiden alınan çiçek tozlarını öldürmeden ana bitkinin stigması üzerine taşınmasıdır.

Melezleme ıslahı, seleksiyonla sağlanamayan karakterlerin (hastalıklara dayanıklılık, tohum karakteri, erkencilik, verimlilik vb) çeşitlere aktarılması için uygulanması zorunlu bir ıslah metodudur. Bu metodda ilk ve önemli nokta anaçların seçimidir.

Melezleme Islahında Etkili Faktörler

a) Anaçların seçimi: Melezleme ile elde edilecek çeşit, eski çeşidin yerini alacağından, o bölgede yetişen çeşit anaçlardan biri olacaktır. İkinci anaç noksan olan karakteri kuvvetli biçimde taşımalıdır. Çünkü birçok durumlarda genlerin genetik çevresi değişince etkiler ortadan kalkmaktadır.

Bir bölgede yalnız verimi artırma yönünden bir melezleme yapılır da diğer karakterler dikkate alınmaz ise, aynı bölgede yetiştirilen iki fasülyede çeşidi anaç olarak esçilebilir. Böylelikle her iki çeşitteki verim genleri yeni çeşitte toplanmış olur. Bu gibi melezlemelerde ikinci anaç farklı ekolojiden de seçilebilir Bu gibi bazı major verim genlerinin bölgede yetişen çeşide aktarılması istenir.

b) Sıhhalti Bitki: Melezlemeden sağlanacak tohum miktarını azaltabilen bir faktör de, bitkilerin sıhhatli olmamasıdır. Bu nedenle iyi sonuç için, anaç bitkilerin hastalık ve böceklerden korunması gereklidir.

c) Kastrasyon (=Kısırlaştırma) ve tozlama için seçilecek çiçeklerde, anterler tozlanmaya yakın fakat patlamamış olmalıdır. Bu zamanda tepecik olgunlaşmış ve çiçektozu kabul eder duruma gelmiştir. Genç çiçekler küçük ve nazik olduklarından birçok durumlarda zarar görürler. Fasülye çiçeklerinde uygun kısırlaştırma zamanı, çiçek açımından 1 gün önceki durumdur. Bu devrede çiçek tomurcuğunda bayrak yaprak çok açık yeşilimsi beyaz ya da pembe renkli olarak görülmektedir. 16 tarla fasülyesi üzerinde yapılan araştırmalarda %1.42 oranında yabancı döllenme tespit edilmiştir.

Çiçeğe verilecek herhangi bir zarar, çiçek dökümünü artırır. Bunun yanında melezleme yapılan çiçek salkımındaki diğer meyve ya da çiçek tomurcuklarının atılması, melezlemede tohum tutma oranını arttırmaktadır. Bu nokta, normalde çiçek meydana geldiği durumlarda önem taşır.

d) Kuruma: Düşük dane tutma üzerinde en etkili faktör kurumadır. Eğer melezlemeden sonra çiçeğin iç kısımları kuruyacak olursa, çiçek dane tutmaz ve dökülür. Bu nedenle kısırlaştırma ve tozlama sırasında çiçek dikkatle açılıp kapatılmalıdır. Yapılan araştırma sonuçlarına göre kuru çevre koşullarında melezlenen çiçeğin etrafında nemliliğin artırılması dane tutmayı artırıcı etkide bulunmuştur.

e) Sıcaklık: Fasulyede yüksek ya da düşük sıcaklıklar çiçeğin dökülmesine ve dane tutmanın azalmasına neden olur. Eğer başka özel bir durum yoksa, en iyi sıcaklık seçimi fasulye bitkilerinin normal çiçeklenmesindeki sıcaklık ya da hafif serin olmalıdır.

f) Işık: Gün ışığı ve ışığın miktarı çiçeklenme ve tohum tutma üzerinde etkilidir. Sıcaklığın yüksek olduğu durumlarda, tozlanmadan sonra çiçeklerin gölgede bırakılması ya da ışığın düşüklüğü sıcaklığın olumsuz etkilerini önleme yönünde yararlıdır.

g) Hormonlar: Bazı araştırma sonuçlarına göre bazı hormonlar tozlamadan sonra uygulandıklarında çiçeğin dökülmesini önleme yönünde yararlı olmaktadırlar. Örneğin, 1 kısım gliserin + 4 kısım Karo mısırı şurubu karışımı Parachlorophenoxyacetic asitle doyurulur. 37.40 0C’de erimemiş olan parçacıkların çökmesi için bolca PCPA eklenir.

Berrak olarak hazırlanmış olan bu eriyik süzüldükten sonra Indolebutyric asit kullanılarak doyurulur. Böylece eriyik her iki büyüme hormonu yönünden doymuş duruma gelir.

Eriyikten küçük bir damla tozlanmış olan çiçeğin Calyx ya da çiçek tablasına bage, çelik tel vb ile sürülür. Böylece tozlanmadan sonraki çiçek dökümü azaltılır.

h)Kısırlaştırma: Bu amaçla açılmadan bir gün önceki büyüklüğe ulaşmış olan çiçek tomurcukları seçilir. Tomurcuk, sol elin baş ve işaret parmakları arasında, bayrak yaprağının (vexillum) kapanma yeri önde görülecek biçimde tutulur.

Keskin fakat düz uçlu bir pensle, bayrak yaprak birleştiği yerden dikkatlice açılır ve kısımlar ayrılır. Bayrak yaprağının sol yarısı (çalışanın solundaki kısım) ters çevrilir ve sol elin baş parmağı ile aşağıya doğru bastırılır. Sol kanatçık açılarak birleşmiş olan kayıkçzığın uç kısmının görünmesi sağlanır. Pensin bir ucu kayıkcık helezonunun son kıvrımına sokulur ve kayıkcığın iç kısmı döndürülerek soyulur. Böylece anterler ve dişicik borusuna bağlı bulunduğu yerden parça parça dikkatlice koparılıp çıkarılır ve atılır.

Anterlerin pek azı direkt olarak kopartılabilir. Büyük çoğunluğu tepecik ve dişicik borusunun meydana getirdiği kıvrım içinde bulunduğundan, dişicik borusunun uç kısmı, anterler koparılıncaya kadar yukarıda tutulur.

Bu işlemlerden sonra çiçek tozlama için hazırlanmış olur.

I) Çiçek tozlarının sağlanması: Bu iş için çiçek tozu keselerini yeni patlamış olan taze çiçekler seçilir. Çiçek kısırlaştırma işleminde olduğu gibi sol elle tutulur. Sağ elle çiçeğin sol kanatçığı aşağıya doğru bastırılarak patlamış olan çiçektozu keseleri ile tozlanmış olan tepecik ve dişicvik borusunun bir kısmı, kayıkçığın ucundan dışarı çıkar. Dışarı çıkan dişicik borusu koparılır ve tozlayıcı fırça olarak kullanılır.

Tozlanma Yöntemleri: Melezleme ıslahında temel, değişik melezleme yöntemlerinin bulunmasıdır. Araştırmada yüksek oranda başarılı melez elde etmek uygun tozlama yönteminin seçimiyle sağlanır. Fasulyede melezleme ıslahında yaygın biçimde kullanılan tozlama yöntemleri aşağıda açıklamıştır.

A) Çiçekleri kısırlaştırdıktan sonra

a) Sürtme Yöntemi: Kısırlaştırma sırasında kayıkçık parça parça koparılıp atılır. Daha önce anıldığı biçimde sağlanan çok sayıda tozlanmış tepecik, tozlanacak olan tepeciğin üzerine dikkatlice sürülerek tozlama yapılır. Çiçeğin bayrak yaprağı tekrar kapatılır, çiçek sapına bağlanan küçük bir etikette tozlamada kullanılan anaçlara ilişik bilgiler yazılır. Örneğin anaçların kütük no.ları ya da parsel no.ları gibi.

b) Bükme-Çengel Yöntemi: Bu yöntemin değişik olan yönü, tozlayıcı olarak kullanılan tepeciğin tozlanarak tepecik üzerine konulup bırakılmasıdır. Yöntemin sakıncalı yönü ise çiçektozu taşıyan tepeciğin tozlanacak tepecik üzerine takılma güçlüğü ve küçük bir hareketle tozlayıcı tepeciğin hemen düşmesidir.

c) Tekrar Tozlama: Hava koşullarına bağlı olarak tarladaki tozlama başarısı genellikle çok azdır. En uygun sonuç aynı tomurcuğun 1-2 gün arayla tekrar tozlanmasıyla sağlanabilir. Bu nedenle yukarıda anılan yöntemlerden herhangi biri kullanılarak çiçek iki kez tozlanır

Sürtme Yöntemi: Bayrak yaprağının ve kıvrımcılarının açılamsı; Kayıkçığın soldan koparılıp çevrilerek çıkarılması; Erkek organlarının kesilip çıkarılması; istenen çiçektozlarının tepeciğe sürülmesi; çiçeğin kapatılması ve anaçların etikete kaydı.

Bükme Yöntemi: Bayrak yaprağının ve kıvrımcılarının açılamsı; Kayıkçığın soldan koparılıp çevrilerek çıkarılması; Erkek organlarının kesilip çıkarılmasına kadar aynı; açık tozlanmış m tepecik tozlanacak tepecik üzerine bükülür.

B. Çiçekleri Kısırlaştırmadan:

a) Sürme Yöntemi Çiçeğin morfolojik yapısından yararlanarak bu yöntem uygulanır. Şöyleki; çiçek tomurcuğu sol elde tutulduğunda çalışanın solunda olan kanatçık aşağıya bastırılır. Böylece tepecik kayıkçığın ucundan dışarı çıkar. Daha sonra isenilen çiçektozları tepecik üzerine sürtülerek tozlama işlemi tamamlanır.

Büyük çiçekli olan fasulye türleri bu yöntemle kolaylıkla melezlenebilir. Phaseolus vulgaris L.’nin değişik çeşitlerinde başarıyla uygulanabilmiş bir yöntemdir. Yöntemin sakıncası, tozlanmak üzere kayıkçıktan dışarı çıkan tepeciğin tozlanmadan hemen sonra geriye çekilerek kendi çiçetozlarıyla tozlanma olasılığının bulunmasıdır. Bu durumda tepecik verilen baba yerine kendi çiçektozlarıyla tozlanmış olur.

b) Bağlama Yöntemi: Bu yöntemed sol yöndeki kanatçığın aşağı bastırılması sonucu kayıkçıktan çıkan tepecik, baba olarak kullanılacak çiçeğin çiçektozu tepeciği ile bağlanır. Bu bağlama tozlayıcı tepeciğin tozlanacak tepecikle kaykcık arasına sokulmasıyla sağlanır.

Yöntemin büyük yararı, tozlayıcı tepecik tozlanan tepecikle kayıkçık arasında kaldığından, tozlanacak tepeciğin tekrar geriye çekilerek kendi çiçek tozlarıyla tozlanma olasılığı yoktur. Yukarıda anıldığı biçimlerde tepecik tozlandıktan sonra, sol kısmı ters döndürülmüş olan bayrak yapak eski durumuna getirilir. Tozlanmış olan tepecik ile ikikanatçık şişe gibi kapatılır ve çiçek normale yakın duruma getirilir.

Havanın kurak olduğu yerlerde bayrak yaprak kısmen açıksa, genellikle ince olan dişicik borusunun kurumasını önlemek amacıyla, tozlanmış olan çiçek tomurcuğu çalışanın isteğine bağlı olarak sakızla, küçük sellofa teyp parçasıyla, kağıt bantla ya da erkek çiçeğin ıslatılmış bayrak yaprağı ile sanılır.

c) Sürtme Yöntemi: Bayrak yaprağının ve kıvrımların açılması; sol kanatçığın aşağı bastırılarak tepeciğin gözükmesi; çiçektozlarının tepecik üzerine sürülmesi ile gerçekleşir.

d) Bağlama Yöntemi: Bayrak yaprağının ve kıvrımların açılması; sol kanatçığın aşağı bastırılarak tepeciğin gözükmesisine kadar sürtme yönteminin aynıdır. Serbest tozlanmış tepecik açılmış tonlanmamış tepeciğin arkasına sokulur.

e) Melezlemede Başarı Oranı: Uzun yıllardır fasulye ile yapılan çalışmalarda melezlemenin çok güç ve sonucu belirsiz bir işlem olduğu anlatılmıştır. Bazı araştırıcılar, fasulye melezlemelerinde güçlükle karşılaşmışlardır. Tarla koşullarında yapılan melezlemeler genellikle başarılı olmamaktadır. Bu nedenle fasulye melezlemelerinin büyük çoğunluğu sera koşullarında yetiştirilen anaçlar arasında yapılmaktadır. Hollanda koşulları da %30-40; Almanya’da Max Blank Enstitüsü tarafından uygulanan çengel yöntemiyle %70-80; sellofan teyp yöntemiyle %50-60; bayrak yaprağı ıslatılıp tozlanmış çiçeğe sarmakla %48-75 oranında başarı sağlanmıştır.

Teksel Seçme (Pedigri) Yöntemi

Bu yöntemde istenen karakterlere uygun olarak seçilen anaçlar daha önce açıklanan yöntemlerin biriyle melezlenir. Melezlemeyi izleyen sürede F2’de açılma görülmeye başlandığında bu dönemde seçme işlemlerine başlanır. Yöntemin yıllara göre uygulanması şöyledir:

Birinci yıl istenilen karakterleri taşıyan anaçlar melezlenir.

İkinci yıl yeterli sayıda F1 bitkisi elde edebilmek amacıyla, tohumlar aralıklı olarak yetiştirilir. Ekim sıklığı bodur formlarda 60 x 20 cm, sırık formlarda 80x30 cm olmalıdır.

Üçüncü yıl, F2 dölünden seçilen herbir bitki ayrı sıralar halinde ekilir. Yetiştirme süresince yapılan gözlemlere göre fenotipik  farklılık gösteren sıralar atılır. Kalan sıralar üzerindeki fertlere “aile” ya da “hat” adı verilir. Bu F3 dölü içinden tekrar uygun bitkiler seçilir.

Beşinci yıl, F4 bitkileri F3 bitkileri gibi yetiştirilir. Bu dönemde hatların çoğu homozigotiye yaklaşmıştır. Ancak homozigoti tam olmadığı için F4’de de seçe işlemleri uygulanır. F2 ve F3 döllerinden seçilen hatların çoğu F4 dölü yetiştirilmesi sırasında atılır. Çünkü bu generasyonda hatlar arasındaki genetik farklılık F2 ve F3 generasyonlarından fazladır. F4 dölünde yapılan seçim sonunda genellikle 1-2 hat kalır.

Altıncı yıl seçilen hatlar F5 olarak genellikle ticari ekim sıklığında (bodur formlarda 50x10 cm, sırık formlarda 80x20 cm) yetiştirliri. Birçok araştırıcılar F5 bitkilerinin tümünü F6’da verim ve kalite testleri için yeterli dane sağlamak amacıyla hasat ederler. Bazı ıslahçılar ise F5’te 2-3 tekrarlamalı ön verim denemelerini uygulamayı önerirler.

Yedi ve sekizinci yıllar, F6 ve F7 döllerinde genelilkel F5’deki işlemlerin uygulanmasına devam edilir. Kalite testleri F5’de başlayıp en geç F8’de tamamlanmalıdır.

Dokuz ve onuncu yıllar, F8-F10 hatları standart bir çeşite verim denemelerine alınır. Standarttan üstünlük gösterenler seçilirler.

Onbir ve ondördüncü yıllar, en üstün çeşit adayları standart çeşitlere bölge çeşit verim denemelerine alınır.

Onbeşinci yıl, seçilen çeşitlerin tohumlukları  dağıtım amacıyla üretilir.

 

 

Toptan Seçme (Bulk) Yöntemi

Bu yöntemin uygulanmasında seçmeye homozigotluk sağlandıktan sonra başlannmaktadır. Yöntemin uygulanması yıllara göre şöyle olmaktadır:

Birinci yıl, seçilen uygun anaçlar arasında melezleme yapılır

İkinci yıl, F1 bitkileri çoğaltılır

Üçüncü-altıncı yıllar, F2 bitkileri geniş parsellerde birkaç yüz bitki elde edilecek biçimde yetiştirilir. Burada ekim sıklığı bodur formlarda 50x10 cm sırık formlarda 80x20 cm olmalıdır. Sağlanan tohumlar her mevsim aynı biçimde yetiştirilir. Ancak son ekiliş olan F5’de amaca uygun olan fasulye bitkileri seçilir.

Yedinci yıl, F6’da bitkiler ayrı sıralar halinde yetiştirilir. Bu generasyonda açılma durulduğu için ıslahçı yeterli homozigot bitkiyi seçme olanağına sahiptir.

            Sekizinci yıl, F6 ve F7 bitkileri standart bir çeşitle verim denemelerine alınır. Standarttan üstünlük gösteren çeşit adayları seçilir.

Dokuz ve onuncu yıllar, F8-F10’da üstünlük gösteren çeşit adayları bölge çeşit verim denemelerine alınır.

Onikinci yıl, bölge çeşit verim denemelerinde standartan üstünlük gösteren çeşit adayların tohumlukları dağıtım amacıyla üretilir.

Melezleme ıslahında fasulye için toplu seçme önerilen bir yöntemdir.

Geriye Melezleme Yöntemi

Bir bölgede ıslan edilmiş çeşitlerin bazı eksik ya da uygun olmayan karakterlerinin tamamlanmasında geriye  melezleme yöntemi uyglanır. Geri melezleme F1 bitkilerinin tekrarlanan anaçla tekrar melezlenmesinde denilir. Geriye melezlemede iki tip anaç vardır. Birincisi melezlemede birkaç kez kullanılan “Tekrarlanan anaç”dır. Bu anaç, ıslah edilmiş fakat eksik karakteri bulunan ticari çeşittir. Diğeri ise tekrarlanan anaca ibr ya da birkaç karakteri veren “Donor” anaçtır. Bu ıslah yöntemi genellikle fasulyede hastalıklara dayanıklılık ıslahında kullanılmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NOHUT

Sitolojisi

Nohutun sitolojisi ve özellikle kromozom sayısı ile ploidi düzeyi üzerinde oldukça geniş çalışmalar yapılmıştır. Ancak günümüze deke yapılan çalışmalarda nohutun koromozom sayısına ilişkin veriler arasında birlik sağlanamamıştır. Eski ve yeni çalışmalarda nohutun kromozom sayısı 2n=14 ve 16 olarak bildirilmektedir.

Bazı araştırıcılar nohutta (Cicer arietinum L.) koromozm sayısını 2n=14 olarak saptamılardır. Dixit, küçük daneli nohut çeşitlerinde bu sayının 14, büyük daneli çeşitlerde ise 16 olduğunu bildirmektedir. Daha sonraki çalışmalarda nohutun kromozom sayısı 2n=16 olarak saptanmıştır. Sen ve Jana, nohutta 2n=32 kromozomlu sopontan autotetraploid azman karakterli bitkiler bulmuşlardır. Nohutta ilk suni tetraploit bitkiler Ramanujam ve Joshe tarafından % 2.5 konsentrasyonundaki kolsisin solusyonunda daneleri 30 dakika süreyle bekleterek elde edilmiştir. Daha sonra % 0.1 konsetnrasyonundaki kolsisin solusyonunda 24 saat süreyle tohumların bekletilmesinin amaca daha uygun olduğu saptanmıştır. Gama ışınlarının etkisinde bırakılan nohut tohumlarının M generasyonunda 2n=17 kromozomlu suni aneuploid bitkiler bulunmuştur.

Nohut Islahı:

Yunanistan’ın en eski sakinleri palenklerin baklalı bitkilere verdikleri kickerden cicer’in alınmış olması ihtimali vardır. Nohudun vatanı olarak Hindistan ve Habeşistan kabul edilmektedir. Roma İmparatorluğu zamanında da önemli ölçüde ziraatı yapıldığı tesbit edilmiştir.

Kendine döllenen (Autogame) bitkilerde uygulanan ıslah metodları nohut için de geçerli olmaktadır. Nohut ıslahında da fasülye ıslahında açıklanan esaslar dikkate alınmalıdır

Islah Amaçları

1. Yüksek verimli ve dayanıklı nohut çeşitlerinin üretimi

Nohut ıslahında en önemli ve ilk sırayı alan konu, çok karışık bir karakter olan üstün verimdir. Üstün verimin sağlanmasında birçok karakterin değişik derecelerde etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle birçok karakterin uygun çeşitlerde toplanması gereklidir. Bu yönden  gelişmiş çeşitlerin ithali ve melezleme çalışmalarından sağlanan hatları içeren çeşit verim denemelerinin kurulması gerekir.

a. Yazlık ve kışlık ekim şartlarında yüksek verim sağlayabilecek kalıtım.

Belerli bir yörede yetiştirilen çeşitler yalnızca özel iklim koşullarına uyabilir. Örneğin serin iklimde yetiştirilen nohut çeşitleri aynı yörede yazın ya da başka yörelerde yetiştirildiğinde iklim koşullarına uyum göstermeyebilir.

b. Ekstrem şartlara karşı dayanıklılık (soğuk, kurak, sıcak ve tuzluluk).

Yeterli yağışı olan ya da sulu tarım koşulları için geliştirilmiş olan çeşitlerin, kurak ya da sulama olanaklarının bulunmadığı yörelere uyması beklenemez. Nohut ıslahında kuraklığa, soğuğa ve gelişme süresinin uzunluğuna uyum  a çok önemlidir.

c. Başlıca hastalıklara mukavemet (bakteri yanıklığı,  kök çürüklüğü, solgunluk)

Hastalıklara dayanıklılık yönünden ıslah programlarının gelşitirilmesi, nohut ıslahında önemli bir atılımdır. Ancak bu yönden doğal infeksiyon yanında labaratuvarda suni olarak üretilen hastalık etmenlerinin de aşılanması kullanılması başarıyı artıracaktır

d. İleri derecede azot fiksasyonu

2. Geniş adaptasyon kabiliyeti

Coğrafi yönden geniş adaptasyon alanı gösteren çeşitlerin elde edilmesi, geniş bölgelerde standart nohut ürünü elde etme yönünden istenir. Geniş adaptasyon alanı olan çeşitlerin tek olumsuz yönü, hastalık ve böcek edipemisinin yaygın olduğu yıllarda fazla sayıdaki çeşitlere oranla ürün kaybının büyük olmasıdır.

3. Yüksek oranda toplam biyolojik verim.

4. Mekanik tarıma uygun bitki özellikleri

a. Yüksek ve dik büyüme

Nohut bitki tipi yönünden dik, yarı dik ve yatık olmak üzere üç farklı durum gösterir. Yatık formlar üstün verim elde etme yönünden uygun değillerdir.

b. Baklaların bitkinin üst kısımlarında meydana gelmesi

c.Yatmaya mukavemet

Yarı dik tipler, toprak yüzeyinde uygun bir örtü oluşturduğu için yetiştiriciler tarafından tutulmaktadır.

5. Nohut tohum böceklerine mukavemet

6. Yüksek oranda pişme kalitesi, protein oranı ve kalitesi

Kalite nohut ıslahında dikkate alınması gerekli olan diğer önemli bir konudur. Danedeki protein ve aminoasit miktarını kısa sürede saptayan, az materyale gerek gösteren güvenilir laboratuvar yöntemlerinin geliştirilmesi, kalite ıslahında önemli katkıda bulunacaktır.

Öte yandan nohutun Pazar değerini etkileyen dane büyüklüğü (bu yönden büyük daneli çeşitler daha fazla gleir getirir), pişme kalitesi  (kısa sürede pişen çeşitler istenir) ve dane kabuğunun rengi (beyaz, krem ya da yeşil daneli çeşitler bu yönden istenir) gibi karakterlerin ıslah programlarında dikkate alınması gerekmektedir. Tüm bunlara ek olarak yetiştirme yöresinin iklim koşullarına uyacak erkenci ya da geç vejetasyon süreli çeşitlerin geliştirilmesi gerekmektedir.

Islah Yöntemleri

İntrodüksiyon ve seleksiyon nohut ıslahında en yaygın olarak kullanılan ıslah metodlarıdır. Melezleme ıslahı, daha ziyade proteinin miktar ve kalitesini artırmak bakımından önemlidir. Colchicin uygulaması ile poliploidi ıslanıda elde edilen tedraploid hatlar ebeveynlerden daha düşük verimli olduklarından başarılı olmamıştır.

 

1. İntrodüksiyon

Nohut üretiminin geniş ölçüde yapıldığı ülkelerde, üstün verimli, hastalıklara dayanıklı yada diğer karakterler yönünden geliştirilmiş olan yeni çeşitlerin hızla kültüre alınmaları hem ürünün artması ve hem de çiftçi gelerlirenin artamıs yönünden gereklidir. Yetiştirciler kendi kullandıkları yerel çeşitlerinden görülür bir üstünlüğü bulunmayan yeni çeşitleri yetiştiremezler. Bu nedenle değişik yöreler için getirilen ıslah çeşitleri, yerel çeşitlerle birlikte adaptasyon denemelerine alınmalı ve üstünlük gösterenler yetiştiricilere önerilmelidir.

Ayrıca çeşitli karakterler yönünden üstünlük gösteren bu çeşitler, ıslahcıya yerel çeşitlerin geliştirilmesinde kullanılacak çok önemli bir kaynaktır.

2. Seleksiyon (Seçme)

Yapılan çok yönlü çalışmalar dünya nohut ekiliş alanlarının % 75’inde saflaştırma işlemi yapılmamış olan yerel çeşitlerin kullanıldığını göstermiştir. Yurdumuzda son yıllara dek çeşit geliştirme yapılmamıştır. Son yıllarda bu amaçla çeşitli Devlet kuruluşları çeşit geliştirme amacıyla ıslah programları hazırlanmış ve uygulamaya geçmişlerdir.

2.1. Teksel Seçme (Saf Hat Seleksiyonu)

Yetiştirci genelde tohumluğunu “yerel çeşit”lerden sağlamaktadır. Bu yerel çeşitler, uzun yıllar yörenin çevre koşullarına uyum göstermiş, farklı genotipteki nohut saf hatlarını kapsarlar. Böylece bir materyalden teksel seçme ile ortaya çıkan çeşit, genetik yönden toplu seçme sonucu elde edilen çeşide  oranla daha  saftır. Ancak, daha fazla emek, zaman ve harcamayı gerektirir.

Teksel seçme  yönteminin nohut ıslahında  uygulanması  yıllara göre şöyledir

Birinci yıl, karışık olan nohut populasyonu (yerel çeşit ya da eski çeşit) danenin şekil ve rengine göre tiplere ayrılır ve hertip eldeki tohumluk miktarı ekilir. Yapılan gözlemeler göre her tipte üstünlük gösteren bitkiler seçilerek ayrı ayrı hasat ve harman edilir.

İkinci yıl, seçilen bitkilerden sağlanan tohumlar ayrı sıralar halinde 2 m’lik bloklara 25 x10 cm sıklığında ekilir. Yetiştirme süresince yapılan gözlemlerde tip dışı bitki bulunduran sıralar atılır. Kalan sıralar ayrı ayrı hasat ve harman edilir.

Üçüncü yıl, her hattan sağlanan tohumluk, 10 hatta bir kontrol çeşiti (yada yerel çeşit) eklenerek 5 m’lik bloklara ekilir. Ekim sıklığı 25 x 10 cm olmalıdır. Bu dönemde yeterli tohumluk bulunuyorsa ekim üçer sıralı ve tekrarlamalı ön verim denemeleri şeklinde yapılmalıdır. Hasat sırasında yabancı tozlanma ve mekanik karışmalar nedeniyle tohumluğun bozulmasını önlemek amacıyla parsellerde kenar sıralar tohumluğa katılmaz.

Dördüncü yıl, üstünlük göstererek seçilen hat sayısı oldukça azalmış, tohumluk miktarı yeterli düzeye ulaşmıştır. Bu nedenle dördüncü yıl çeşit verim denemelerine geçilir. Çeşit verim denemelerinde ekim sıklığı ön verim denemelerinde olduğu gibidir. Ancak parseller 3 x 5 m boyutlarında tekrarlama sayısı da 4-6 olmalıdır. Üç yıl süreyle yinelenen bu dönemde hatların tarımsal, teknolojik ve patolojik karakterlerinin kontrolü tamamlanır.

Yedinci yıldan başlayarak üstünlük gösteren saf hatlar bölge çeşit verim denemelerine alınır. Bu denemeler, değişik ekolojik koşullara sahip yörelerde yapılmalıdır. Böylece elde edilecek çeşidin adaptasyon alanları da saptanmış olur. Ekim sıklığı ve parsel büyüklükleri çeşit verim denemelerinde olduğu gibi uygulanmalıdır.

Dokuzuncu yıl sonuna dek süren bu dönemlerde üstünlük fösteren saf hat ya da hatlar seçilir ve tescil işlemelri tamamlanır.

Onuncu yıl, tescil edilen yeni çeşidin tohumluklarının üreticiye dağıtımı başlar.

2.2. Toplu Seçme

Bu yöntemle istenen fenotipik karakterleri taşıyan bitkiler toplu olarak seçilir ve hasat harman edilir. Yöntemin teksel seçmeden olan farkı, hasat ve harmanı yapılarak tohumları karıştırılan bitki sayısının birden fazla olmasıdır. Yöntemin başarı oranı da çalışılan bitki sayısının fazlalığı ile artar.

Birinci yıl, nohut populasyonu ya da yerel çeşit, dane şekil ve rengine göre tiplere ayrılır. Her tip 2 m’lik bolkalara tohumluğun yettiği kadar 40 x 10 cm ekim sıklığında ekilir. Aynı tip içinde aynı morfolojik özellikleri gösteren bitkiler brakılır, diğerleri köklenerek atılır. Böylece mümkünse her tipten 200-400 bitki seçilri ve bunlar topluca hasat harman edilir. Gerek görülürse bu seçme işlemi birkaç yıl yinelenir.

İkinci yıldan başlayarak her tipten elde edilen tohumlar, kontrol çeşidiyle (ya da yerel çeşitle) verim denemelerine alınır. Verim denemelir 5x3 m’lik parsellered 25 x 10 cm ekim sıklığında ve 4-6 tekrarlamalı olarak yapılır. Dördüncü yıl sonuna dek süren bu dönemde, çeşit adaylarının tarımsal, teknolojik ve patolojik karakterlerinin kontrolu sonuçlandırılır.

Beşinci yıl ile yedinci yıl sonu arasında, seçilen üstün çeşit adayları Bölge Çeşit Verim Denemelerine alınır. Böylece çeşitlerin adaptasyon ve üniformitesi saptanır. Denemelerin ekim sıklığ ıve parsel büyüklükleri ile tekrarlama sayısı verim denemelirnde olduğu gibidir.

Bölge çeşit verim denemelerinde birinci ve ikinci yıl üstünlük gösteren çeşit adayların tohumları, elde edildikleri kurumca üretilir. Böylece yedinci yıl sonunda çeşit adayı tescil edildiğinde, üretim için yeterli tohumluk hazır bulunur.

Sekizinci yıl yeni çeşidin tohumluğu çiftçiye dağıtılmaya başlanır.

Bu yöntemin daha başarılı olması için, ilk yıl seçilen bitkiler ayrı ayrı hasat ve harman edilir. Ertesi yıl bitki sıraları halinde yetiştirilir. Gözlemlere göre üstünlük gösteren ve birbirine benzeyen aynı tipten seçilmiş bitki sıraları karıştırılarak üçüncü yıl verim denemeleri geçilir.

3. Melezleme

3.1. Melezlemede Etkili Koşullar:

Ancak melezleme ıslahında, ıslah işleminin yürütülmesi yönünden dikkate alınacak noktalar şöyledir: Nohutta çiçekler çoğunlukla sabah 8-11 saatleri arasında açılır. Açan çiçekler çoğu kez birbirini izleyen iki günde birer kez açılır ve kapanır. Bitkide günlük olar açılan çiçek sayısı ortalama 5, en çok da 12 tanedir. Bitkide çiçeklenem süresi çeşitlere bağlı olarak 11-18 gün arasında değşimektedir. Açan çiçeklerin % 14.04-42.50’si meyve bağlamaktadır. Bu veriler dikkate alındığında nohutta melezleme çalşımalarını sabah saatlerinde (6-12 arası) yapılması uygundur. Nohutta melezleme çalışmalarının saat 10-11 arasında yapılmasıyla sağlanan dane tutma oranı %15 olduğu halde saat 6-8 arasında yapıldığında sağlanan dane tutma oranı %97.5 olmaktadır.

Kural olarak nohut kendini dölleyen bir bitkidir, nohuta iki kez yabancı döllenme saptadırlarını belirtmişlerdir.

Nohut çiçeğinin kendini kolaylıklatozlaması, melezleme ıslahında önemli bir engel oluşturmaktadır. Kısırlaştırma işlemleri sırasında bazı çiçek organları kolaylıkla zarar görmekte ve bunun sonucu olarak da tek danali bakla elde etme olanağı daha %15-25 arasında değişmektedir.

Kısırlaştırma işlemi için tomurcu devresindeki çiçekler, bir gün önceden çok dikkatle seçilmelidir. Uygun tomurcuk, taç yaprakları calyx tüpünden yeni çıkmış, anterleri dişicik borusunun yarısına kadar uzamış, çiçektozu keseleri sararmış ancak henüz parçalanmamış olmalıdır. Genç, yaşlı ya da büyük tomurcuklar tozlamadan sonra meyva olugunlaştırmamaktadır. Bu devrelerde tepeciğin olgun olmadığı görülmektedir. Tomurcuklar uygun devrede kısırlaştırılmışsa çiçekte 24-48 saat sonraya kadar tohum tutma görülmez. Tam açılmış çiçeklerden sağlanan çiçektozları ile tozlama yapılırNohut çiçeklerinde taç yaprakları açılmaya başlamadan önceki dönem tozlamanın yapılacağı uygun dönmedir. Bu dönem çiçeğin açılmasından 12-24 saat öncesine rastlar. Kısırlaştırma ve tozlama işlemleri saat 10-11 yada 15-16 arasında yapılırsa tohum tutma, sırasıyla %15 ve %5 olmaktadır. Eğer tozlama işlemelri sabahın erken saatlerinde yapılırsa tohum tutma oranı %97.5’e kadar yükselmektedir.

Erkek olarak kullanılacak çiçeğin taç yaprakları çıkarılır, çiçeğin yalnız cinsiyet sutunu bu amaçla kullanılır. Tozlamada kullanılacak çiçektozları sarı renkle ve biraz yapışkan olmalıdır. Gri, krem renkli, kuru toz halindeki çiçek tozları, tozlama için uygun değildir.

Kısırlaştırma işlemelri sırasında çiçeğin bazı organlarında oluşan zararlar dolayısıyla meyva tutmadaki azalmayı önlemek yönünden, kısırlaştırma yapmadan melezleme yapma metodunu açıklamıştır. Araştırıcı Eshel’e göre, nohut çiçeğinin geliştirilmesindeki devreler şöyledir:

a. İlk olarak taç yapraklarının uzunluğu artar ve çanak yapraklarının yüksekliğine ulaşır.

b. Çiçek salkımı, taç yaprakları calyx tüpünden çıkıncaya kadar uzar.

c. Anterler tepecik yüksekliine kadar yavaş yavaş uzar ve tepecik etrafında durur.

d. Çiçek salkımının uzaması durur ve corollanın açılması başlar.

İşte bu devre tozlamanın yapılacağı uygun devredir. Çiçeğin tam açılmasından 12-24 saat önceye rastlar. Bu anda kayıkcık kapalı, tepecik saklı ve dışarıdan çiçek tozlarının gelmesini engelleyecek biçimdedir.

Retig’in açıklamış olduğu tozlama metodunda, çiçekte kendini dölleme olmadan önce, istenen çiçek tozlarının doğrudan doğruya tepecik üzerine uygulanması gerekir. Tozlama sabahın erken saatlerinde yapılmalıdır. Çiçek tomurcukları pensle dikkatlice açılır ve yarı açılmış olan baba bitki çiçeklerinden sağlanan tozlarla tozlanır. Yarı açılmış olan çiçeklerdeki çiçektozu canlılığı daha yüksek olarak tesbit edilmiştir. Bu tip melezleme ile meyve tutma %35.4 oranında sağlanmıştır. Bu oran tabii meyve tutma oranına çok yakındır. Meyve tutma oranı üzerine melezlemenin yapıldığı anda bitkinin bulunduğu gelişme devresi etkilidir. Çiçeklenmenin ilk iki gününde bu oran %8.1 daha sonraki 9 günde %28.3 ve daha sonraki 10 günde %51.9’dur. Çiçeklenem devresinin son iki haftasında ise bu oran % 25.8’e düşmektedir.

3.2. Teksel Seçme (Pedigri)

Nohutta melezleme ıslahında teksel seçme yöntemi, kendini dölleyen diğer baklagillerde uygulandığı biçimde yürütülür. Bu yöntemin nohut ıslahında yıllara göre uygulanması şöyledir.

Birinci yıl, sahip oldukları karakterler yönünden birbirini tamamlayan iki çeşi seçilir ve bunlar anaç olarak kullanılarak melezlenir. Melezlemede anaç olarak kullanılacak çeşitler, melezleme bloklarında yetiştirilir. Bu bloklar 2-4 m genişliğindedir. Anaçların yetiştirilmesinde dikkat edilecek noktalar, baba çeşitlerin ana bitki sıralarının arasında yetiştirilmesidir. Bloklarda sıralar arası 50 cm olmalıdır. İki ana bitki sırası arasında bir baba sırası, bir parsel oluşturur. Her parsel arasında bir m.’lik açıklık bulunmalıdır. Bu açıklık kısırlatma ve tozlama işlemlerinin kolaylıkla yürütülmesi yönünden gereklidir. Melezleme ıslahında anaç olarak kullanılacak çeşitler 10-20 günlük aralıkla birkaç kez ekilir. Böylece çiçeklenme zamanları farklı olan çeşitlerde melezleme yapma olanağı sağlanır. Yeterli alan bulunduğu hallerde, melezleme bahçesi iki ana bitki bloku arasında bir baba bloku yerleştirerek te kurulabilir. Ana bloklarında her iki sıra bir parsel oluşturur ve 50 cm sıra aralığı ile ana bitki tohumları ekilir. İkişerli sıralar arasında bir metre açıklık bırakılır. Baba blokunda ise sıralar arası 50 cm olarak ekilen üç sıra baba parselini oluşturur. Parseller arasında açıklık bırakılmaz. Bloklar üzerindeki parsellere ayrı kombinasyonalrı oluşturacak çeşitler ekilebileceği gibi, aynı kombinasyonu oluşturacak çeşitlerin değişik zamanlı ekimleri de yapılabilir.

İkinci yıl, birinci yıl elde edilen melez tohumlardan F1 bitkileri için yetiştirme yapılır. Burada amaç, mümkün olan en fazla melez danenin sağlanmasıdır. Bu nedenle melez tohumlar bloklara 50 x 20 ya da 50 x 40 cm ekim sıklığında ekilir. Parsellerin baş ve sonunda birer sıra halinde ana ve baba çeşitler yetiştirilir. Melez tohumlar bu iki sıra arasında 1 ya da 2 sıra için yeterlidir. Bu ekim şekliyle yetişen bitkilerin melez olup olmadıkları kolaylıkla kontrol edilir. F1 dölünde açılma olmadığı için bitkiler topluca hasat ve harman edilir.

Üçüncü yıl, bir önceki yıl elde edilen tohumalr ekilerek F2 bitkileri yetiştirilir. Bu generasyonda açılma başlar. Bitkiler arasındaki genotipik farklılığın kolaylıkla görülebilmesi için F2 bitkileri 50x15 ya da 50x20 cm ekim sıklığında yetiştirilir. Eldeki tohumluğun fazla olması, ekilen sıra sayısını artırır. Bu ekimde daha önce açıklandığı gibi yapılmalıdır. Yetişme süresince yapılan gözlemlerle, üstünlük gösteren bitkiler seçilir ve yarı ayrı hasat ve harman edilirler.

Dördüncü yıl bir önceki yık seçilen bitkilerden elde edilen tohumlar, F3 bitkilerini yetiştirmek amacıyla gözlem parsellerine ekilirler. Burada ekim sırası, her bitkiden elde edilen tohumluk miktarına bağlı olarak 1-4 arasında değişir. Yetiştirme süresinsce yapılan gözlemlere göre üstünlük gösteren bitkiler seçilir ve ayrı ayrı hasat harman edilir. Bu işlemler beşinci yıl yinelenir.

Altıncı yıl, seçilen tek bitkilerde homozigotluk büyük ölçüde artmıştır. Bu nedenle beşinci yılda tek bitklireden sağlanan tohumluk 4 m.lik bloklarda sıralar halinde yetiştirilerek F5 bitkileri elde edilir. Yetiştirme mevsimi süresicne yapılan gözlemlere göre üstünlük gösteren bitki sıraları seçilir. Seçilen sıralarda tip dışı bitkiler atılır ve kalan bitkiler topluca hasat ve harman edilir.

Yedinci yıl, F6 düzeyine gelmiş olan tohumlukla ön verim denemelerine geçilir. Bu denemeler 5 m.’lik bloklarda 25x10 cm. yada 30x10 cm ekim sıklıında, üçer sıralı ve yeterli tohumluk varsa tekrarlamalı olarak yapılmalıdır.

Sekizinci-onuncu yıllar (F7-F9), ön verim denemelerinden seçilmiş olan çeşit adayları, çeşit verim denemelerine alınır. Bu denemelerde parsel büyüklüğü 5x3 m., ekim sıklığı 25x10 ya da 30x10 cm, tekrarlama sayısı 4-6 olmalıdır. Üç yıl süren bu dönemde çeşit adaylarının tarımsal, teknolojik ve patolojik karakterlerinin kontrolü tamamlanır.

Onbirinci-onüçüncü yıllar (F10-F12), çeşit verim denemelerinde üstünlük gösteren çeşit adayları, değişik ekolojik koşullarad bölge çeşit verim denemeleri alınır. Bu denemelerde üstünlük gösteren çeşit adaylarının tescil işlemleri tamamlanır.

Bölge çeşit verim denemelerinin ilk iki yılında üstünlük gösteren çeşit adayının tohumluğu, ıslahçı tarafından üretilir. Böylece, çeşit tescil edildiğinde elde dağıtılacak kadar tohumluğun bulunması sağlanır.

Ondördüncü yıl, tescil edilen çeşidin tohumluğu çiftçiye dağıtılır.

3.3. Toplu Seçme (Bulk)

Bu yöntemin teksel seçmeye oranla üstünlüğü, daha az emek ve zaman gerektirmesi ile seçme işlemlerine daha sonraki kuşaklarda başlanmasıdır.

Yöntemin nohut ıslahında yıllara göre uygulanması şöyledir

Birinci yıl, taşıdığı karakterler yönünden birbirini tamamlayan çeşitler anaç olarak seçilir ve teksel seçme bölümünde açıklandığı üzere yetiştirilip melezlenir.

İkinci yıl, önceki yıl elde edilen melez tohumlar F1 dölü olarak gözlem parsellerinde yetiştirilir. F1 bitkileri üniform olduğnudna burada herhangi bir işlem yapılmazz. Bitkiler topluca hasat ve harman edilirler.

Üçüncü yıl, F1 bitkilerinden sağlanan tohumlar toplu olarak gözlem parsellerinde yetiştirilerek F2 bitkileri elde edilir. Yetiştirme süresince parsellerde görülen tip dışı bitkiler atılır, kalan bitkiler toplu hasat ve harman edilir. Bu işlem F3’te de (dördüncü yıl) yinelenir.

Beşinci yıl, F4 dölü olarak yetiştirilen bitkiler arasında isteğe uygun tek bitkiler seçilir. Seçilen bitkiler ayrı ayrı hasat ve harman edilir.

Altıncı yıl, seçilen tek bitkilerden elde edilen tohumlar bitki sıraları halinde yetiştirilerek F5 bitkileri elde edilir. Bu dönemde isteğe uygun bitki sıraları seçilir. Seçilen sıralardaki bitkiler topluca hasat ve harman edilir.

Yedinci yıl, F5’te seçilen hatlar ön verim denemelerine alınarak basit verim kontrolü yapılır. Bu dönemde seçilen hatlarla teksel seçme yönteminde açıklandığı gibi çeşit verim ve bölge çeşit berim denemelerine geçilir. Bu denemelerdeki ekim sıklığı, parsel büyüklüğü ve tekrarlama sayıları teksel seçmede uygulandığı gibidir.


MERCİMEK

Genetiği

Salkımdaki Çiçek Sayısı: İki çiçekli salkımı olan çeşitle tek ve üç çiçekli salkımı olan çeşitler melezlendiğinde F2 açılma oranı 3 iki çiçekli: 1 üç çiçekli bitki meydana gelmiştir. Çalıma sonunda Fn (iki çiçekli) ve Fn’nin üç çiçekli olmayı kontrol ettiği anlaşılmıştır.

Büyüme Habitusu: Lens culinaris X, Lens orientalis melezlemelerinde dik, yatık ve ara durum gösteren bitki habitusunu incelemeşitir. Lens culinaris dik, Lens orientalis yatık olduğu halde F1 bitkileri ara durum göstermiştir. F2 populasyonunda üç tip yönünden belirlenen açılma karakterlerinin tam olmayan dominant gösteren tek tarafından kontrol edildiği göstermitir. Yatık bitki formu gh gh ve dik bitki formu da Gh Gh olarak gösterilmiştir.

Mercimekte  Belirlenen Genler ve Kontrol Etkileri

Sembol

Karakter

Fn

Gh

Gs

I

O

P

Pi

Sbu

Sep

V

W

Ye

Salkımdaki çiçek sayısı

Bitkinin Gelişme Habitusu

Epikotil rengi

Kotiledon rengini  önleyici

Kotiledon rengi (Ye ile aynı etkide

Çiçek renklenmesi

Baklaların çatlaması

Daneden bulan mozayik virusuna dayanıklılık

Dane kabuğunun noktalı olması

Çiçeklerin renklenmesi

Çiçeklerin renklenmesi

Kotiledon rengi

Epicotyl rengi: Epikotil renginin tek gen tarafından kontrol edidiğini ve yeşil epikotilin mora resesif olduğunu belirlemiştir. G5 mor epikotil ve g6 yeşil epikotil rengini kontrol etmektedir

Kotiledon Rengi: Mercimekte portakal renkli kotiledon rengini O sarı kotiledon rengini de o genlerinin kontrol ettiğini belirtmiştir. Kırmızı kotiledon renginin sarı ve yeşil renge, sarı kotiledon renginin de yeşile tam dominant olduğunu açıklamıştır. Kırmızı X Yeşil kotiledonların melezlenmesinden elde edilen F2 generasyonunda kırmızı. 3 sarı: 4 yeşil şeklinde dihibrid açılması görülmüştür. Diğer bir gen yc sarı kotiledon, Yc kırmızı kotiledon ve i-yc yeşil kotiledon rengini önleyici renk allelidir. Ancak l-yc, yc ya da Yc’nin etkisini önlemez. Böylece homozigot yeşil kotiledonlu bitkilerin genotipi yc yc i-yc i-yc ya da Yc Yc i ye i-yc şeklindedir.

Çiçek Rengi: Mercimekte çiçek renginin en az iki farklı gen tarafından kontrol edildiği açıklanmıştır. Mor X Pembe çiçekli mercimek melezlemesinde F2 generasyonunda 3 Mor: 1 beyaz oranını açılma belirlemiş iki farklı genin dominat etkisiyle bu sonucun ortaya çıktığını vurgulamıştır. Pembe X Beyaz melezlemesinde F2’deki açılma 9 Mor: 3 Beyaz: 3 Pembe: 1 Kırmızı açılması elde edilmiştir. Burada bağımsız iki dominant geninin etkisi olduğu görülmektedir. Mor çiçek rengini oluşturan V geni, sadece P geninin bulunması halinde etkisini gösterir. V geninin bulunması halinde P geni pembe çiçek rengini oluşturur. Çift resesif vv pp genotipi kırmızı çiçek rengini oluşturur. Homozigot genotipler ve fenotipler şöyledir: VV PP (mor), VV pp (beyaz) vv PP (pembe) ve vv pp (kırmızı).

Mor X Beyaz melezlemesind, F2 açılması 9 mor: 6 ara: 1 Beyaz olarak gerçeklemiştir. Burada genlerin eklemeli etkilerinin bulunduğu belirlenmiştir. V geni mor, ww beyaz çiçekli olmayı sağlamıştır. Homozigot genotipler ve fenotipler: VV WW (mor), VV ww ve vv WW (ara) ve vv ww (beyaz).

Dane Kabuğu Renkliliği: Siyah ve Bej dane kabuklu mercimeklerin melezlenmesinde F2 populasyonunda elde edilen açılma 1 Siyah: 14 lekeli: 1 bej olmuştur. Burada dominant olmayan iki faktör etkilidir.

3:1 oranında noktalı ve noktasız dane kabuğu rengi bulmuştur ve dane kabuğu renklenmesini Scp ve noktasız genotipi de scp scp olarak göstermiştir

Baklaların Çatlaması: Bakla çatlaması tek resesif pi geni tarafından kontrol edilir. Baklaları çatlamayan kültür tipleri pi pi genotipinde baklaları çatlayan L. Orientalis ise dominant Pi genini taşımaktadır.

Mozayik Virusuna Dayanıklılık: Dünya mercimek kolleksiyon üzerinde yapılan çalışmalarda iki dayanıklı çeşit bulunmuştur. Bunlarda F2 generasyonunda 3 hassas; 1 dayanıklı açılması belirlenmiş ve dayanıklılığın tek resesif genle kontrol edildiği kabul edilmiştir. SBV geni duyarlılığı sbv de dayanıklılığı  kontrol etmektedir.

Sitolojisi

Mercimek balı bulunduğu Papilionaceae alt familyası içinde Vicia ve Lathyrus cinsleri arasında yer alır, Fakat Vicia cinsine daha yakındır. Lens cinsi, kültür mercimeği (Lens culinaris) ve dört yabani türü (Lens ervoides Brign, Lens montbretii F. Sc and Mey., Lens nigricans Bieb ve Lens orientalis Boiss) içermektedir. Bunların tümü tek yıllıktır. Bitki tipi ve çiçektozlarının morfolojik benzerliği nedeniyle Lens culinaris’in Lens orientalis’ten türediği kabul edilmektedir. Lens culinaris Medik. Üzerinde yapılan çalışma sonuçlarında kromozom sayısının 2n:14 olduğu belirlenmiştir.

Mercimekte belirlenen kromozom uzunlukları 8.80-14.34 mikron arasında  değişiklik göstermiştir. Mercimek kromozomlarının üçünde sentromer submdian (Kromozom I, II veIII) bir danesinin median (Kromozom IV) ve üçünde de subterminal (Kromozom V, VI ve VII durumdadır.

Lens culinaris Medik., dane büyüklüklerine göre büyük daneli (6-9 mm) macrosperma ve küçük (3-6 mm) daneli microsperma olarak ikiye ayrılmıxlardır. Ancak bu iki tip arasında melezleme engeli bulunmamıştır.

Islahı:

Mercimek kendine döllek (autogame) bir yemeklik baklagil türüdür. Bu türün ıslahında kullanılan ıslah metodları; İntrodüksiyon ve seleksiyondur. Tohum kabuğunun renginin katılımı araştırmak amacıyla bazı araştırıcılar, melezleme metodunu da kullanmılarsa da bu metod kullanışlı olmamıştır. Son zamanlarda ICARDA tarafından Lens esculenta x Lens orientalis türleri arasında hastalıklara karşı mukavemet genini kültür mercimeğine aktarmak konusunda melezleme çalışmalarına başlanmıştır.

Islah Amaçları

Mercimek Islahında Gözönüne Alınacak Bitki Karakterleri

1. Yüksek verimli ve dayanıklı mercimek çeşitlerinin üretimi

a- Kalıtsal yüksek verimlilik, b- Sap sağlamlığı ve mukavemet, c-Başlıa zararlılara karşı mukavemet (Afitler),başlıca hastalıklara karşı mukavemet (kök çürüklüğü, solgunluk, pas) Orabanş parazit bitkisine karşı dayanıklılık: Bu amaçlara hastalık ve zararlılara dayanıklı, yabancı otlarla iyi yarışabilen, kaliteli ve verimli çeşitlerin geliştirilmesi gereği de eklenmelidir., d- Ekstrem şartlara mukavemet (soğuk, kurak, sıcaklık, tuzluluk), e- Yüksek oranda azot fikasyonu, h-Erkencilik

2. Geniş Adaptasyon: Fotoperydizm etkinliğinin azaltılması ve sıraklılığı mukavemet.

3. Yüksek oranda toplam biyolojik verim

4. Mekanik tarıma uygun özellikler: Mercimek yetiştiriciliğinde yetiştirme alanları sınırlayan en önemli sorun bitkinin mekanizasyonu uyum durumudur. Mekanizasyona uygunluk yönünden mercimek genetik stoku içinde büyük farklılıkların bulunduğu görülmüştür.

a-      Yüksek ve dik büyüme: Hasat sorunlarına hızlı bir çözüm getirebilmek için, uzun boylu çeşitlerin geliştirilmesi esastır, b-Baklaların bitkinin üst kısımlarında meydana gelmesi Bitki boyunun yükseltilmesi ile ilk baklaların bağlama yüksekliğinin toprak yüzeyinden itibaren artırmak, dik gelişme habitusu, baklaları çatlamayan ve baklaları çeşitli işlemleri sırasında dökülmeyen çeşitlerin geliştirilmesi mercimek ıslahının amaçlarını oluşturmaktadır, c- Yatmaya mukavemet, d-Üniform olgunlaşma: Bu amaçla, ıslah yönünden bitki üniformitesinin sağlanması ile olgunlaşma ve hasat döneminin eş zamanlı olması sağlanmalıdır.

6. Nohut tohum böceklerine mukavemet (Bruchus lentisi).

7. Yüksek protein oranı ve kalitesi.

Islah Yöntemleri

Seçme (Seleksiyon)

Mercimek ıslahında basit ve hızla sonuca ulaşmak amacıyla toplu seçme ve saf hat seçme yöntemleri, genetik sotk ya da yerel çeşitlerin ıslahında başarıyla kullanılmaktadır. Bu yöntemler kısa süreli kullanımlar ve melezleme programlarında kullanılan genetik olarak uniform materyalin geliştirilmesinde kullanılmaktadır.

Toplu Seçme

Bu yöntem istenmeyen tiplerin karışık ya da değişken populasyon içerisinde uzaklaştırılması ve üstün tiplerin populasyonda işaretlenmesi ve hasas sırasında topulca hasat edilmesi şeklinde uygulanır. Sonuçta istenmeyen genotiplerin populasyondaki frekansı azaltılır, uygun genotiplerin frekansı ise artırılmış olur. Toplu seçme yöntemi, yerel çeşitler, melez populasyonlar gibi kaynak materyalin seçiminde başarıyla uygulanır.

Teksel Seçme (Saf Hat Seleksiyonu)

Burada karışık populasyon içinde homozigot olan bitkiler seçilir ve bunlar kendiliğinden açılma göstermezler. Saf hat seleksiyonu birçok aşamayı içerir. Başlangıçta genetik olarak farklı populasyon içinden çok sayıda seçme yapılır. İkinci olarak, seçilen bitkiler tek bitki sıraları halinde yetiştirilir ve görünüşte kusurlu olanlar atılır. Bu gibi istenmeyen kusurlar bitki boyu, çiçeklenme tarihi, dane büyüklüğü vb btki özellikleridir. Böylece hatların sayısı azaltılır. Üstün olarak seçilen hatlar daha sonra çok yöreli verim denemelerine alınır. Bu denemelerde de üstünlük gösteren hatlar seçilir. Adaptasyon alanalrı belirlenir ve üretilerek yetiştiricilere dağıtılır.

Melezleme (Komibansyon)

Günümüzde genetik variyabiliteyi arttırmak yönünden melezleme ıslahı en geniş şekilde kullanılan bir ıslah yöntemidir.

Melezlemenin Uygulanması

Melezleme ıslahında kullanılacak olan anaç mercimek hatları ya da çeşitleri tarlada, serada ya da yetiştirme odalarında yetiştirilir. Önerilen uygun kültürel uygulamalarla, bitkilerni iyi çiçeklenemesi ve dane tutması sağlanır. Mercimeğin tarla koşullarında melezlenmesi, bitkinin çok kısa boylu olması, çiçekelere kısırlatma ve tozlama için yaklaşma olanaklarının azlığı nedeniyle güçtür. Bununla beraber sera ya da yetiştirme odaları yoksa ya da yeterli değilse, tarla koşullarında melezleme yapmak için bloklar halinde yetiştirme yapılır.

Mercimek melezleme parsellerinin hazırlanacağı tarlalarda daha önce 2-3 yıl mercimek yetiştirilmemiş olmalıdır. Ilıman bölgelerde melezleme blokları iyi drene edilmiş güneye bakan yamaçlarda kuruluk fidelerin hızlı çıkışı ve iyi gelişmesi sağlanır. Ilıman bölgelerde mercimek erken ilkbaharda ekilmeli, tohum yatağı üzerinde saman kalıntıları minimuma indirilmelidir. Temiz işlenmiş toprak yüzeyinde sıcaklık hızla artar ve böylece çimlenme, çıkış ve gelişme hızlanır. Geç ekim genellikle bitki gelişmesini yavaşlatır, çiçeklenme süresinin hızlı geçmesine ve kısa olmasına neden olur; melezleme sırasında uygun zaman süresini ve dane tutma oranını büyük ölçüde azaltır. Kurak yörelerde çimelnme ve çıkış iyileştirmek için ekim sonrası parsellerden yuvarlak geçirilir ve tohumun toprakla daha iyi temas etmesi sağlanır. Nemli ya da ıslah tahum koşullarında bu uygulamadan kaçınılır, çünkü böyle koşullarda fidenin çıkışı önlenir.

Melezleme amacıyla 2-5 m.lik bloklarda sıralar arası 50-100 cm, sıa üzeri 4-15 cm olacak şekilde anaçlar ekilir. Fazla açıklık tek bitkilerin dallanmasını teşvik eder, çiçek sayısını artırır ve çiçeklenme süresini uzatır. Tüm bu faktörler mercimek melezleme programında istenen koşullardır.

Yetiştirme odalarında ya da seralarda mercimek anaçları yetiştirileceği zaman, eşit miktarda toprak, kum ve peat karıştırılarak istenen besin maddesi düzeyi sağlanır.

Çiçeğin Kısırlaştırılması

Mericimekte kısırlaştırma işlemi, kendine döllenmeyi önlemek amacıyla gereklidir. Mercimekte çiçeğin küçük ve kopucu özellikte olması, melezleme hızını ve melezlemede başarı oranını azaltan en önemli faktördür. Kısırlaştırma için taç yaprakların çanak yapraklarının uzantıları olan dişlerin %50-75’ine ulaşmış çiçek tomurcukları seçilmelidir. Bu gelişme aşamasınad az sayıda çiçek kendi tozlarıyla tozlanmıştır. Taç yaprakları çanak yapraklarının %75’inden fazla uzamış olan çiçek tomurcuklarının hemen tümü kendi tozlarıyla tozlanmıştır. Mercimek çiçekleri 24 saatlik süre içinde çanak yaprakları uzunluğunun % 25’i kadar gelişir. Bu nedenle çiçektozları normal olarak optimum kısırlaştırma zamanından 24 saat sonra dökülür.

Kısırlaştırma işlemi sırasında, seçilen çiçek tomurcuğu baş parmakla işaret paramağı arasında, kayıkçığın üyzü melezleme yapan şahsın yüzüne doğru olacak şekilde tutulur. Burada çiçek sapının sıkılmamasına ve bükülmemesine dikkat edilmiştir. Kayıkcığın önüne gelen calyw loblarından bir ya da iki tanesi dikkatilce kapırılmıştır. Daha sonra bayrak yaprak araında girilecek kanatçıklar ve kayıkcık çıkarılır, bayrak yaprak ya koparılır ya da bükülerek tepecikten uzaklaştırılır. Erkek organlar sivri pensle tek tek ya da oluşturdukları cinsiyet borusunun üst kısmından koparılır ya da bu sütun tüm olarak uzaklaştırılır. Ancak cinsiyet sütununnun tüm olarak uzaklaştırılması sırasında yumurtalığa genellikle zarar verilir ve yumurtalık atmasına neden olunur. Bu konuya büüyk özen göstermek yerinde olur. Elle tozlama kısırlaştırma işleminin hemen sonra yapılmalıdır.

Tozlama

Kısırlaştırma işleminden sonra tepecik çiçektozu kabul etme yeteneğini düşükü sıcaklık ve yüksek oransal nem koşullarında en az 24 saat korur. Ancak tepecik 12 saatten fazla süre açık aklırsa, bakla tutma oranı azalır.

Çiçektozları, taç yaprakları çanak yaparlarının %75’ine ulaşmış ve geçmiş aştırılmış çiçeğin tepeciği üzerine sürtülür. Sürtme işlemine dişi tepecik üzerinde çiektozu görülünceye kadar devam edilir. Tozlanan çiçeğin bayrak yaprağı orjinal konumuna getirilir.

Tozlama işlemi tamamlandıktan sonra, dişi çiçeğin hemen altındaki boğum arasına bir etiket bağlanarak gerekli kayıtlar yazılır.

Melezleme başarı oranı çeşitlere ve çevre koşullarına bağlıdır. Elle melezleme ile Oransal nem en az %50, sıcaklığın 15-20 C ve ışıklanma süresinin 12-15 saat aydınlık ve 9-12 saat karanlık olduğu sera koşullarında sağlanan dane tutma oranı %46-82 arasında edğişiklik göstermiştir. Oransal nem oranı %35’in altına düştüğünde başarılı melezleme oranı hızla düşmektedir.

Kış aylarında sera koşullarında sıcaklığın 18-24 C oransal nemin %50’nin üzerinde olduğu koşullarda melezleme başarı oranı yüksek olduğu halde, tarla koşullarında melezleme başarı sağlamamamıştır.

Teksel Seçme (Pedigri)

Birinci yıl, sahip oldukları karakterler yönünden birbirini tamamlayan iki çeşi seçilir ve bunlar anaç olarak kullanılarak melezlenir. Melezlemede anaç olarak kullanılacak çeşitler, melezleme bloklarında yetiştirilir. Bu bloklar 2-4 m genişliğindedir. Anaçların yetiştirilmesinde dikkat edilecek noktalar, baba çeşitlerin ana bitki sıralarının arasında yetiştirilmesidir. Bloklarda sıralar arası 50 cm olmalıdır. İki ana bitki sırası arasında bir baba sırası, bir parsel oluşturur. Her parsel arasında bir m.’lik açıklık bulunmalıdır. Bu açıklık kısırlatma ve tozlama işlemlerinin kolaylıkla yürütülmesi yönünden gereklidir. Melezleme ıslahında anaç olarak kullanılacak çeşitler 10-20 günlük aralıkla birkaç kez ekilir. Böylece çiçeklenme zamanları farklı olan çeşitlerde melezleme yapma olanağı sağlanır. Yeterli alan bulunduğu hallerde, melezleme bahçesi iki ana bitki bloku arasında bir baba bloku yerleştirerek te kurulabilir. Ana bloklarında her iki sıra bir parsel oluşturur ve 50 cm sıra aralığı ile ana bitki tohumları ekilir. İkişerli sıralar arasında bir metre açıklık bırakılır. Baba blokunda ise sıralar arası 50 cm olarak ekilen üç sıra baba parselini oluşturur. Parseller arasında açıklık bırakılmaz. Bloklar üzerindeki parsellere ayrı kombinasyonalrı oluşturacak çeşitler ekilebileceği gibi, aynı kombinasyonu oluşturacak çeşitlerin değişik zamanlı ekimleri de yapılabilir.

İkinci yıl, birinci yıl elde edilen melez tohumlardan F1 bitkileri için yetiştirme yapılır. Burada amaç, mümkün olan en fazla melez danenin sağlanmasıdır. Bu nedenle melez tohumlar bloklara 50 x 15 ya da 50 x 30 cm ekim sıklığında ekilir. Parsellerin baş ve sonunda birer sıra halinde ana ve baba çeşitler yetiştirilir. Melez tohumlar bu iki sıra arasında 1 ya da 2 sıra için yeterlidir. Bu ekim şekliyle yetişen bitkilerin melez olup olmadıkları kolaylıkla kontrol edilir. F1 dölünde açılma olmadığı için bitkiler topluca hasat ve harman edilir.

Üçüncü yıl, bir önceki yıl elde edilen tohumalr ekilerek F2 bitkileri yetiştirilir. Bu generasyonda açılma başlar. Bitkiler arasındaki genotipik farklılığın kolaylıkla görülebilmesi için F2 bitkileri 50x15 ya da 50x20 cm ekim sıklığında yetiştirilir. Eldeki tohumluğun fazla olması, ekilen sıra sayısını artırır. Bu ekimde daha önce açıklandığı gibi yapılmalıdır. Yetişme süresince yapılan gözlemlerle, üstünlük gösteren bitkiler seçilir ve yarı ayrı hasat ve harman edilirler.

Dördüncü yıl bir önceki yık seçilen bitkilerden elde edilen tohumlar, F3 bitkilerini yetiştirmek amacıyla gözlem parsellerine ekilirler. Burada ekim sırası, her bitkiden elde edilen tohumluk miktarına bağlı olarak 1-4 arasında değişir. Yetiştirme süresinsce yapılan gözlemlere göre üstünlük gösteren bitkiler seçilir ve ayrı ayrı hasat harman edilir. Bu işlemler beşinci yıl yinelenir.

Altıncı yıl, seçilen tek bitkilerde homozigotluk büyük ölçüde artmıştır. Bu nedenle beşinci yılda tek bitklireden sağlanan tohumluk 4 m.lik bloklarda sıralar halinde yetiştirilerek F5 bitkileri elde edilir. Yetiştirme mevsimi süresicne yapılan gözlemlere göre üstünlük gösteren bitki sıraları seçilir. Seçilen sıralarda tip dışı bitkiler atılır ve kalan bitkiler topluca hasat ve harman edilir.

Yedinci yıl, F6 düzeyine gelmiş olan tohumlukla ön verim denemelerine geçilir. Bu denemeler 5 m.’lik bloklarda 25x10 cm. yada 30x10 cm ekim sıklıında, üçer sıralı ve yeterli tohumluk varsa tekrarlamalı olarak yapılmalıdır.

Sekizinci-onuncu yıllar (F7-F9), ön verim denemelerinden seçilmiş olan çeşit adayları, çeşit verim denemelerine alınır. Bu denemelerde parsel büyüklüğü 5 x 3 m., ekim sıklığı 25 x 10 ya da 30x10 cm, tekrarlama sayısı 4-6 olmalıdır. Üç yıl süren bu dönemde çeşit adaylarının tarımsal, teknolojik ve patolojik karakterlerinin kontrolü tamamlanır.

Onbirinci-onüçüncü yıllar (F10-F12), çeşit verim denemelerinde üstünlük gösteren çeşit adayları, değişik ekolojik koşullarad bölge çeşit verim denemeleri alınır. Bu denemelerde üstünlük gösteren çeşit adaylarının tescil işlemleri tamamlanır.

Bölge çeşit verim denemelerinin ilk iki yılında üstünlük gösteren çeşit adayının tohumluğu, ıslahçı tarafından üretilir. Böylece, çeşit tescil edildiğinde elde dağıtılacak kadar tohumluğun bulunması sağlanır.

Ondördüncü yıl, tescil edilen çeşidin tohumluğu çiftçiye dağıtılır.

3.3. Toplu Seçme (Bulk)

Bu yöntemin teksel seçmeye oranla üstünlüğü, daha az emek ve zaman gerektirmesi ile seçme işlemlerine daha sonraki kuşaklarda başlanmasıdır.

Birinci yıl, taşıdığı karakterler yönünden birbirini tamamlayan çeşitler anaç olarak seçilir ve teksel seçme bölümünde açıklandığı üzere yetiştirilip melezlenir.

İkinci yıl, önceki yıl elde edilen melez tohumlar F1 dölü olarak gözlem parsellerinde yetiştirilir. F1 bitkileri üniform olduğnudna burada herhangi bir işlem yapılmazz. Bitkiler topluca hasat ve harman edilirler.

Üçüncü yıl, F1 bitkilerinden sağlanan tohumlar toplu olarak gözlem parsellerinde yetiştirilerek F2 bitkileri elde edilir. Yetiştirme süresince parsellerde görülen tip dışı bitkiler atılır, kalan bitkiler toplu hasat ve harman edilir. Bu işlem F3’te de (dördüncü yıl) yinelenir.

Beşinci yıl, F4 dölü olarak yetiştirilen bitkiler arasında isteğe uygun tek bitkiler seçilir. Seçilen bitkiler ayrı ayrı hasat ve harman edilir.

Altıncı yıl, seçilen tek bitkilerden elde edilen tohumlar bitki sıraları halinde yetiştirilerek F5 bitkileri elde edilir. Bu dönemde isteğe uygun bitki sıraları seçilir. Seçilen sıralardaki bitkiler topluca hasat ve harman edilir.

Yedinci yıl, F5’te seçilen hatlar ön verim denemelerine alınarak basit verim kontrolü yapılır. Bu dönemde seçilen hatlarla teksel seçme yönteminde açıklandığı gibi çeşit verim ve bölge çeşit berim denemelerine geçilir. Bu denemelerdeki ekim sıklığı, parsel büyüklüğü ve tekrarlama sayıları teksel seçmede uygulandığı gibidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

bakla

GENETİK SİTOLOJİ

Genetiği

Baklanın genetiği üzerinde yapılan çalışmalarda çeşitli özellikleri yönettiği belirtilen 26 faktörün simgesi oluşturduğu karakter ile linkage grubu Çizelge 14’te özetlenmiştir. (Sikrs.,1931)

Pratik ıslah çalışmaları yönünden bu genetik faktörlerin kalıtımı üzerindi yapılan açıklamalar da şöyledir (Sirks, 1931):

Bitki Özellikleri

a). Bakla 100-170 cm derine inebilen kazık köke sahiptir. Yan kökler oldukça fazladır. Bunlar üzerinde uzun ve yan yana dizili yuvarlak nodoziteler bulunur. Gövde 4 köşe çıplak ve içi boştur. Boyu ufak tanelilerde kısa ve iri tanelilerde uzundur. 40-150 cm olur.

Sap ancak kaide kısmından dallanır. Genellikle bir adet yan dal meydana getirir. Şayet, iklim uygun olmazsa yan dal meydana getiremez. Gövde diktir. Gövdenin dikliği (E) yatıklığı (e) na dominanttır. Bu diklik hasada kadar devam eder. Yatmaya mukavimdir. Ancak, başlangıçta yatan bazı çeşitler vardır.

b) İnternodi sayısı (I1 I3) ve internodi uzunluğu ana sapın uzunluğunu oluşturur. Böylece bitki boyunu multiple allelomorf I1 I3 ve G1-G4 serisi oluşturur.

Yaprak Özellikleri

a) Tekli yaprak sayısını üçlü allelomort I1 I3 faktörleri kontrol eder. Fazla yaprak sayısı az yaprak sayısına dominanttır.

b) Yaprakçıkların büyüklük ve formu yaprakçığın üç boyutu ile ilişkilidir. (W genişlik), b dipteki uzunluk ve T uçtaki uzunluk).

c) Yaprakçık renginin normal yeşil olmasını sağlayan A faktörü diğer klorofil faktörlerine (epistatik) etkilidir. Açık yeşil (C3), sarımsı yeşil (C2) sarı yeşil (C1) ve beyaz (C) genetik olarak allel faktörlerce sağlanır.

d) Yaprakların vegetasyon sonuna dek kalması L faktörü ile sağlanır. Erken yaprak dökmeyi 1 intermediyer heterozigot faktör yönetir.

e) Yapraksız  çiçek salkımı (if), normale (if) dominanttır.

Çiçek Özellikleri

Çiçekler, yaprak koltuklarında kısa bir çiçek sapı üzerined bulunurlar bileşik salkım şeklindedirler. Her salkımda genellikle 4-6 çiçek bulunur. Bunlar yanında 2-3  çiçekli bazan 10-12 çiçekli olanlarda vardır. Çanak yaprakları açık yeşil renkte olup, dip tarafları koyucadır. Yapraklar beyaz renkte, üzerleri kahverngi çizgilidir. Kayıkçık ve kulacık yapraklarında beyaz ve siyah lekeler bulunur. Erkek organların 9’u  birleşmiş biri serbesttir. Genellikle autogomdır.

Çiçekler ve salkım sapının iki yanında kulakçıklar üzerinde siyah lekeler oluşturan çiçek rengi  faktörü (O), beyaz  çiçek rengine (oo) dominanttır. Siyah lekeli ile normal yeşil kulakcıklı anaçların melezlenmesinde monohibrit açılma görülmektedir. Minor plasmanında (oo) bulunması öldürücü etki yapar. Antosiyan rengi (O) faktörü ile multiple faktörlerden Z1 ve Z2’nin bulunmasına bağlıdır.

Meyve Özellikleri

a) Tohum taslak sayısı intemodi ve Yaprakçık sayısını da yöneten multiple alle tl-t3 faktörlerince kontrol edilir. Aynı zamanda Yaprakçık boyutlarını etkileyen B1-b ve T2 -t faktörlerinden de etkilenir.

b) Meyve uzunluğu üzerinde en az dört faktör etkilidir: G(gelişme), B ve T (yaprak boyutlarını) ve 1 (internodi) faktörleridir.

c)Meyvenin genişliği, yaprak genişliği ile bağıntılı olup, G ve W faktörlerinin etkisindedir.

d) Bakla  yapısının  derimsi olması ve  baklanın çatlaması O ve S faktörlerinin birlikte etkisindedir. Baklaları çatlamayan deri yapılı baklalar OO ss genotipindedir. Kırışık baklalar ise qqSS ve qqss genotipindedir. Kırışık bakla yapısı diğerlerine resesiftir. Normal parlak bakla tipi kuvvetli çatlayan bakla tipine resesiftir.

e) bakla içinde kuvvetli sünger doku oluşumunu D faktörü kontrol eder. D faktörü yönünden sağlanan açılma 3:1’dir.

Dane Özellikleri

Eski bir kültüre sahip olan baklanan menşei üzerinde birçok araştırıılar durmuşlardır. Bunlardan Lerche 1773’de Hazar Denizi güneyinde ilk defa yabani baklaya tesadüf etmiştir. Bugün gen merkezinin burası olduğu kabul edilir. Kuzey Afrika’yı gen merekiz olarak tanıyanlar vardır.

a) Danenin uzunluk ve genişliği aynı zamanda Yaprakçık boyutlarını etkileyen G1-G4 multiple allelomorf faktörlerin etkisindedir. Ayrıca danenin uzunluğu B ve T1-T2 faktörlerinin, genişliği W faktörünün eklemeli etkisindedir. F1 dölünde danenin boyutları ana bitkiye bağlı kalmaktadır.

b) Dane kabuğu rengi kirli-beyaz, sarı-kahverengi, yeşil, mavimsi mor, siyah ve kahverengi mermer desenli olabilir. “O” faktörü dane denginin sarı-açık kahverengi olmasını kontrol eder. Mavimsi mor renk resesif p faktörünün kontrolündedir. Dominant P faktörü viole rengi sarımsı beyaza dönüştürür.

c) Dane yüzeyinin çok parlak olması K faktörünün etkisiyle olur. Bu yönden açılma 3 parlak: 1 mat olarak saptanmıştır.

d) Dane çevresinde siyahımsı kahverengi lekelerin bulunması dominant R faktörünün kontrolündedir. Açılma 3:1 oranındadır.

e) Hilum rengi koyu siyahtan geriye kadar değişir ve N faktörü tarafından kontrol edilir. Açılma 3:1’dir.

Kendine Kısırlık

Normal fertilite HH, yarı sterilite de hh faktörlerinin kontrolündedir. Heterizigot Hh genotipli bitkilerde açılma 3 normal: 1 yarı steril olmaktadır.

Çiçeklenme zamanı, bitki boyu, bakla bağlama yüksekliğii baklada dane sayısı ve 100 dane ağırlığı üzerinde eklemli gen etkilerinin dominantlarının daha fazla olduğunu; gövde ağırlığı, bitkideki bakla sayısı bitkideki dane sayısı ve verim üzerinde de dominantlığın etki payının etkilemeli etkiden daha fazla olduğunu belirlemiştir.

Sitolojisi

Baklada kromozom sayısı 2n=12 olarak saptanmıştır. Bakla kromozomlarında DNA kapsamı yüksektir. Bu kromozomların beş çifti akrosentriktir. Baklada en küçük kromozomların büyük kolu dahi yabani Vicia formlarının büyük kromozomlarınındır. Baklada en küçük kromozomların büyük kolu dahi yabani Vicia formlarının büyük kromozomları kadardır. Kromozomlarının uzunluğu nedeniyle de diğer Vicia faba türü içindeki dört grup kromozom yapıları yönünden birbirleriyle farklılık göstermemektedir. Diğre Vicia türlerinden hiçbir Vicia faba L. ile melezlenemez.

ISLAHI

Islahı: Eski bir kültüre sahip olan baklanan menşei üzerinde birçok araştırıcılar durmuşlardır. Bunlardan Lerche 1773’de Hazar Denizi güneyinde ilk defa yabani baklaya tesadüf etmiştir. Bugün gen merkezinin burası olduğu kabul edilir. Kuzey Afrika’yı gen merekiz olarak tanıyanlar vardır.

Bakla (Vicia faba L.) yemeklik baklagiller içerisinde yabancı döllenme oranı en yüksek (%31-49) olan bir türdür. Bu türün ıslahında introdüksiyon ve seleksiyon gibi ıslah metodlarının yanında melezleme ıslahı da yaygınlaşmaya başlamıştır. Seleksiyon ıslahında, yabancı döllenme oranının yüksek oluşu nedeniyle izolasyona dikkat etmek gerekir. Melezleme ıslahı daha ziyade danede protein kalitesinin yükseltilmesinde kullanılmaktadır. Melezlemede yavru döllerde autogami oranının  yükseldiği  tesbit edilmiştir.

Islah Amaçları

Bakla Islahında Gözönüne alınacak Bitki Karakterleri:

1. Yüksek verimli ve dayanıklı bakla çeşitlerinin üretimi

A.Yeşil verimlilik ve Kuru dane elde etmede erkencilik, Lekesiz ve etli bakla: Yeni bakla çeşitlerinin geliştirilmesinde uygulamada karşılaşılan birçok sorunun dikkate alınması gerekir. Bu sorunlar arasında ilk sırayı yeşil ya da kuru dane verminin yükseltilmesi ve verim stabilitesini ıslah etmek alır. Verimin kalıtsallığının az olması, seçme ile verim yönünden sınırlı bir ilerleme sağlanmasına neden olmaktadır. Bu nedenle son yıllardaki çalışmalar, verimle ilişkili ve fakat yüksek kalıtsal olan karakterler üzerinde yoğunlaştırılmıştır. Birçok yemeklik baklagil türünde olduğu gibi, verim öğeleri ile verim arasındaki ilişki oldukça büyüktür. Bu nedenle verimi büyük ölçüde sınırlayan öğelerden bir yada birkaçını seçme kriteri olarak kullanmak suretiyle verim artışında başarı sağlanabilir. Bu şekilde dolaylı seçmede başarı şansı, değişik fenolojik yada morfolojik özelliklerin seçiminden kaynaklanır. Çiçek başlangıcı, çiçeklenme süresi, dane tutma, danenin dolgunlaşma süresi, kardeş sayısı ve bitki boyu gibi karakterler verim ıslahı yönünden seçme kriteri olarak kullanılır.

B. Kalıtsal yüksek verimlilik: Bununla beraber verimin arttırılması çok büyük cesaret işidir. Eğer baklanın, ekonomik olarak diğer ürünlerle yarışabilmesi isteniyorsa, bu konuda yoğun şekilde çalışılması gerekmektedir

1. Kendine döllenme oranının artırılması: Kendine döldarlık oranı yüksek sahip stabil verimli çeşitlerin geliştirilmesine çalışılmaktadır

2.Çiçek dökümünün azaltılması: Az çiçek döken sahip stabil verimli çeşitlerin geliştirilmesine çalışılmaktadır

3.Büyüme etkinliğinin artırılması: Öte yandan, üstün verimi taşıyacak sapın sağlamlığı, bitkideki kardeş sayısı, nemli koşullarda yatmaya dayanıklılık gibi özellikler de ıslah konuları arasında yer almalıdır.

4.Bakla tohum böceklerine karşı dayanıklılık (Bruchus rufimanus B.) verimi büyük ölçüde düşüren hastalık, zararlı ve çevre koşullarına dayanıklı ya da toleranslı çeşitler dikkate alınmıştır. Bu özelliklere sahip stabil verimli çeşitlerin geliştirilmesine çalışılmaktadır.

5.Başlıca hastalıklara dayanıklılık (Kök çürüklüğü, Solgunluk, Çukulata lekeleri hastalığı, Pas, Mildiyö, Virüsler) ve başlıca zararlılara karşı dayanıklılık (afitler, gövde delenler) : Geçmişte hastalık ve zararlılara dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesine dikkat edilmemiştir. Örneğin kahverengi yaprak leke hastalığı ve Ascochyta solgunluğu belli çevre koşullarında düşük verimin nedeni olduğu uzun yıllardan beri bilindiği halde, günümüzde bu etmene dayanıklı kaynak materyal çok azdır.

6. Orobanşa dayanıklılık: Fakat erken ekim bazı zararlıların (Orobanche) hızla yayılmasına neden olur. Ekim zamanını geciktirme Akdeniz tipi çevre koşullarında verimi azaltır.

7. Yatmaya ve meyve kırılmasına karşı dayanıklılık bakla kapçıklarının çatlamaması (Dane dökümünün önlenmesi) ve mekanizasyona uygun özelliklerin geliştirilmesi: Bitkideki baklaların alt boğumlarda oluşması özellikle makinalı hasat-harman işlerini güçleştirmektedir. Bu amaçla ıslah programlarında, baklaların toprak yüzeyinden 35 cm kadar yüksekte oluşturan ve baklaları çatlayarak ürün kaybına neden olmayan tipler dikkate alınmaktadır. Baklada danenin formu ve büyüklüğü prakit yetiştirme yönünden önem taşır. Yuvarlak ve küçük daneli çeşitlerin ekme makineleriyle ekimi, büyük daneli çeşitlerin ekiminden daha kolaydır. Orta büyüklükteki daneler ise, aralıklı ekim gerektirmeleri nedeniyle tohumluk harcamalarını azaltmakta ve bu nedenle de istenmektedirler

2. Beslenme değerinin artırılması

a. Protein kalitesi, protein miktarını artırma

b. Pişme kalitesi, pişme ya da besleme kalitesinin iyileştirilmesi

3. Ekstrem şartlara dayanıklılık soğuk, kurak, sıcak ve tuzlu koşullara dayanıklılık ya da toleransın artırılması: Kışa dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesi tarımda boş geçen süre ve alanların değerlendirilmesi yönünden önemli olduğu kadar kışlık ekilişlerde kış zararını azaltacaktır

4. Geniş adaptasyon

5. Yüksek oranda toplam biyolojik verim

6. Diğer ıslah amaçları, azot, tespit yeteneğinin

Islah Yöntemleri

Baklada türler arasında melezleme olanağı yoktur. Bu durum ıslahçının önündeki variyabiliteyi sınırlayıcı olmaktadır. Ancak buna rağmen elde bulunan bakla populasyonları arasında oldukça geniş farklılıklar bulunabilmiştir. Bu farklılıkları birbirinden çok uzak kaynaklardan (Avrupa Asya ve Afrika) sağlanan populasyonlarda saptanmıştır.

Bir bitkinin ıslahında uygulanacak yöntemler, birinci derecede türün doğal üreme sistemi ile ilgilidir. Daha öncede belirttiğimiz gibi, baklada yabancı döllenme oranı tarla koşullarında çeşite, yetiştirme yöresinin koşullarına yıllara ve tozlayıcı böceklerin aktivitesine bağlı olarak %5-79 arasında değişmektedir. Başka bir değişle bakla fakültatif allogam bir bitkidir.

Ayrıca dikkate alınması gereken bir nokta da baklanın döllerinde kendine döldarlık (autofertilite) oranının fazla olmasına karşın, kendilenmiş bakla döllerinde yabancı tozlanmaya duyulan gerek daha fazladır.

Introdiksiyon

Bakla ıslahında introdüksiyon kendini dölleyen baklagillerde olduğu gibi, yeni bir çeşidin kaynağını oluşturabilir. Başka bir yöre yada ülkeden sağlanan bakla çeşitleri bölgede adaptasyon denemeleri yapıldıktan sonra yeni çeşit olarak üretilebilir. Bu çeşitler aynı zamanda bölge için yeni çeşitlerin geliştirilmesinde, hastalık ve zararlıları, kışa ve kuraklığa, yatmaya, baklanın çatlamasına dayanıklılık v.b. karakterlerin kaynağı olabilir. Bakla, yemeklik baklagiller içinde yabancı döllenme oranı en yüksek (%31-49) olan türdür. Bu türün ıslahında, introdüksiyon ve seleksiyon yanında melezleme ıslahı da yaygınlaşmaya başlamıştır.

 

Seçme (Seleksiyon)

Fekültatif yabancı döllenen bir bitki olan bakla ıslahında uygulanan seçme yöntemi, kendini dölleyen bitkilerden farklıdır. Kendini dölleyen bitkilerde genellikle saf çeşitler elde etmek için tek bitkiler (safhat) seçilir. Toplu seçme yöntemi bu bitkilerde az kullanılır. Seleksiyon ıslahında yabancı döllenme oranının yüksekliği nedeniyle izolasyona dikkat etmek gerekmektedir. Yabancı döllenme oranı oldukça yüksek olan baklada, yeni çeşit geliştirme çalışmalarında tek bitki seçilmesi az kullanılmaktadır. Çünkü, genotipik olarak heterozigot yapıda olan bitki hem açılma göstermekte ve hem de dışarıdan yabancı çiçek tozlarıyla döllenmektedir. Bu nedenle genetik yöntem uniform bir bakla popilasyonunun korunması çok güçtür. Bu durum dikkate alındığında bakla ıslahında toplu seçme (mass seleksiyon)yöntemlerinin kullanılması daha uygun olmaktadır.

Toplu Seçme (Mass Seleksiyon)

Toplu seçme yerel populasyonlar yada melezlemeyi izleyen generasyonlarda geniş ölçüde kullanılan bir ıslah yöntemidir. Bakla ıslahında toplu seçme, geniş variyasyonun bulunduğu koşullarda etkin olmaktadır. Toplu seçme verimi dikkate alarak yapılıyorsa, verimdeki iyileşme çok az olmaktadır. Bu nedenle bakla ıslahında verimli sıkı ilişkili olan ve kalıtsallık oranı yüksek karakterlerin dikkate alınarak seçme yapılması çok önem taşır. Böylelikle gözle ayırdedilebilen yada kolaylıkla ölçülebilen karakterler yönünden bu yöntemin uygulanması güçtür. Örneğin, bitkilerin fenotopik görünüşüne bakarak verimli bitkileri kesinlikle ayırdetmek çok güçtür.

Toplu seçmenin yararı basit ve kolaylıkla yürütülebilmesidir. Islahçı bitkilerin fenotipine bakarak üstün bitkileri seçer ve bunların tohumlarını karıştırarak kolaylıkla eker. Bu yöntemle aynı zamanda kısa sürede yeni çeşit elde etme olanağı vardır.

Yöntemin uygulanmasında istenen karakter yönünden fenotipik üstünlük gösteren bitkiler seçilerek hasat ve harman edilirler. Seçilen bitkilerin tohumları daha ileri generasyonları yetiştirmek amacıyla karıştırılır. Bu işlem, populasyonda üstün karakter yoğunluğu istenen düzeye ulaşıncaya kadar devam edilir.

ICARDA’da kullanılan toplu seçme yöntemi şekil 17’de gösterilmiştir. Bu uygulamada F2 generasyonunda hastalığa dayanıklılık, orobanche’a dayanıklılık gelişme durumu ve erkencilik gibi karakterler yönünden toplu seçme yapılır. F3’te tarlada çiçeklenme başladığında verim yada fidenin gümranlığı, soğuğa dayanması, hastalık ve zararlılara dayanması ve erken çiçeklenme v.b. benzer özelliklerine göre seçme yapılarak her populasyondan 25 bitki delikli torbalarla izole edilir. F4generasyonunda bu bitkiler döl sıraları halinde yetiştirilir. Her döl sırasında döller torba ile izole edilmiş bir yada iki bitki (normal olarak kenardaki bitkiler en fazla tohum tutar) ile değerlendirilir. F4’te seçme aile esasına göre yapılır.

Döl sıralarında seçilmiş olan açık döllenen bitkilerin tohumları karıştırılarak F5’te tekrarlamalı verim denemelerinde kullanılır. Aynı zamanda torbalarla izole edilmiş bitkilerin tohumları böceksiz gözlem evinde üretilir (bu işlem Almanya’da büyük yetiştirme tünellerinde yapılmaktadır). F6’da çok yönlü denemelerde kullanılacak olan tohumlar F5’teki verim deneme parsellerinin ortasından sağlanır. F6 tohumları, aynı zamanda gözlem evinden ve izolasyon parsellerinden sağlanır. F7ve daha sonraki generasyonlarda kullanılan tüm tohumlar izolasyon parsellerinden sağlanır. İzolasyon parsellerinde ekilecek tohumlar gözlem evinden gelir. Böylece uygulama sırasında F3 ve F4 generasyonlarında bir anlamda kendileme uygulanmış olur. toplu seçme ile sağlanan uniformitenin kontrolü F4 populasyonunda başlar. F4’ten elde edilen tüm populasyonların muhafazası için sonraki generasyonlarda da kendilenmiş ve kendine döldar hatların seçilmesine olanak verilir ve sentetik çeşitleri oluşturacak uygun hatların geliştirilmesine olanak sağlanır. (gözlem evinde elle kendileme “tripping” işlemi uygulanarak)

F3 populasyon performansı üzerindeki verilerin geri gelmesi ICARDA’da F3 ve F4 generasyonlarında tek bitki seçmesine olanak sağlar. Seçme üstün F3 bitkilerinde biased olarak yapılır.

F4 hatlarının oluşturduğu F6 ya da F7 populasyonları değerlendirme için ulusal programlara dağıtılır. Bu nörseliler normal olarak tekrarlamasız ve büyütülmüş desendedir. Aynı yöredeki tekrarlamalı ve tekrarlamasızz denemeler arasındaki verim yönünden ilişkiler ve yıllar farkı çok düşük ve çoğunlukla önemli olmamaktadır. Bununla beraber tekrarlamasız gözlem denemeleri, yüksek katılım derecesi olan özelliklerin belirlenmesinde çok büyük önem taşımaktadır. Örneğin hastalıklara dayanıklılık ve büyüme habitusu.

Uluslararası gözlem denemelerinde üstünlük gösteren hatlar, ulusal progralarda tekrarlamalı verim denemelerinde kullanılmak üzere dağıtılır. Daha önce olduğu gibi bu denemeler de üstünlükgösterenler sonraki değerlendirmeler için doğrudan açık döllenen çeşit olarak kullanılır. Seleksiyonla daha sonra ıslah edilir ya da melezlemede ya da sentetik çeşit elde etmede kullanılır.

İzolasyon parselleri: Eğer populasyon küçükse, örneğin tek bitki dölü ise bu kez böcek geçmeyen kafes kullanılır ya da bitkiyi en ekonomik olarak kendileyecek şekilde hareket edilir. Fakat hatlar ya da populasyonlar karıştırılmış ise bu gibi teknikler uygun değildir.

İzolasyon parsellerinin avantajı heterozigot düzeyinin yükselmesidir. Bu gibi parselerden elde edilen tohumlar kendileme depresyonu etkisi olmadan verim denemesi sonuçları olarak kullanılır. İzolasyon parselleri arasındaki uzaklık artınca parsel içindeki yabancı döllenme oranı hızla düşer. Fakat bu uzaklık 1 km’den az olduğunda genetik karışma devam eder. ICARDA’da izolasyon parselleri 50 m.aralıklardır ve genetik karışma %5’den az olmaktadır.

Verim geliştirme: seçilmiş hatların çok yörede kontrolü ve verim yönünden seçimi genotip çevre interaksiyonlarının büyük olması nedeniyle çok karmaşıktır.

Tohum stokları yeterli ise F2 generasyonları iki çevre koşulunda yetiştirilir: Tel Hadya Araştırma Enstitüsü’nde ilik olarak başlangıç verimini geliştirme, canlılık ve erkencilik için toplu seçme yapılır. Diğer yörede ise belirli özellikler yönünde toplu seçme yapılır. Bu yöreler arasında Lattakiada Botrytis fabae ve Ascochyta fabae; Kafr Anton da Orobanche ve Terbol ile Lübnan Bega vadisinde yükseklik koşullarının etkisi incelenir. F2’de toplu seçmeden sonra F3  populasyonları bölgedeki ulusal programlara dağıtılır. Denemelerde ya F2’nin performansı ya da ebeveynleri performansı ya da ebeveynlerin performansı incelenir.

 

Melez Bakla Islahı

Fakültatif yabancı tozlanan baklada çeşit melezlemesi, açık tozlamayla çeşitler arasında melez F1 döllerined kendine döldarlığın artmasıdır. Bakla safhatlarında yabancı tozlarına oranı %16,3-17,5 arasbında değişirken, bu oran melez baklalarda %7,4-11,2 arasında değişklik göstermektedir. Kendine döldarlığın melezlerde (F1) artması sonucu olarak bu döllerin dane verimi kendilenmiş hatlara ya da anaç populasyonların ortalamasına oranla önemli derecede artma göstermektedir. Melezleme ıslahı, protein kalitesini yükseltilmesinde kullanılmaktadır. Melezlemede yavru döllerde autogami oranının yükseldiği tesbit edilmiştir.

Melez Azmanlığı (heterosis)

Baklada akraba olmayan kendilenmiş döllerin melezlenmesiyle elde edilen döllerde verim ve bazı karakterler yönünden azmanlık (heterosis) görülmüştür. Ancak baklada azmanlık büyük ölçüde mevsimlere bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Bu nedenle baklada azmanlıktan yararlanmada ekonomik olma önem taşımaktadır. Azmanlıktan ekonomik yararlanma için geniş ölçüde melez F1 tohumluklarının elde edilmesi gerekmektedir. Bu yönden bakla ıslahında karşılaşılan iki önemli sorun, tozlanmanın kontrolü ve anaçların seçimidir.

Melez tohumluk elde etmek amacıyla yapılan ıslah programlarında kendilenmiş anaçlar üç şekilde seçilmektedir. Bunlar arasında en kolay yöntem hattın kendi özelliklerine göre yapılan seçmedir. İkinci ve en fazla işçilik gerektiren yöntem, kontrol melezlerinde iyi sonuç veren hatların seçimidir. Son olarak da anaçlar özel kombinasyon yeteneklerine göre seçilmektedir.

Kontrol melezlemelerinde kendilenmiş hatların genel kombinasyon yeteneklerinin kendi verimleriyle önemli derecede ilişkili olduğu saptanmıştır. Bu özellik anaç seçimine biraz daha kolaylık getirmektedir.

Bakla Tohumu Üretilmesi

Yabancı döllenen bitkilerde melez tohumluk üretiminde karşılaşılan en önemil sorun, ana olarak kullanılacak bitkilerin erkek organlarının görev yapmasına engel olmaktır. Bakla çeşitlerinde erkek ve dişi organlarının birlikte bulunması ve her çiçekten az sayıda (3-4) tohum sağlanabilmesi, melez bakla tohumu üretiminde daha da önemli sorun oluşturmaktadır. Çünkü tüm bakla çiçeklerinin elle kısırlaştırılması olanaksızdır. Bu nedenle araştırıcılar başka olanaklar üzerinde durmuşlardır. Bakla çiçeklerini kısırlaşma amacıyla Gametocide FW-450 (Sodium 2,3 dıchlorosobutyrate) gibi kimyasal preparatların kullanılması iyi sonuç vermemiştir. Aksine, çiçeklerde yumurta kısırlığı oluşturmuş ve böceklerin bakla çiçeklerini tozlama olanağını kaldırmıştır. Bu nednele bakla ıslahında gametosidlerin kullanılması bırakılmıştır.

Erkek Kısırlığı

Yabancı tozlamanın kontrolu amacıyla Bond ve Ark. (1964) yaptıkları çalışmalar sırasında erkek kısır bitkiler bulunmuştur. Bundan sonra melez bakla tohumluğu elde etme olanakları artmıştır. Baklada erkek kısırlığının kalıtımı basit resesif genle kontrol edilmektedir. 8Bond ve Ark., 1964 a) Erkek kısır olan  bakla çiçekleri normal döldar bitkinin çiçek tozlarıyla döllenip dane bağlamktadır. Ancak bu tozlayıcı anaç kısırlığı giderici gen taşımıyorsa, elde edilen tüm bakla tohumları yine erkek kısır olan bitkiler meydana getirmektedir. Bu özelliklerden yararlanılarak erkek kısı bakla hatları, non-restorer olan hatlarla altarnatif bloklar halinde yetiştirilerek erkek kısır tohumlar kolaylıkla üretilir. Bu işlemler sırasında tozlayıcı hattın ürünü erkek kısır hatlardan ayrı hasat ve harman edilir. Yeterince çoğaltılmış olan erkek kısır tohumlar ertesi yıl kısırlığı giderici hatlarla birlikte alternatif bloklar halinde yetiştirilerek bu kez döldar bitki veren tohumlar elde edilir. Bu tohumlar çiftçiye dağıtılır.

Bu yöntemle elde edilen tohumlukların birim fiyatı doğal olarak daha fazla olmaktadır. Fakat bu melez F1 tohumları, açık tozlanan çeşitlere oranla %10-30 arasında üstün verim sağlamaktadırlar. Son yıllarda erkek kısır bitkilerin gözlemler sırasında kolaylıkla ayırdedilebilmesi için erkek kısırlığına bağlı olarak döllere geçen resesif mutant markör karakterlerden yararlanılmaktadır. Bu durumda işlemler yıllara göre şöyle yürütülmektedir.

Birinci yıl, erkek kısır bitkiler ana olarak alınmakta ve bunlar akraba olmayan normal döldar mutant (örneğin klorofil eksikliği olan bir mutant) bitkilerle melezlenir.

İkinci yıl, elde edilen döller kendilenir.

Üçüncü yıl erkek kısırlığı ve klorofil eksikliği yönünden heterozigot olan hatların çiçektozlarıyla melezlenir. Bu melezleme sonucunda meydana gelen hatlar iki tiptir. Tamamen fertil olan bitkilerde klorofil eksikliği vardır. Bu hatlar seçilerek atılır. Erkek kısır olan bitkilerin klorofil kapsamı ise normaldir. Böylece ayırdedilen erkek kısır bitkilerdördüncü yıl kısırlığı giderici (restorer) tozlayıcı çeşitlerle alternatif bloklar halinde yetiştirilir. Son melezlemedn elde edilen F1 tohumları normal ve fertildir.

Sentetik Çeşitler

Bakla ıslahında asıl kullanılan yöntem “sentetik çeşitler”in elde edilmesidir. Sentetik çeşitler, kombinasyon yeteneği iyi olan kendilenmiş hatların karıştırılarak açık tozlanmaya bakılmasıyla elde edilir. Sentetik çeşit, farklı ogenotiplerden oluştuğu için verimde önemli bir azalma olmaksızın birkaç yıl kullanılabilir. Böylece yetiştiricinin her yıl yeni tohumluk satın alması gerekmez. Kendi ürünü içinden her tipten eşit miktarda bitki seçip topluca hasat ve harman ederek ertesi yılın tohumluk gereksinimini karşılayabilir. Öte yandan ıslahçı, sentetik çeşidi oluşturan kendilenmiş hatları sürekli olarak elde bulundurmak zorundadır. Çünkü gerektiğinde sentretik çeşit yeniden oluşturulmalıdır.

Bakla ıslahında iki tip sentetik çeşit elde edilmektedir. Birinci tipte çeşit populasyonların karışımından oluşturulur. İkinci tipte ise kendilenmiş hatlar sentetik çeşidi oluşturmaktadır. Populasyonlardan oluşan sentetik bakla çeşidi syn.1’de tohumluk olarak kullanılabilir. Çoğunlukla syn 2 ya da syn 3’te ticari değerini yitirir.

Her iki halde de sentetiği oluşturacak olan anaçların seçiminde genel kombinasyon yeteneklerinin belirlenmesi yanında, olgunlaşma zamanı gibi çok değişkenlik gösteren ve hasadı güçleştiren özelliklere dikkat etmek gerekir. İdeal olarak anaçların çiçeklenme dönemleri uyumlu olmalı ve böylece hatlar arasındaki melezleme olanağının en üst düzeyde olması istenir ve böylece sentertik çeşidin üniform olarak kalması sağlanır. Kendine döldarlık yönünden Poulsen (1980 b), sentetik çeşit oluşturulurken yüksek verimli ve yüksek oranda kendine döldar saf hatlar ya da bu gibi hatlardan oluşmuş çoklu hat populasyonların seçilmesini önermektedir.

Sentetik çeşidi oluşturacak anaçlar populasyon ise bunların karışımından sonra syn 1 ya da syn 3 olarak ticari üreticilere verilmek için çoğaltılması kolaydır. Kendilenmiş hatlardan oluşan sentetik çeşitlerde ise, kendilenmiş hatların tohum miktarının az olması nedeniyle sentetik çeşit syn 4 ya da syn 5’e kadar çoğaltılır ve ticari amaçla syn 5 syn 7 arasında kullanılabilir.

Bakla ıslahında sentetik çeşit elde edilmesinde uygulanan yöntem yıllara göre şöyledir:

Birinci yıl, başlangıç populasyonu 5x5 m’lik bloklara ekilir. Bu populasyondan çeşitli karakterler yönünden birbirini tamamlayan bitkiler seçilerek özel torba ya da kafeslerde izole edilerek kendilenir.

İkinci yıl, seçilen her bitki bir sıraya ekilir. Yetiştirme süresince istenen karakterler yönünden üstünlük göstererek seçilen bitki sıralarında 4 ya da daha fazla bitki özel kafes ya da torbalarla izole edilerek kendilenir.

Üçüncü yıl, kendilenen her bitki ayrı sıralarda yetiştirilir. Aynı hattan seçilmiş bitkilerin ekildiği yıllarda da aynı işlemler yinelenir. Sıralar parsel olarak kabul edilir. Bu dönemde her 10 ya da 20 dölden sonra bir kontrol çeşidi ekilir. Yetiştirme süresince yapılan gözlemlere göre üstünlük hatlarda 4 ya da daha fazla bitki seçilerek kendilenir. Kalan bitkiler açık tozlanmaya bırakılır. Böylece basit verim kontrolü yapılır. Dördüncü ve beşinci

Altıncı yıl, hatlardan seçilen kendilenmiş döllerni kominasyon yetenkleri saptanır. Aralarında üstün kombinasyorn yeteneği görülen 3-10 (normal olarak da 4 ya da 6) kendilenmiş döl karıştırılır Syn 1 “sentetik çeşit” karıştırıldıktan sonraki generasyondur. Elde edilen Syn 1 verim kontrolü ve tohumluk üretimi amacıyla üç yıl daha yetiştirilir. Syn 3’den sonra tohumluk dağıtıma geçilir. Ticari olarak syn 4’den syn 6 generasyonuna kadar kullanılır.

Elde edilen sentetik çeşidin verimi, çeşidi oluşturan kendilenmiş hat sayısına, hatların verim gücüne ve hatlar arasındaki kombinasyon yeteneğine bağlı olarak farklılık gösterir. Tozlanma ve döllenmesi yönünden böceklere daha az gerek duyan hatların oluşturduğu sentetik çeşitlerde verim, diğer hatların oluşturduğu sentetik çeşitlerden daha üstün olmaktadır.

 

Tekrarlamalı (Recurrent) Seleksiyon

Bu yöntem ile bakla ıslahında populasyonun genetik varyasyonunda önemli azalma olmadan istenen karakterleri kontrol eden gen ya da gen kombinasyonlarının populasyonundaki konsentrasyonları artırılabilir.

Yöntemin yıllara göre uygulanması şöyle olmaktadır:

Birinci yıl, başlangıç populasyonu içinden istenen karakter  yönünden üstünlük gösteren bitkiler seçilerek kendilenir. Bu bitkilerin tohumları ayrı ayrı hasat ve harman edilir.

İkinci yıl, her dölden eldeki tohumluğun yarısı ayrılır. Diğer yarısı en yüksek düzeyde yabancı tozlanma sağlanacak biçimde belirli bir kontrol (tester)  çeşidiyle verim kontrolü denemelerine alınır. Aynı yıl içinde istenen karakter yönünden üstünlük gösteren döller belirlenir.

Üçüncü yıl, ikinci yıl seçilen dölllerin birinci yıldan arta kalan tohumları ekimde kullanılır. Döller açık tozlanmaya bırakılır ve topluca hasıt ve harman edilirler.

Dördüncü yıl açık tozlanma sonucu elde edilen tüm tohumlar birlikte ekilirler. Birinci yıl olduğu gibi bu yılda istenen karakterler yönünden birbirini tamamlayan üstün bitkiler seçilir ve kendilenirler. Kendilenen bitkiler ayrı ayrı hasat ve harman edilirler.

Beşinci yıl, dördüncü yıl sağlanan tohumlar ikiye ayrılır. Birinci kısmı her 10 ya da 20 dölde bir kontrol (tester) çeşidi kullanılarak verim kontrol denemelerine alınır. Bu dönemlerde üstünlük göstererek seçilen döller belirlenir.

Altıncı yıl, seçilen döllerin beşinci yıl ekiminden önce ayrılan tohumları karışık olarak ekilir ve açık tozlanmaya bırakılır.

Bu seçme işlemleri, istenen karekter populasyonda kuvvetli duruma gelinceye kadar yinelenir. Dah sonra tohumluk, birbirinden en az 180 m uzaklıkta izole edilmiş parsellerde yetiştirilerek üretilir. Tohumluk üretildikten sonra dağıtılır.

 

 

 

 

 

 

BEZELYE

Genetiği: Mendel, bezelyede kromozomların sadece dördü üzerindeki yedi geni incelemiştir. Bunlar: 1 nolu komozomda A ve L, 4 nolu kromozomda Fa, Le ve V, 5 nolu kromozomda Gp ve 7 nolu kromozomda R geni idi. Mendel’den sonra uzun yıllar bezelye üzerindeki çalışmalar az sayıda olmuştur. Winge bezelyede 37 gen arasında belirlediği bağlılık durumlarını 8 linkage gurubunda toplamıştır. Bu linkage guruplarının 7 tanesi Lamprecht tarafından açıklanmış ve 37 geni içeren genetik harita yapılmıştır. Bezelye kromozomları üzerinde belirlenen linkage gurupları şunlardır:

Kromozom I    : A-Vi1-Au-Lf-D-pur-Lac-Cor-Am-Osp-Red-I-Gri

Kromozom II   : La-Wa-Oh-Ar-ve-S-Wb-K-Fn

Kromozom III  : Uni-M-Rf-Mp-Lob-F-Pu-Cry-St-B-Gı

Kromozom IV  : N-Z-Dem-Fo-Fa-Tra-Td-Con-Bn-Vim-Le-V

Kromozom V   : Cp-Gp-Cr-Cri-Te-Cal-Fs-Ce-U

Kromozom VI  : Fı-Pı-P-Lm-Wlo

Kromozom VII : Wsp-Xa1-pa-R-Tı-Bt

Günümüze kadar bu harita üzerinde çok az değişiklik yapılmıştır. Lam Precht o güne kadar belirlenen 127 genin kromozomlar üzerindeki yerlerini belirleyen genetik haritasını yapmıştır. Günümüzde bezelye belirlenmiş olan 169 genin kromozomlar üzerindeki yerleri bellidir. Bezelye oldukça geniş bir biçimde genetik analizlere konu olmuştur.

a. Çiçek biyolojisi ve döllenme: Bezelye kendine döllenen bir bitkidir. Çiçek şekli böcek ziyaretine son derece elverişli olduğu halde, bezelyelerde yine de kendine döllenme hakimdir. Çünkü çiçekler daha tomurcuk halinde iken döllenirler.

Bazı araştırıcılara göre, ise bezelyeelerde döllenme çiçek açımından 24-38 saat sonra olmaktadır. Anterler çiçek açılmadan kısa bir müddet önce tozlarını dökerler. Çiçekler açıldığı zaman stigma ve pistilin fırçası çiçek tozu ile doludur. Bezelyelerde yabancı tozlanma oranı şartlara bağlı olmak üzere %1-2 arasındadır. Bezelye uzun gün bitkisidir. Yalnız erkenci ve bodur bezelye çeşitleri gün uzunluğuna karşı bir reaksiyon göstermezler. Bununla birlikte, uzun gün isteyen bezelye çeşitleri ısı da arzu ederler. Aksi halde çiçek açmazlar. Bezelyelerin çiçek açmaları için çıkıştan itibaren en az 20 gün gereklidir. Bazı araştırıcılara göre ise 4 hafta geçmesi gerekir. Bezelyenin çiçek açmaları için ihtiyaç gösterdikleri sıcaklığın çeşide göre değiştiği saptanmıştır. Öte yandan çiçek başlangıcı için, günlük asgari ortalama ısının 4-4.5 0C gerekir. Bu asgari ısı ortalamasıdır. Çeşide, gün ve gece sıcaklık farkına, günlük asgari ve azami sıcaklığa göre değişir. Çiçek açma dönemi de sıcaklıkla doğrudan ilgilidir. Yüksek sıcaklık derecelerine göre alçak sıcaklık dereceleri, bezelyelerde çiçek açma dönemini uzatır. Bezelye çiçeklerinde steril (kısır) olanlara da rastlanır. Kısırlığın başlıca nedenleri katlanma, kromozom uyuşmazlığı ve genotipik yapıdır. Dış faktörlerden sıcaklık, nem noksanlığı, bitki ve hayvan parazitleridir. Genç bitki dona oldukça dayanıklıdır. Bezelye çiçekleri ve genç bezelye baklaları soğuklara bitkinin diğer kısımlarından daha hassassıtr. Genel olarak yuvarlak tohumlu tipler, buruşuk tohumlardan daha düşük sıcaklıklarda çimlenirler.

b. Suni tozlanma: Çiçekler açılmadan en az bir gün önce, çiçek tomurcuğunda Clayx’in alt kısmı çıkarılır. Carina’nın yaprakları parçalanır. Stamenler çıkarılır ve diğer çeşidin pistilinin fırça şeklindeki polen tozu ile kaplı kısmı getirilerek stigmaya sürülür. Bu işlem bir iki kez tekrarlanır ki, meyve bağlama iyi olsun. Böylece suni olarak tozlamış olan çiçeklere bir kese geçirilir. Bu keseler 10 gün sonra tekrar çıkarılabilir.

1822 yılında John Goss, sarı kotiledon renginin yeşile dominant olduğunun farkına varmıştır. 1860 yılında ise Mendel tarihi araştırmalarını yapmaya başladı. Bezelyelerde haploid koromozon sayısı n=7’dir ve 8 bağlı gen grubu tespit edilmiştir. Bundan sonra yapılacak olan araştırmalarda Linkage grubu 7’ye indirilebilir. Zira bezelyelerde haploid kromozom sayısı 7’dir. Yapılan araştırmalarda, bezelyelerde 68 gen tesbit edilmiştir.

1. Renk: Renk gelişimin karışık bir şekilde etkileyen bir takım genler vardır. Esas renk geni A, tek başına açık eflatun çiçekleri meydana getirir. D veya Dw ile açık kırmızı mor yaprak sapçık P ile mor kapsül ile kahverengi ve ya siyah lekeli tohum, R ve P ile açık kahverenkli tohum kabuğu a ve p ile tohum üzerinde açık mor benekli, M ile kahverengi benekli, A geninin resesif alleli homozigot durumda, beyaz çiçek, renksiz yaprak sapı, yeşil veya sarı meyve hiç bir zaman kahverengi olmayan  siyah veya beyaz  olan renksiz tohum  kabuğu meydana getirir. Burada buruşuk tohumları diğer buruşuk olanlara karıştırılmalıdır. Önceki tohum kabuğu ile diğeri ise embriyo ile ilgili birkarakterdir.

2- Bitki boyu: Mendel bitkinin boyu ile ilgili monohibrit açılma tesbit etmiştir. Çeşitlerin ters birleşmeleri iki faktör değişkilğinin boy karakterlerini sağladığı, bunlardan biri boğum arası uzunluğu diğeride sapın kalınlığı kontrol ettiği ileri sürülmüştür. Diğer taraftan bitki boyunun boğum arası uzunluğu ve sayısına bağlı olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak üç genin bunu idare ettiği bildirilmiştir. Bezelyede gövdenin uzunluğu internodi uzunluğu ve sayısı olarak iki unsurun etkisi altındadır. İnternodinin uzun olması Le, kısa olması alleli olan le geni tarafından kontrol edilir. İnternodi uzunluğu üzerinde etkili olan diğer bir gen de Lo’dur.

Gövdenin diğer bir özelliği de dallanmasıdır. Gövdenin dallanma derecesi büyük ölçüde çevre koşullarının etkisi altındadır. Lamprecht dallanma derecesini Fr ve Fru genlerinin kontrol ettiğini belirtmiştir. Fr fru genlerini taşıyan bitkiler çok kuvvetli dallanma gösterirler. Bu nedenle bu bitkiler hiç dane oluşturmaz yada kötü gelişmiş daneler oluştururlar.

3. Erkencilik: Weilensiek’in ileri sürdüğü gibi, çiçeğin altındaki kısır boğum sayısı erkenciliğe tesir etmektedir. Tedin tarafından yapılan araştırmalarda bitkide boğum sayısı ile çiçeklenme zamanının erkencilikle münasebetini göstermiştir.

4. Çiçek Salkımı ve Çiçeklenme: Bezelyenin bir çok çeşidinde ve yaprakların hemen hemen bütün yüzeyleri mumlu bir tabaka ile örtülüdür. Mavi-yeşil renklilik diğerlerine dominanttır ve kalıtım tek gen tarafından kontrol edilir. Bezelyede çiçek durumu üzerinde farklı genlerin etkili olduğu Lamprecht tarafından belirlenmiştir. Araştırıcı, çiçek salkımlarının 1,2 yada 3 çiçekli olmasını Fn ve Fna genlerinin kontrol ettiğini belirtmiştir. Yine FnFna genotipi tek çiçekli, Fnfna ve fnFna genotipleri iki çiçekli ve fnfna genotipi de 3 çiçekli salkım oluşturur. Bezelye çiçeklerinin formunu kontrol eden değişik genlerin olduğu belirlenmiştir. Brev geni tepeciğin kısa olmasını (çiçek morfolojisini), red, ten, fo, fob ve fol genleri çanak yapraklarının formunu (yaprak yada çiçek salkımı) ve bri (çiçek sapı) özelliklerini kontrol eder. Çiçeğin rengi üzerinde de çok sayıda gen etkilidir. Çiçekte temel renk geni A dır. Ar geni kırmızı çiçekli, B geni mavi tonlu rengi kontrol eder.

5. Fasciation: Yassılaşma gen farkı tarafından kontrol edilen resesif bir karakterdir. Normal gövde yassı gövdeye dominanttır. Tek genle kontrol edilmektedir.

6. Chlorohyl: Sarıya dominant olan yeşil renk, tek bir gen tarafından kontrol edilir. Sxalöf istasyonunda tek  bitkilerin  döllerin bazı  durumlarda 3:1 yeşil: beyaz tohumlar meydana getirmişlerdir.

7. Yaprak Karakterleri: Monohibrit açılma gösteren bir kaç yaprak karakteri F1’de kaydedilmiştir. Azalmış yapraklılık, filizsiz yapraklılık, dişli yaprak kenarlığı ve yaprakta gri beneklenme karakterlerinin her biri tek gen tarafından kontrol edilir. Normal olarak bezelye yaprakları iki yada üç çift yapraktan oluşur ve Up geni tarafından kontrol edilir.

8. Kayıkçık Kanatları: Pellew, bu anormal çiçek karakterini ve dokunun resesif bir gene bağlı olduğunu bulmuştur.

9. Meyva Karakterleri: Küt tepeli meyveler sivri tepeli meyvaya nazaran dominanttır. Bu kalıtımda tek gen tarafından idare edilmektedir.

10.  Welleniek ve White: Düz meyvelerin tamamen olmamakla beraber yukarı kıvrılanlara nazaran dominant olduğunu bulmuşlardır. Elde edilen açılma monohibrit kalıtım göstermiştir. Parşömeleşmiş meyve karakterlerinin detaylı genetik analizi Wellensiek yapmıştır. Sonuçlar P ve V diye adlandırılan iki genle açıklanmıştır. P tek başına çokince parşömen zarını fakat V ile beraber bir zar meydana getirmektedir. Vilmorin aynı sonuçları elde etmiştir. Bazı birlemelerde F1 generasyonunda parşömenleşmiş meyveli 9 bitkiye: parşömenleşmemiş meyveli 7 bitkiye rastlanmıştır.

11. Wellensiek: meyve zarı kalınlığı hakkında genetik analiz çalışmalarında bulunmuştur. İcne zarlılığın kalın zarlılığa dominant olduğunu bulmuştur. Bu da tek gen tarafından idare edilmektedir. Kapsül renginin kalıtım tek faktörlüdür. Yeşil sarıya karşı dominanttır.

12. Tohum Karakterleri: Mendel, sarı cotyledonların yeşile karşı dominant olduğunu bulmuştur ve bir gnele idare edilmektedir.

III-Linkage: İkiden fazla faktörü ihtiva eden bir bağlılık grubunun bir karakteri kontrol etmesidir. Bezelye de farklı bağlılık durumları (linkage) olduğu ilk kez Hammarlund tarafından genetik olarak gösterildikten sonra, bezelyede oldukça yaygın translokasyonların olduğu belirlendi.

Sitolojisi: Bezelyede kromozom sayısının 2n= 14 olduğu 19. yüzyıl başlarında belirlenmiştir. Daha sonra bezelye, stolojik çalışmalarda yoğun şekilde kullanılmamıştır. Bezelyede karyotip analizi Marshak tarafından açıklanmıştır. Ancak karyotip analizi çalışmalarında en büyük başarı, oksikinolinin ön işlemlerde kullanılmasıyla sağlanmıştır. Bu yöntemle, Pisum karyotipinin kalitatif analizini gerçekleştirmiştir. Caroli, 5-7 dibron -8-hidroksi kinolin yönteminin bezelye kromozomları için oksikinolinden daha iyi sonuçlar verdiğini belirtmiştir. Daha sonraki çalışmalarda ön işlem, tesbit, boyama ve kromozom ölçümlerine ilişkin yöntemlerin bezelyeye adapte edilmesi ve uygulanmasına çalışıldı.

ISLAHI

Bezelye ıslahında kendine döllenen bitkilerde uygulanan ıslah metodları kullanılır. Bezelye üzerinde genetik çalışmalar Mendel’le başlar. Bugün Avrupa ve Amerika’da var olan kültür çeşitlerinin çoğu seleksiyonla elde edilmiştir. Bezelyelerde mevcut olan çeşitler arasından saf hat seçimi ile yeni çeşitler elde edilebilir. Hele yurdumuz gibi eskiden beri bezelye ziraatı yapılan iklim ve toprak karakterleri birbirinden farklı olan kapıla havzalardaki çeşitler, birçok saf hatlar karışımından amaca uygun olan çeşitleri seçmek suretiyle yeni varyeteler elde etmek mümkündür. Başka hastalıklara dayanıklılık olmak üzere, konserve, dondurulma, kuru dane gibi özellikleri itibariyle üstün görülen bezelye çeşitleri ıslah yolu ile elde edilmiştir. Islah metodları içerisinde mutasyon ıslahı en geniş ölçüde bezelye çeşitlerinde uygulanmaktadır.

Islah Amaçları: Kuru dane olarak yenen bezelyeler, ıslah amaçları: Verimlilik, mukavemet, erkencilik, çabuk pişme ve kalite’dir. Kuru dane olarak yenen bezelyeler karakteristik olarak yuvarlak yada düz yüzeyli (R/R, Rb/ Rb) daneli olmasına karşın, yeşil bezelye çeşitlerinde daneler kırışıktır (rRb, Rrb, rrb). Daneleri oldukça yüksek oranda amilopektin ihtiva ettiğinden, kuru yenen bezelyelerde danelerin yuvarlak olması dominant özelliktir. Kuru bezelyede danede oldukça yüksek oranda (%25) protein bulunması, onu ilgi çeken ürün yapmıştır. Dünya ölçüsünde bu yönde yapılan seleksiyon ve ıslah çalışmalarıyla toplam protein kapsamının yükseltilmesine çalışılmaktadır. Protein kalitesinin tanımında diğer baklagillerde olduğu gibi kükürt kapsamlı aminoasitler ilk sınırlayıcı faktör olmaktadır. Elde mevcut bezelye genetik koleksiyonunun methionın ve cystin kapsamı yönünden analizleri henüz tamamlanmamıştır.

Yeşil bezeye ıslahçıları özellikle çözümüne çalıştığı bazı sorunlar vardır. bunların birincisi, bitki vegetasyon süresinin oldukça kısa olması nedeniyle kuru madde birikiminin engellenmesidir. Diğerleri ise verimlilik, açık renkli ve üniform tohum, kılçıksızlık, etlilik, bakla şekli düzgünlüğü, hastalıklara mukavemet ve çabuk pişmedir.

ISLAH METODLARI

İntrodüksiyon: Bezelyelerde uygulanan diğer bir ıslah metodu ise “İntrodüksiyon” olup, çeşit zenginliğine sahip olan uzak bölge ve ülkelerden ithal edilen farklı bezelye tohumları ülkemizin değişik yörelerinde denenmiş ve çoğu kültüre alınmıştır. Bu gün Türkiye’de yetiştirilen bezelyelerin, hemen hepsi introdüksiyon çeşitleridir.

Seleksiyon: Bezelye kendine döllenen bir bitki olduğundan seleksiyonla meydana getirilmiş çok sayıda çeşit bulunmaktadır.

Saf-hat (Teksel Seçme) seleksiyonu: Kendini döllenen bezelye populasyonları az ya da çok sayıda farklı genotipteki bitkilerden oluşmaktadır. Bundan dolayı istenen özellikler yönünde seçilerek saf hat seleksiyonu uygulanır. Bezelye ıslahında yıllara göre uygulanışı:

Birinci yıl: Karışık olan bezelye populasyonu istenen özelliğe göre seçilir ve 2 m’lik bloklara 50x20 cm ekim sıklığında en az ikişer sıra halinde ekilir. Her 10 hatta bir kontrol çeşidi ekilmelidir. İstenen özelliklere göre üstün olan bitkiler seçilerek ayrı ayrı hasat ve harman edilir

İkinci yıl:  Seçilen her hattan sağlanan tohumlar ayrı sıralar halinde 2 m’lik bloklara ekilir. Ekim sıklığı 50x20 cm’dir. Yapılan gözlemlerde yine istenen özellikteki bitkiler seçilir ve ayrı ayrı hasat ve harman edilir.

Üçüncü yıl: Her hattan elde edilen tohumlar 50x20 cm ekilir. Yeterli tohumluk bulunuyorsa ekim, üçer sıra ve tekrarlamalı ön verim dönemleri biçiminde yapılır. Her hasat yılında, yabancı tozlanma ve mekanik karışımlar nedeniyle tohumluğun bozulmaması için parsellerde kenar sıralar tohumluğa katılmalıdır.

Dördüncü yıl: İstenen özellik bakımından üstün olan hat sayısı oldukça azalmış, tohumluk miktarı yeterince artmıştır. Bu nedenle dördüncü yıl çeşit verim denemelerine geçilir. Çeşit verim denemelerinde ekim sıklığı ön verim denemelerinde olduğu gibidir. Yedi yıla kadar süren bu dönemde hatların tarımsal, teknolojik ve patolojik karakterlerinin kontrolü tamamlanır.

Yedinci yıl: Yedinci yıldan başlayarak üstün saf hatlar bölge çeşit verim denemelerine alınır. Bu denemelerin değişik çevrelerde olması önerilir. Onuncu yılın başında bu denemelerde üstünlük gösteren saf hat ya da hatlar seçilir ve tescil işlemleri tamamlanır. Sonunda saf hat, “çeşit” olarak tescil edildiğinde üretim için yeterli tohumlukda sağlanır.

Onuncu yıl: Tescil edilen çeşidin tohumlukları üreticiye dağıtılır.

Toptan Seçme (Mass seleksiyonu): Yılara göre uygulanması aşağıdaki gibidir:

Birinci yıl: Karışık olan bezelye populasyonu istenen özelliğe göre seçilir ve 2 m’lik bloklara 50x20 cm ekim sıklığında en az ikişer sıra halinde ekilir. Her 10 hatta bir kontrol çeşidi ekilmelidir. İstenen özelliklere göre üstün olan bitkiler seçilerek ayrı ayrı hasat ve harman edilir. Gerekirse birkaç yıl tekrarlanır.

İkinci yıl: Seçilen her hattan sağlanan tohumlar ve standart çeşitler ayrı sıralar halinde 2 m’lik bloklara ekilir. Ekim sıklığı 50x20 cm’dir. Yapılan gözlemlerde yine istenen özellikteki bitkiler seçilir ve ayrı ayrı hasat ve harman edilir.

Üçüncü ve Altıncı Yıllar: İkinci yıl sonuçlarına göre seçilen hatlar, standart çeşitlere bölge çeşit verim denemelerine alınır. Çeşidin adaptasyon ve uniformitesi saptanır. Denemelerin uygulanması verim denemelerinde olduğu gibidir.

Yedinci Yıl: Standart çeşitlerden üstünlük gösteren çeşitlerin tohumları çiftçiye dağıtılmak üzere üretime geçilir.

Melezleme Tekniği: Bezelye melezlenmesinde ilk önce ana olarak seçilen çeşidin çiçekleri kendini döllenmeden önce kısırlaştırması gerekir. Bu nedenle çiçeğin erken dönemde olması istenir. Bu dönem çiçeğin bayrak yaprağını (vexillyum) diğer çiçek organlarını sardığı, beyaz renkli çiçeklerde tomurcuğun yeşil beyaz renk aldığı dönemdir. 2 yada 3 çiçekli olan çiçek salkımlarında, 1 yada 2 çiçeğin uzaklaştırılması ve sadece ilk çiçeğin melezlemede kullanılması önerilmektedir.

Uygun çiçek tomurcuğunun seçiminden sonra, çiçeğin bayrak ve kanatcıkları parmakla aşağıya doğru bastırılır ve böylece kayıkcığın serbest kalması sağlanır. Budan sonra ucu kıvrık bir pensle kayıkcık alttan itibaren erkek organlar açığa çıkacak şekilde yarılır. Bu durumda anterlerin kapalı olmasına dikkat edilir. Eğer anterler kapalı ise anterler dikkatlice koparılıp alınır. Anterlerin en iyi şekilde uzaklaştırılması pensle bir defada çok sayıda anterin alınmasıyla olur uzaklaştırma işlemleri sırasında dişi organa zarar vermemeye dikkat gösterilmelidir.

Tozlama için bir ya da iki gün beklenebilir. Kısırlaştırma işleminden hemen sonra çiçeğin tozlanması, çiçeğin tekrar açılıp kapama işlemlerine gerek göstermediği için daha uygundur. Tozlamada kullanılacak baba bitkiye ait yeni açılmış çiçeklerin çiçektozu bulaşmış olap tepecik tüyleri doğrudan doğruya kısırlaştırılmış çiçeğin tepeciğine sürtülerek tozlanması sağlanır (Tepecikten tepeciğe).

Melezlemede 20 oC’nin üzerindeki çalışmalarda tepecik 1 gün süreyle toz alabilir. Düşük sıcaklıklarda bu süre daha uzun olur. Ayrıca bezelye çiçektozlarına -5 oC sıcaklıkta birkaç ay süreyle canlılıklarını koruduklarının bilinmesi de melezlemede çiçek zamanlarının ayarlanmasında yararlı olmaktadır. Melezlemede kullanılacak ana ve baba bitkiler eş zamanlı çiçeklenmiyorsa bu denge ekiliş zamanlarını kaydırılmasıyla ayarlanabilir. Tozlamada başarı büyük ölçüde çevre koşullarına ve özellikle de hava koşullarına bağlıdır. Çok sıcak olmayan hava sıcaklığında tozlamada sağlanan başarı oranı %75-80 oranına ulaşılabilmektedir.

İyi bir meyve bağlama için yeterli sayıda çiçektozunun tepecik üzerine  konulması gerekir. Çiçeklerin tozlanma öncesi ve sonrasında yabancı tozlarla tozlanmaması için kısırlaştırılmış ve tozlanmış çiçekler üzerine kese kağıdı geçirilir. Çiçekler sert olduğu için bağlanmaz.

Teksel Seçme (Pedigri) Yöntemi: Bu yöntemde istenen karakterlere uygun olarak seçilen anaçlar daha önce açıklanan yöntemlerin biriyle melezlenir. Melezlemeyi izleyen sürede F2’de açılma görülmeye başlandığında bu dönemde seçme işlemlerine başlanır. Yöntemin yıllara göre uygulanması :

Birinci yıl: İstenilen özellikleri taşıyan ebevyler melezlenir.

İkinci yıl: Yeterli sayıda F1 bitkisi elde edebilmek amacıyla, tohumlar ekilir. Ekim sıklığı 50x20 cm’dir.

Üçüncü yıl: F2 bitkileri yine 50x 20 cm aralığında yetiştirilir ve istenen özelliklere sahip olanlar seçilir. Seçilen bitkilerin hepsi ayrı ayrı hasat ve harman yapılır.

Dördüncü yıl: F3 bitkilerinden seçilen herbir bitki ayrı ayrı sıralarda yetiştirilir. Yetiştirme dönemince yapılan gözlemlere göre fenotipik farklılık gösteren sıralar atılır. Kalan sıralar üzerindeki fertlere “aile” ya da “hat” adı verilir. Bu F3 dölü içinden istediğimiz özelliğesahip bitkiler seçilir.

Beşinci yıl: F4 bitkileri tekrar F3 bitkileri gibi yetiştirilir. Bu dönemde hatların çoğu homozigotluğa yaklaşmıştır. Ancak homozigot tam olmadığı için F4’de de seçme işlemleri uygulanır. F2 ve F3 döllerinden seçilen hatların çoğu F4 dölü yetiştirilmesi sırasında atılır. Çünkü bu generasyonda hatlar arasındaki genetik farklılık F2 ve F3 generasyonlarından fazladır. F4 dölünde yapılan seçim sonunda genellikle 1-2 hat kalır.

Altıncı yıl: Seçilen hatlar F5 olarak 50x20 cm, yetiştirlir. Birçok araştırıcılar F6 bitkilerinin tümünü F6’da verim ve kalite  testleri için yeterli  dane sağlamak  amacıyla  hasat ederler.

Yedi ve sekizinci: Yıllar, F6 veF7 döllerinde genelikle F5’deki işlemlerin uygulanmasına devam edilir. Kalite testleri F8’de tamamlanır.

Dokuz ve onuncu yıllar: F8 ve F10 hatları standart bir çeşite verim denemelerine alınır. Standarttan üstünlük gösterenler seçilirler.

Onbir ve onüçüncü yıllar: En üstün çeşit adayları standart çeşitlere bölge çeşit verim denemelerine  alınır ve üstün olanlar tohumlarını dağıtmak amacıyla yetiştirilirler.

Toptan Seçme (Bulk) Yöntemi: Bu yöntemin uygulanmasında seçmeye  homozigotluk sağlandıktan sonra başlannmaktadır. Yöntemin uygulanması yıllara göre şöyle olmaktadır:

Birinci yıl: İstenen özellikleri taşıyan ebebevyler arasında melezleme yapılır

İkinci yıl:  Fazla F2 populasyonu elde etmek için  F1 bitkileri  yetiştirilir.

Üçüncü-altıncı yıllar: Yılarında F3, F4, F5 bitkileri geniş  parsellerde  50x20 cm  olacak şekilde yetiştirilirler. Sağlanan tohumlar her mevsim aynı biçimde yetiştirilir. Ancak son ekiliş olan F5’da istenen özelliğe göre seçim yapılır.

Yedinci yıl: F6 bitkileri ayrı ayrı sıralarda yetiştirilir. Bu generasyonda açılma durulduğu için ıslahçı yeterli homozigot bitkiyi  seçme olanağına sahiptir.

Sekizinci yıl: F7 bitkileri standart bir  çeşitle verim denemelerine alınır. Standarttan  üstünlük gösteren çeşit adayları seçilir.

Dokuz ve onuncu yıllar: F8-F10’da üstünlük gösteren çeşit adayları bölge çeşit verim denemelerine alınır. Üstün olan çeşit adayları tohumluk dağıtımı amacıyla üretilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BÖRÜLCE

Genetiği

Gövde

Börülcede gövdenin renklenme derecesi üzerinde çevre koşullarının etkisi büyük olmakta ve bu nedenle de gövdenin renklenme durumu üzerindeki çalışmalar güçleşmektedir. Börülcede gövde rengi yeşil ya da antosiyanlıdır. Antosiyan mor ya da açık mor olarak gövdenin çeşitli kısımlarında kendini gösterir. Örneğin filde döneminde, sapcık, kotiledonlar, yaprak kulakçıkları ve asıl gövdeye antosiyan görülür. Olgun bitkilerde ise antosiyan, yaprak sapları, kulakcıklar, yaprakların dip kısmı, çiçeğin caly x e corolla kısmı ile baklalarda görülebilir. Bitkinin vejetatif kısımlarındaki antosiyan rengi x geni ile kontro edilir ve antosiyanlı gövde rengi yeşil gövde rengine basit dominanttır.

Börülcede meyve rengi ile gövde ilişkilidir, Pa geni gövdenin tamamen antrosiyanlı olmasını, p2 gövdenin kısmen antosiyanlı olmasını, pt boğumlarda küçük mor noktaların bulunmasını ve rr geni de gövdenin tamamen yeşil renkli olmasını kontrol eder.

Börülcede gövdenin sarılılcı olması T geni ile kontrol edilmektedir. Gövdenin bodurluğunu ise homozigot tt geni kontrol etmektedir.

Börülcede çiçeklenmeye deke geçen süre 49-92 gün arasında değişiklik göstermektedir. Olgunlaşma süresinde görülen farklılık iki faktör çifti tarafından kontrol edilmektedir. (Roy ve Richaharia, 1948). Bunlar dominant epistatik major Ef1 ve Ef2 genleridir. Ayrıca bazı küçük değiştirici genlerin karakter üzerinde etkileri vardır.

Yaprak

Börülce yaprakcık alanı normal olarak 5-10 Cm2 arasında değşitiği haled Tanganimka kökenli bir çeşitte yaprakcık alanı ortalama 5 cm2 olarak belirlenmiştir. Yaprak sapı uzunluğu normal çeşitlerde 15 cm olduğu halde bu çeşitte 10 cm olmaktadır. Yaprakçığın büyüklüğü ve yapak sapı uzunluğu dihibrid açılma göstermektedir. Yaprak sapının uzun olması pn, geniş yapraklığı Ls ve küçük yapraklığı da s genleri kontrol etmektedir.

Çiçek

Börülce çiçekleri büyük, gösterişli ve değişik renklidir. Çiçeğin bayrak ve kanatçıkları çoğunlukla parlak renklidir. Renklenmenin yoğunluğuna bağlı olarak kuru börülce çiçekleri mavimsi mor ya da açık sarı renk alır.

Temel Çiçek renkleri.

Koyu mor (LL dd): fazla antosiyanlı, çiçekler tomurcuk halinde kırmızımsı mor, kanatçıklar çok  antosiyanlı, kayıkçık açık antosiyanlıdan  antosiyansıza kadar değişir

Açık mor, (LL DD): renklenme bircni gruptan daha az, çiçeğin bayrak yaprağı tamamen beyaz, kanatçıklar mor çizgili, kayıkçık renksizdir.

Beyaz (II DD ve II dd): çiçek saf beyaz olmak üzere sınıflandırılmaktadır. (Harland, 1919)

Burada mor renk, beyaz ve çizgili çiçek rengine monogenik dominanttır. Mor X beyaz kombinasyonu digenik açılam göstermektedir. Mor renk ile mor çizgili renk arasındaki farklılık alacalılık faktörü tarafından kontrol edilmektedirl h (alacalılık faktörü) faktörünün bulunduğu genotiplerde çiçekler mor çizgili, daneler alacalı olmaktadır.

Çiçek renklerinde görülen farklılıkların himu halkasını oluşturan multiple genlerin etkilernie bağlı olduğu bildi rilmektedir. Koyu çiçek renkli çeşitleri genetik yapısında RWHO gen serisi, açık çiçek renkli çeşitlerde RwHO, çizgili çiçek renkli çeşitlerde Oo ve beyaz çiçek renkli çeşitlerde de rr geni ya da diğer kombinasyonlar bulunmaktadır.

Bakla

Börülce baklalarında genel renk sarımsı yeşil, yeşil ya da koyu yeşildir.  Bakla gelşimesinin erken dönemlerinde baklanın uç kısmı antosjyanlı, diğer kısımları yeşildir. Bakla olgunlaşınca üzerinde antosiyanlı çizgilre ya da lekeler görülür. Baklanın renkliliği yönünden börülcede dört farklı grup saptanmıştır.

a) Tüm bakla, uç kısmı da dahil antosiyanlı

b) Baklanın yalnızca uç kısmı antosiyanlı

c) Baklanın uç kısmı yeşil, diğer kısımları antosiyanlı

d) Bakla antosiyansız

Baklanın renklenmesinde, bazıları dane kabuğu renklerini kontrol eden birçok faktörün etkili olduğunu belirtmektedir. Çevre koşulları renklenmedeki değişiklikler üzerinde etkilidir.

Olgunlaşmış kuru börülce baklalarında kızılkahverengi, saman sarısı ve kirli beyaz renkler saptanmıştır (Ridgeway, 1912) Kur baklada görülen bu renkler antosiyansızdır. Kızılkahverengi ile saman sarısı, saman sarısı ile kirli beyaz arasında tek faktörlü farklılık saptanmıtır. Genetik olarak 11,12 tamamlayıcı genleri saman sarısı rengini oluşturur. Chre geninin 11 ve 12 genleri ile birlikte bulunması halinde kuru bakla rengi kızıl kahverengine dönüür. CBr i1 i2, cBR il i2 ve diğer gen kombinasyonlarının tümü kirli beyaz bakla rengini oluşturur.

Börülcede olg3un baklanın kıvrık olması A, düz olması da a geni tarafından kontrol edilir ve kıvrık baklalık düz baklalığa dominanttır.

Börülcede baklanın uzunluğu 30-75 cm arasında değişiklik göstermektedir. Baklanın uzunluğu üzerinde çok kez iki ya da üçten fazal gen çiftinin etkili olduğu tahmin edilmektedir.

Dane

Börüncede dane kabuğu rengi ve dane kabuğunun renklenme durumu üzerinde oldukça geniş çaplı çalışmalar yapılmıştır. Genel renk geni C’dir. Bu genle birlikte R geninin bulunması halinde dane kabuğu kırmızı U geni ile koyu kahverengi, Br geniyle kahverengi, B ve N genleriyle mavi, Br ve N genleriyle siyah dane kabuğunun rengini oluşturur. C homozigot resesif olarak bulunduğunda ise dane kabuğu renksiz olmaktadır. Başka bir görüşe göre genel renk geni R’Dir. Bunun yalnız bulunması halinde dane kabuğu kırmızı renkli M geni ile birlikte kesatne kırmızısı, N geni ile birlikte kahverengi ya da koyu kahverenigi, P geni ile mor, B geni ile siyah dane kabuğu rengini oluşturur. Siyah dane kabuğu rengi kırmızıya monogenik dominanttır. Asıl renk geninin homozigot resesisif rr bulunması halinde dane kabuğu renksiz olur e her faktör değiştirci (epistatik) etkide bulunur. Genel renk geni R ile N geninin bulunması halinde dane kabuğunun antosiyanlı (mor) siyah ve kırmızı olduğunu açıklamşılardır.

Genetik çalışmalarda dane kabuğunun renklenme durumu da dikkate çekmiştir. New Era çeşidinde mor lekeliliği E geninin kontrol ettiğini belirltmiştir. D geninin koyu lekeliliği, RNU genlerinin bulunması halinde de New Era tipi dane kabuğu renkliliğinin oluştuğunu açıklamışlardır. Araştırıcılar aynı zamanda F geninin çok hafif lekelililği, H geninin alacalılığı, G genininin noktalı alacalılığı, S geninin yabani tiplerde olduğu gibi siyah lekeliliği, T genininin açık lekeliliği, W geninin  de kahverengi lekelililği oluşturduğunu belirtimşlerdir. Dane kabuğunun benekli olmasını (Whippoorwill çeşidi gibi), V geninin, lekeli olmasını da S geninin kontrol ettiğini bildirmiştir. Araştırıcı, burada S geninin kontrol ettiğini bildirmiştir. Araştırıcı, burada S geninin etkisinin çok farklı olduğuna değinerek, aynı bitkinin çeşitli bakalarındaki danelere olduğu kadar aynı bakladaki daneler arasında da ve hatta ayın dane kabuğunun çeşitli kısımlarında değiik lekelilik meydana getirebildiğini açıklamaktadır. Sm geninin lekeliliği meydana getirdiğini saptamışlardır.

Börülce danelerinde hilum halkası  rengini kontrol eden genlerin ve bu genlerin oluşturdukları renkleri şöyle açıklamıştır.

W: Watson çeşidi tipiden hilum halkası oluşturur.

E: Küçük hilum halaksı oluşturur

S: Hilum halakısının geniş renkli alan biçiminde olmasını sağlar

H: E’yi değiştirici ve alacaklı hilum halkası oluşturur

LE: Hilum halkasının çok geniş olmasını sağlar.

 

Sitolojisi

Vigna türlerinin kromozom sayıları ilk kez tarafından açıklanmıştır. Araştırıcı, Vigna catjang (Burm) Walp ve Vigna unguiculata (L) Walp, türleride koromozom sayısını 2n=22 olarak saptamıştır. Vigna catjang’da, adi börülcede, kültürü yapılan her üç Vigna türünde de (Vigna sinentis, Vigna catjang ve Vigna seswugpedalis) kromozom sayısını 2n=22 olarak saptamışlardır.

Kök uçlarında yapılan kromozom ölçmelerinde börülcede kısa kromozomların ortalama 1.19-1.23 mikron uzunluğunda, uzun kromozomların da ortalama 2.20-2.31 mikron ufzunluğunda oldukları saptınmıtır. Börülce kromozomlarında mitoz bölünmede çok güçlükle görülen iki satelitli kromozom bulunduğu belirtilmitir.

ISLAHI

Islah Amaçları

Börülcenin kökeni Afrika’dır. Yabani formlar Afrika’da yetiştirilmektedir. Kültür formlardan farkı, tohumlarının ufak olması olgunlaşmada baklaların kangal halini almasıdır. Yabani ve kültür formlarının melezlenmesi kolaydır. Bundan dolayı ve bölülcenin yalnız Afrika Kıt’asında bulunamsı, kültüre alınmış olan börülcenin Afrika menşeli olduğunu kabul ettirir.

Börülce Islahında Gözönüne Alınacak Bitki Karakterleri

1. Verimlilik ve mukavemet

2. Şekil ve renk yönünden danede üniformite

3. Erkencilik

4. Dik büyüme, baklaların bitkinin üst kısmında teşekkül etmesi

5. Hastalıklara mukavemet (Nematod ve solgunluk).

6. Yüksek oranda pişme kalitesi, protein ve kalitesi

Islah Yöntemleri

Son elli ya da daha fazla yıldan beri kendine döldar bitkilerde genel ıslah yöntemelri (introdüksiyon, seleksiyon, melezleme) yaygın biçimde ve başarıyla uygulanmaktadır. Börülce ıslahında da uygulanmakta olan bu yöntemlerden ayrıntılı olarak bahsetmeyeceğiz. Ancak, börülcenin özellikle melezleme ıslahında değişiklik ve büyük yenilikler getiren yeni yöntemleri açıklayacağız.

Melezleme Islahı

Son yıllarda börülce ıslahında belirlenen amaçlara yönelik iki yönlü çalışma yapılmaktadır. Bu yaklaşımlardan biri, tüm düzeylerde heterozigotluğu elde edebilmek için geniş ölçüde melezleme yaparak, elde edilen döllerde teksel seme (pedigri seleksiyonu) olarak bilinen çeşit ıslahıı uygulamak diğeri, ise genetik erkek kısırlığından yararlanılarak populasyon ıslahına gitmektir.

Teksel Seçme (Pedigri)

Börülce ıslah programında melez çeşit ıslahı anaç hatların seçilmesi, çeşitli yollarla yeni kombinasyonların elde edilmesi, açılma generasyonlarında istenen karakterler yönünden seçmelerin yapılması, gerekli ön verim ve çeşit verim denemelerinin düzenlenmesine dayalıdır. Bu yöntem klasik olmasına rağmen börülce ıslahı bazı yenilikleri içermektedir.

Melezlemede anaçların seçimi amacıyla, çalışmada esas olan genetik masteryalmateryal, çeşitli ekolojik koşullarda yetiştirilerek incelenir ve değerlendirliri. İstenen karakterler yönünden üstünlük gösteren tek bitkiler anaçları oluşturmak ve başlangıç kontrollarında kullanılmak üzere seçilir

İkinci yıl  ya da mevsim: Tek bitki çemlerden elde edilen üstün özellikli anaç hatlar, F1 generasyonunu elde etmek  amacıyla tarlada ya da büyük seralarda (15x40 m) 1 m.lik sıralar halinde  yetiştirilir. Seralar, tozlayıcı böceklerin bulunmayışı ve tarlada  normal yetiştirmede karşılaşılan   rüzgar, yağmur, hastalık ve zararlıların  daha kolaylıkla  kontrol edilmesi nedeniyle önerilmektedir. Bu yetiştirme döneminde anaçlar arasında mümkün olduğu kadar fazla (1000 ya da daha fazla) melezleme yapılır.

Üçüncü-Beşinci yıllar ya da mevsimler (F2-F4) Melezleme sonrası tek  bitki seçmeleri büyük olan F2 ya da F3 populasyonlarında başlar. Bu amaçla F2 tohumları 4-6 m uzunluğunda tek ya da çok sıradan oluşan parsellerde sıra arası bitki formuna göre 50-150 cm olacak biçimde yetiştirilir. Bu generasyonda başlayan açılma, seçmelerin de başlamasını gerektirir. İstenen karakterler yönünden seçilen bitkiler, ayrı ayrı hasat ve harman edilir. Bu seçme işlemleri F3 ve F4 generasyonlarında da sürdürülür.

Altıncı yıl ya da mevsim F4’te seçilen bitkilerin tohumları F5’te bitki sıraları halinde yetiştirilir. F5 ve daha sonraki generasyonlarda tek bitki sıra ya da parsellerinden 2 m.lik bir sıradaki ürün ayrıca hasta harman edilir. Bu ayrılan örnekler patolojik ve agronomik özelliklerin belirlenmesi amacıyla kullanılır. Başka bir deyişle F5 ve daha sonraki generasyonlarda patolik ve agronomik özelliklerin belirlenmesi amacıyla parsel ürününün %10-20’lik kısmı hasat sırasında ayrılır.

Populasyon Islahı:

Börülce gibi yemeklik dane baklagillerde acil olarak etkin ıslah yöntemine gerek duyulmaktadır. Bu yönden bir olanak olarak tekrarlamalı seçme yöntemine dayalı populasyon ıslahı başarıyla kullanılmaktadır. Fakat, uygulama yöntemi ıslah amaçlarına eldeki olanaklara, çalışılan türlerin genetik yapısına bağlı olarak büyük ölçüde değişiklik göstermektedir Bitkilerde populasyon ıslahı uygulaması Spraque (1967) tarafından açıklanmıştır. Ancak, kendine döllenen bitkilerde  tekrarlamalı  seçme ile genetik erkek kısırlığın kullanılması Duvick (1966) tarafından önerilmiş; Dogget (1972) tarafından kocadarıda, Brim ve Stuber (1973) tarafından da soyada uygulanmıştır.

Bu yöntemler özellikle eklemeli gen etkilerini kullanmada genler arasındaki bağlılığın kırılmasında (linkage) ve baskılara yatay (horizontal) dayanıklı geniş tabanlı çeşitlerin elde edilmesinde kullanılmaktadır. Genler arasındaki bağlılığın kırılması kendine döllenen, genetik yönden kararlı ve eskiden beri tanınan ve ürün olan börülcede çok önem taşımaktadır.

Kendini dölleyen yemeklik baklagillerde tekrarlamalı seçme yönteminin başarısı (recurrent) geniş ölçüde melezleme olanaklarının azlığı ve uygulama güçlüğü nedeniyle sınırlı kalmaktadır. Bunun sonucu olarak da birçok kalıtsal morfolojik ve biyolojik özellik, elle yapılan kısırlatma ve tozlama işlemlerinin başarısıyla doğru orantılı olarak çeşitlere aktarılabilmektedir. Ancak son yıllarda börülcede genetik erkek kısırlığı gibi yabancı döllenme mekanizmalarının bulunuşu, ıslah programlarında seçme olanaklarını artırmıştır.

Gerçekten de son yıllarda tekrarlamalı seçme temeline dayandırılmış olan toplu seçme yöntemi börülce ıslahında atılım yapmıştır.

Nijerya’da HTA (International Institute of Tropical Agriculture) enstitüsünde yapılan çalışmalarda börülcede biri genetik erkek kısırlığı, diğeri mekanik erkek kısırlığı olmak üzere iki yabancı döllenme mekanizması saptanmıştır. Ayrıca börülcede kolay ve hızlı uygulanabilen melezleme tekniği geliştirilmiştir. Bölece börülce melezleme programlarında elle ve bal arılarıyla etkin ve hızlı yabancı döllenme olanakları artmış, kontorl için gerekli tohumluk miktarı azalmış ve 3-4 çevre koşullarında deneme olanağı sağlanmıştır. Örneğin, 60 cm çapında olan parseller, klasik 4 m.lik 4 sıralı parseller için gerekli olan tohumluğun %5’i kadar tohuma ve %15’i kadar ekiliş alanına gerek gösterir. Buna ek olarak bitkinin çok hızlı gelişen bir baklagil olması, yıl içinde fazla döl elde etme olanağını da sağlamıştır.

Yedinci yıl ya da mevsim: F5’e seçilen hatlar F6 elde etmek amacıyla 3-5 m.uzunluğundaki parsellerde 50-75 cm sıra aralığında, 2-4 sıralı ve olanakların yeterliliği oranında 2-4 tekrarlamalı ve ön verim denemelerine alınır. Bu dönemde verim sonuçları,  görünüm, hastalık oranı ve diğer agromik karakterlerden sağlanan verilerle birleştirilerek hatlar seçilir.

Sekizinci-onuncu yıllar ya da mevsimlerde (F7-F9): yapılan ön verim denemelerinde üstünlük gösteren hatlar çeşit verim denemelerine alınır. Bu denemelerde parseller 4-5 sıralı, 4 m.uzunluğunda ve 4 tekrarlamalıdır. Sıralar arası, hatların bitki formuna göre 50-75 cm.arasında değişir.

Onbirinci onüçüncü yıllar ya da mevsimler (F10-F12):  çeşit verim denemelerinde üstünlük gösteren çeşit adayları bölge çeşit verim denemelerine alınır. Denemelerin değişik ekolojilerde kurulması hatların adaptasyon alanlarını saptama yönünden önemlidir. Ekim, çeşit verim denemelerinde olduğu gibi yürütülür

Ondördüncü yıl ya da mevsim: seçilen çeşit adaylarının tescil işlemleri tamamlanır ve tohumluk dağıtımına geçilir.

Börülcede genetik erkek kısırlığı tek resesif (ms2ms2) geni tarafından kontrol edilir. Bakla tutma ve olgunluk dönemine kadar genetik erkek kısır bitkileri fenotipik olarak döldar bitkilerden ayırt edilemez. Kısır bitkileri yalnızca tozlama olmadığında dane bağlamaz. Anterleri küçük, zayıf gelişmiş ve canlı çiçek tozu taşımaz. Bu özellik birçok börülce hattına aktarılmakta ve tekrarlamalı seçme uygulamasında başarı artmaktadır. Ancak geliştirilen hatlarda erkek kısırlık ile bağlılık gösteren (linkage) işaret geninin bulunması, steril bitkilerin erken dönemlerde ayırdedilmesi yönünden istenmektedir.

Bu yönden HTA da geliştirilen uygulamada genetik materyal karışım halinde yetiştirilerek erkek kısırlığın populasyona aktarılması sağlanır. Burada uygulama şöyle yapılmaktadır.

1. Genetik stoktan üstün karakterleri olan 100-200 hat ya da tek bitki eliti seçilir. Seçilen hat ya da bitkilerden sağlanan eşit miktardaki tohumlar, 10 m.genişliğindeki melezleme bloklarına ekilir. Ekim sıralar arası 1.5 m.sıralar üzeri 50 cm.olacak biçimde yapılır. Elle yapılacak melezlemeler için bloklar, iki genetik erkek kısır bitki bloku arasında bir tozlayıcı blom gelecek biçimde alternatif olarak sıralanır. Bal arılarıyla tozlama amacı güdülüyorsa bu kez her blokta elit bitki ve genetik erkek kısır bitki sıraları alternatif olarak birbirini izleyecek biçimde ekim yapılır.

Bu yetiştirme döneminde çiçeklenme zamanında genetik erkek kısır bitik sıraları ya da bloklarında görülen fertil bitkiler seçilerek atılır. Steril bitkiler böcekler ya da döldar elit bitkilerden sağlanan çiçek tozlarıyla elle döllenir. Olgunluk döneminde bu bitkiler hasat ve harman edilir.

2. So Yetiştirme: Melezlenmiş erkek kısır bitkilerden ve gözlem bahçesindeki yetiştirmeden sağlanan tohumlar ekilerek bunlar içinden 600-1000 ya da daha fazla bitki S1 dölü yetiştirmek için seçilir.

3. S1 kontrolü: S1 olarak 200-300 bitki sarısından sağlanan tohumlar olanaklar ölçüsünde tohum yeterliliği oranında, iki ya da daha fazla tekrarlamalı olarak üç farklı çevre koşulunda yetiştirilir. Ayrıca merkez istasyonda, üstün karakterli 50-100 hatta onar bitki seçilir ve tohumları karıştırılarak tekrar başlangıç populasyonu oluşturulur. Ayrıca tüm çevre koşullarında yapılan verim denemelerinde üstünlük gösteren hatların da %10’u seçilir (20-30 hattan 10’ar bitki9 ve bunların tohumları karıştırılarak tekrar başlangıç populasyonu oluşturulur.

Nijerya’daki bu kuruluş (HTA) tarafından geliştirilen populasyon ıslahı yönteminde “mainstream”, “backup” ve birçok alt populasyonlar bulunmaktadır. Alt populasyonlar özel konularda (örneğin, horizontal dayanıklılık) çok hızlı ilerleme olanakları sağlamaktadır. Alt populasyonlar ve diğer yeni stoklar “mainstream”e katılmadan önce agromik karakterlerin saptanması amaıyla “backup” populasyonuna katılır. Aynı zamanda “mainstream” ve “backup” populasyonlarındaki elit materyal arasında akış sağlanarak materyalin agronomik karakterleri incelenir.

Her erkek kısır (500) populasyonda (A,B,C) 10-20 erkek kısır bitki elde melezlenir

Islah Çalışmalarında Yapılacak Morfolojik ve Fenolojik Gözlemler

1. Çeşidin Kütün Numarası: K.No.

2. Çeşidin Kökeni ve Adı

3. Ekim Tarihi

4. Çıkış Tarihi: Ekilen  tohumların %50-60’ının çıkış gösterdiği gün

5. Bitki Tipi: D= dik, YD= yarı dik, Ya = yatık, G=gür, Gya=gür yatık.

6. Her tekrarlamada 1 m.’lik sıradaki bitki  sayısı (adet)

7. Çiçekleme Tarihi: Parseldeki bitkilerin %50’sinin çiçeklendiği gün

8. Bitki boyu (cm): Çiçeklenmede her tekrarlamada 10 bitki ortalaması olarak

9. Çiçek Rengi:

10. Bitki görünüşü: 1=kuvvetli, 9=zayıp

11. Çıkışta tecanüs: 1= çok  mütencanis, 9 = gayri mütecanis

12. Hastalık durumu: 1 = sağlam, 9= tam hasta

13. Bakla şekli: D= düz, K1=kıvrık, Dk1= düz ve kıvrık karışık

14. Bakla rengi:

15.Bakladaki tohum sayısı: Her tekrarlamadan 10 baklanın ortalaması olarak.

16. Bakla büyüklüğü (cm):

17. Vegetasyon süresi:

18. Tohum rengi:

19. Hilum Halkasının rengi:

20. Tohum  büyüklüğü:

21. Baklanın çatlama oranı: 1= çatlamaı yok, 9= çatlama önemli

22. 1000 dane ağırlığı gr.olarak

23. Dekardan kaldırılan ürün miktarı Kg.olarak

Ekleyen : Admin Tarla Bitkileri Okunma : 2570 Eklenme : 03.01.2014 19:53:55
Bu Konu Hakkında Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?







Tarla Bitkileri - Kategorisine Yeni Eklenen Konular
Yoncanın Toprak İsteği Ve Hazırlığı

Yoncanın Toprak İsteği Ve Hazırlığı

Yonca en fazla tınlı, kumu çok olmayan, yeter derecede kireç içeren toprakları sever. Kökleri derinlere indiğinden toprağın derin olmasını ister. Yonca yetiştirilen topraklarda iyi bir drenaja ihtiyaç vardır. Yonca, köklerini toprağın derin katlarına indirdiğinden tabanda durgun su ihtiva eden topraklardan hoşlanmamaktadır. Taban suyu derinde ol...

Kanola Tarimi

Kanola Tarimi

Bir yağ bitkisi olan kanola (Brasicca napus Oleifera sp.), ülkemize Balkanlardan gelen göçmenlerle kolza ve rapiska adı ile 1960 yıllarında getirilmiştir. Kanola ekilişi son yıllarda, başta Trakya olmak üzere ülkemiz genelinde uygun ilklim koşullarında hızla artmaktadır. Kanada'lı bitki ıslahçıları 1970'li yıllarda kolza bitkisi üzerinde yaptıkl...

Korunga Tarımı

Korunga Tarımı

korunga Özellikle Doğu Anadolu’da yetiştirilen bir baklagil yem bitkisidir. Korunganın yeşil otunun şişirme özelliği olmadığından hayvanlara verilebilir. Kuru otu da besleyicidir.Toprak yönünden fazla seçici değillerdir. Fakir, kıraç ve kireçli topraklarda başarılı yetiştirilir. Kurağa ve soğuğa dayanıklıdır. Su arkının altında yonca, üstünde ko...

Yonca Tarımı

Yonca Tarımı

Yonca Uzun ömürlü çok yıllık bir baklagil yem bitkisidir. Protein oran %10 -19 arasında değişir. A vitamini ve mineral maddelerce zengindir. Bileşiminde bulunan hidrosiyonik asit hayvanlarda şişkinlik yapar. Yonca tınlı ve kireçli topraklarda iyi gelişir. Fazla kumlu ve killi topraklarda gelişemez. Taban suyunun 2 m den aşağı olması arzulanır. Y...

Saman Silaji

Saman Silaji

Saman Silajinda Arpa ve buğday samanı Protein ve kalsiyum gibi besin maddeleri bakımından fakirdir ve hayvanlara dolgu maddesi olarak verilmektedir. Hayvan başına 3-5 kg kadar verilebilir.

Şeker Pancari Ve Yapraklarinin Hayvan Beslemede Kullanimi

Şeker Pancari Ve Yapraklarinin Hayvan Beslemede Kullanimi

Şeker pancarının kendisi Karbonhidratça zengin ve kolay fermantasyona uğradığı için hayvanlar için uygun bir yem değildir. Fermantasyon neticesinde fazla gaz ortaya çıkar ve bu gaz yemden yararlanmayı düşürür. Bu nedenle şeker pancarını az miktarda ve diğer yemlerle karıştırarak vermelidir.

Çayir Otu Silaji

Çayir Otu Silaji

Çayır otlarında en uygun biçim zamanı çiçeklenme başı veya ortasıdır. Erken dönemde biçilen bazı çayır otIarının ve karbonhidrat oranı düşük olan baklagil otlarının silolanabilmesi için katkı maddelerine gerek vardır. Bu amaçla yaygın kullanılan katkı maddelerinden melas suda eritilerek 40-50 kg/ton; tahıl kırması 10-20 kg/ton nispetinde kullanı...

Tarla Bitkileri - Kategorisinin En Çok Okunan Konuları
Silaj Tanımı & Yapımı

Silaj Tanımı & Yapımı

Silaj;Yeşil sulu bitkilerin havasız ortamda fermantasyonu ile elde edilen yemlere denir.Çiftçilerimiz tarafından yem turşusu, ot turşusu veya hayvan turşusu gibi adlarla anılmaktadır.Yapılan araştırmalara ve maliyet hesaplamalarına göre;Hayvanlara silaj yedirilerek sağlanan protein, fabrikasyon karma yemden sağlanan proteine göre beş kat daha uc...

Nohut Yetiştiriciliği

Nohut Yetiştiriciliği

Nohut, çok ince hazırlanmış bir tohum yatağına gerek duymaz, fakat toprağın derin sürülmüş olmasını ister. Tarla, sonbaharın başında pullukla 18-20 cm derinlikte sürülür. İlkbahara kadar bu şekilde bırakılır. İlkbaharda toprak tava gelir gelmez kazayağı-tırmık takımı ile 6-8 cm derinlikte ikinci bir sürüm yapılarak tarla ekime hazır hale getiril...

Yulaf Yetiştiriciliği

Yulaf Yetiştiriciliği

Yulaf toprak seçiciliği, çavdardan sonra en az olan serin iklim tahıl cinsidir. Yeterli nemi olan fakir topraklarda bile yetiştirilebilmektedir. Yulaf bataklık alanların tarım arazisine çevrilmesinde kullanılabilecek bitkilerden biridir.

Yem Bitkilerinin Sınıflandırılması

Yem Bitkilerinin Sınıflandırılması

1. Botanik yönden sınıflandırma a) Buğdaygiller (Poaceae=Gramineae b) Baklagiller (Fabaceae=Leguminosae) c) Diğer Familyalar

Çeltik Yetiştiriciliği

Çeltik Yetiştiriciliği

Çeltik Yetiştiriciliğinde sonbaharda tarla 15-20 cm derinlikte sürülür. İlkbaharda 10-12 cm derinlikte birinciye çapraz yönde ikilenir. Diskaro ve tırmıkla tarla düzeltilir. Sedde ve tirlerle çevrili tavaların yapılmasından önce, tarlanın en yüksek yerinden ana sulama kanalı ve en alçak yerinden ana boşaltma kanalı geçirilir. Tarlada su dağıtma ...

Yem Bitkilerinde Ekim Nöbetinin Faydaları

Yem Bitkilerinde Ekim Nöbetinin Faydaları

Baklagillerin köklerinde bulunan yumrucuklarda (Nodozite) yaşayan yumrucuk bakterileri (Rhizobium sp.) havanın serbest azotunu toprağa bağlarlar. Baklagil ve buğdaygil yembitkileri yetiştirildikleri toprakta bol miktarda kök artığı bırakarak, toprağın organik maddece zenginleşmesini sağlarlar. 3. Baklagil ve buğdaygil yembitkil erinin ekim nöbet...

Soya Fasülyesi Yetiştiriciliği

Soya Fasülyesi Yetiştiriciliği

Soya üst üste aynı tarlaya ekilmemelidir. Çünkü hem verimi düşer, hem de hastalık ve zararlılar çoğalır. Şekerpancarı, mısır ve buğday ile ekim nöbetine girmesi uygundur.İlk defa soya ekilecek tarlanın mutlaka Rhizobium japonicum bakterileri ile aşılanması gerekir. Bunun için ekimden önce tohumlar gölge bir yerde, 100 kg tohuma 2 su bardağı su y...

BİZİ TAKİP EDİN

Facebook Twitter Rss İletişim

YENİ PROJEMİZ

sorhocam

SPONSORUMUZ

İntfa

Ziraattube veritabanında (26) kategoride toplam (2636) içerik vardır! Ayrıca sitemizi şuan 14706 kişi gezmektedir.

Copyright 2011 - 2014 Tüm hakları saklıdır.| Project by Arafa KARAÇELEBİ

Sayfa Yüklenme Süresi : 0,11 saniye.

Yukarı Çık